Bizimle iletişime geçin

Editoryal

TARİH YAZAN: DE ROSA

Kadro üretimi konusunda çok azı De Rosa’yla aşık atabilir. Cyclist Türkiye, De Rosa hanedanlığını oluşturan bisikletlerin ardında yatan hikayeleri dinliyor.

Yazı  JAMES SPENDER Fotoğraf MIKE MASSARO

Milano’da bulunan Via Vincenzo Bellini’deki 24 numaralı kapının aralık penceresinden, şöyle bir göz ucuyla bakarsanız, tanıdık bir manzarayla karşılaşırsınız. Mütevazi ve aydınlık bir ışıklandırmaya sahip içeride, atölye tezgahının üzerine bırakılmış yarım düzine bisiklet, sergilenmek için orada değiller. Hayır, burası lüks bir mağaza değil, burası De Rosa’nın atölyesi.

Çalışma masasında oturan kır saçlı, mavi kazaklı ve bol pantolonlu beyefendi, burnunun üzerindeki gözlükten pembe sayfaları olan bir gazeteye dikkatlice bakıyor. Arkasında ise muhtemelen bir atölyeye yahut depoya açılan bir kapı var. Burada hiçbir şey alışılageldik değil.

Evet, burası sıradan bir bisiklet atölyesi de değil ve karşımızda da zaten, sıradan bir bisiklet üreticisi yok. Karşımızdaki isim, 84 yaşında olmasına karşın, bugün bile oğulları Danilo, Cristiano ve torunu Nicolas’ı, kurduğu aile şirketine denetlemeye gelen Ugo De Rosa var.

Atölyede, 1970’lerden kalma kadrolar, kaynak makinelerinin yanı başında duruyor. Tozlu bir çift klasik Campagnolo Ghibli jant seti, parlak titanyum rafların yanında asılı. Ve bir de tabi, her çeşit materyal ve renkten yapılmış bisikletler var. 

Tüm bunların merkezinde ise geçmişi hatırlatan, gelecek için ise ilham kaynağı olan, tarihe meydan okumuş altı bisiklet var. Klasik olarak kabul edilen bu altı De Rosa, şirketin tarihini kelimelerin ifade edebileceğinden çok daha iyi anlatıyor. “Yeni bisikletlerimizi görüyor olmanıza rağmen” diyor Cristiano De Rosa, Cyclist’i atölyenin zemin katında gezdirirken…

EVGENI BERZIN ZAMANA KARŞI, 1994

Berzin’in 1994 Giro’da sürdüğü bu model, ürettiğimiz ilk aero bisikletlerden biriydi” diyor Cristiano De Rosa. “3T parçaları ile çelik Columbus borular kullandık. Borular son derece dardı ve alın borusunda bir kaplama vardı. O zamanlar aerodinamik üzerine yalnızca fikirler yürütüyorduk. Alın borusunu şöyle yapalım, bakalım nasıl bir geri dönüş olacak.”

Berzin’in bisikletinin alın borusunun ön ucuna, üçgen şeklinde sac parçası lehimlenmiş. Alