Bizimle iletişime geçin

Profiller

FABIAN CANCELLARA

Spartaküs emeklilik sonrası yaşamını, Phil Gaimon ile atışması ve Olimpik altın madalya boynundayken neler hissettiğini Cyclist’e anlattı.

Fotoğraf SAM HOLDEN

Röportaj STU BOWERS

Cyc: Bazı profesyonel bisikletçiler emekliliklerinin ardından bisiklet sporunun dışında kalmayı tercih ediyor. Ancak siz hala bisikletin içindesiniz. Şimdilerde sabahları uyandığınızda sizi ne motive ediyor?

Fabian Cancellara: Bir bakıma bisikletin içinde bir bakıma da değilim. Bisiklet sporunun profesyonel yönünün artık çok uzağındayım, ancak iki teker benim hayatım. Şimdilerde sabahları beni motive eden şey, insanların bisiklete binmesini sağlayacak projelerin bir parçası olmak.

Önüme gelen hiçbir projeyi reddedemiyorum, ama gelecekte daha seçici olmam gerektiğinin farkındayım. İki çalışanımın olduğu bir şirket kurdum. İş seyahatleri nedeniyle gerçekten yoğun bir programa sahibim; bu nedenle, hala projeler ve aile yaşamı arasında bir denge kurmaya çalışıyorum.

Cyc: Kariyerinin son dönemlerinde pelotonun patronuydun. Şimdi bu rolü kim üstlenebilir?

FC: Pelotonun patronu olma rolünü ben tercih etmedim. Zaten böyle bir rol size kendiliğinden verilmeli. Ama bunu en büyük bisikletçiler yapmayacaksa da kim yapacak? Genç bisikletçilerin sesi az çıkıyor. Bisiklet sporunu savunmak ve pro bisikletçiler olarak birlik içinde olmamız gerektiğinde, bu görevi ben üstlendim. Ayağa kalktım ve bisikletçilerin birlik olması gerektiğini dile getirdim. Tabii takımlar, UCI, ASO, medya ve diğerleri için durum karmaşık bir hal aldı ve eminim bundan çok da memnun kalmadılar.

Şimdi ise pelotonun sözcüsü belki (Philippe) Gilbert olabilir. O da düşündüklerini dile getirmekten çekinecek biri değildir. Ya da belki Peter Sagan… Belki de henüz böylesi bir rolü üstlenecek olgunluk seviyesine sahip değildir, ama zamanla bu role evirilebilir.

Cyc: Peloton içerisinde bu kadar gür sesli bir isimken, bunu televizyonda yarış yorumcusu rolüne taşımak istemez miydiniz?

FC: Belki arada bir, ama Giro, Vuelta ya da Tour de France için üç hafta boyunca yollarda olacağım bir görev için hazır değil. Aylarımı seyahatte harcayacak kadar bisiklete binmeyi henüz bırakmadım.

Cyc: Son zamanlarda yarışlarda meydana gelen kazaların sayısının arttığına dair görüşler var. Sizce de artık daha mı fazla kaza yaşanıyor?

FC: Daha fazla kazanın meydana geldiğini sanmıyorum. İnsanlar her zaman kaza yapıyordu ve bu disk fren ya da disk fren olmadan önce de öyleydi. Değişen şey şu ki, yarışlar artık gittikçe hızlanıyor ve stres seviyesi de buna bağlı olarak yükseliyor. Pelotonun içerisinde ise artık bisikletçiler birbirlerine daha az saygı gösteriyor, her şey daha uçlarda. Sonuç olarak daha fazla kaza yaşanıyor.

Cyc: 16 yıllık pro kariyerinde pek çok değişime tanıklık ettin, ancak yeni nesil bisikletçileri nasıl değerlendirirsin?

FC: Gerçek şu ki, yeni prolar geçmiştekilerden oldukça farklı. Şimdiki gençler kafayı tamamen verilerle bozmuş ve sosyal medyada daha fazla zaman harcıyor; buna karşılık yakınındaki insanlarla daha az vakit geçiriyorlar. Bjarme Riis bize insanlarla çalışmayı öğretti. Ona göre bacaklarınıza masaj yapan masörden sponsora kadar grup içerisindeki her bir birey eşit derecede öneme sahipti. Eğer gün sonunda odana gider ve sosyal medyada takılırsan hiçbir şey öğrenemezsin. İnsanlarla konuşarak öğrenirsin ve her bir etkileşimden yeni bir şeyler alırsın.

Cyc: Bazı durumlarda bisikletçilerin yarış sonuçları değil, sosyal medya hesapları baz alınarak kontrat bulduğu konuşuluyor. Sizce bugünlerde sosyal medyada daha geniş kitlelere hitap etmek bisikletçiler üzerinde baskı yaratıyor mu?

FC: Eğer yeterince iyi bir bisikletçi değilseniz olabilir. Ama eğer sosyal medyada büyük bir takipçi kitlesine sahipseniz, pazarlama için bir tercih olabilirsiniz. Üzücü olan, aniden Instagram ve sosyal medya gibi şeyler ortadan kalkarsa ne olacak? Bu insanların elinde ne kalacak? Hiçbir şeyleri… Kaybolup gidecekler. Bu nedenle, gün sonunda profesyonel bisikletçiler öncelikli olarak bisiklet yarışlarını kazanmalılar.

Cyc: Sosyal medyadan bahsetmişken… Peki ya Phil Gaimon’la yaptığınız küçük atışma?

FC: [Gülüyor] Peki, evet onla bir oyun oynadık. Ancak farklı bir şekilde. Sonuç olarak, her ikimiz için de kazan-kazan durumuydu. Bu sayede, o kendi kampanyasının tanıtımını yaptı, ben de benimkini. Önemli olan da bu değil miydi?

Cyc: Arkadaş oldunuz yani?

FC: Yani, “arkadaş” diyemeyeceğim, ama birbirimizi anladık. Ben onun söyledikleriyle ne yapmak istediğini anladım ve sanırım o da beni Spor için güzel bir birliktelikti. Açıkçası Lance Armstrong’un arkadaşı değilim, ama bir gün onunla sürüş yapma fikri doğsa hayır demem. Aynı şekilde, Tom Boonen ya da başka isimlerle de. Hala bisikletlerimizi sürmeyi seviyoruz, çünkü bu bizim tutkumuz.

Cyc: Söz Boonen’dan açılmışken, 2005 ve 2014 yıllarındaki Roubaix ve Flanders yarışlarını neredeyse ikiniz kazandınız. Böylesi bir rekabet bir daha tekrarlanır mı?

FC: Bir dönem boyunca koşulan yarışları yalnızca iki bisikletçi kazanırsa, şüphesiz böyle bir rekabet tekrarlanabilir. Ama böylesi bir çekişmeyi planlayamazsınız, sadece kendiliğinden doğar. Harika olan bu yarışlar ve aramızdaki rekabet sayesinde, bisiklet tarihinin kitaplara geçen bir parçası haline geldik. Ancak bu her zaman iyi bir şey anlamına gelmez. Son zamanlarda her zaman farklı bir şampiyon çıkıyor, açıkçası bu daha ilgi çekici. Bu yıl neler olacağını ise yaşayarak göreceğiz.

Cyc: Yedi anıtsal klasik, Büyük Tur etap galibiyetleri, dünya zamana karşı şampiyonluğu, olimpik altın madalyanın da dahil olduğu 86 zafer elde ettin. Bisikletçilerin gittikçe daha fazla tek bir alanda uzmanlaşmaya başladığı günümüz bisiklet dünyasında sence böyle bir rekora birileri ulaşabilir mi?

FC: Kariyerime zamana karşı uzmanı olarak başladım. Klasiklere ve az günlük etaplı yarışlara odağımı sonradan çevirdim. Şimdi bakacak olursak, yalnızca saf bir sprinter olmayan Sagan var. Pek çok sprint finişi kazandı, buna karşın farklı tür yarışlarda da başarı gösterme kapasitesine sahip. Valverde ise farklı durum ve şartlar altında yarışlar kazanabilen komple bir bisikletçi.

Cyc: Kazanamadığın için pişmanlık duyduğun herhangi bir yarış var mı?

FC: Evet, Dünya Şampiyonası Yol Yarışı’nı ya da Flanders’ta dördüncü zaferi elde etmek harika olurdu. Ancak başka bir yönüyle, kariyerimin son yarışı Olimpik altın madalyayı cebime koymayı bildim. Bu hayal dahi edebileceğimden büyük bir başarı. Bu sebeple, bisiklet sporunu huzur içinde bıraktım.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Kaçırmayın:

SEYİT KIRMIZI

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

POLARİZE ANTRENMAN MODELİ

Bloglar

SON ŞAMPİYON

Haberler

TUR’UN MİLLİ KAHRAMANLARI: AHMET ÖRKEN

Bloglar

GENİŞ AİLE

Bloglar

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!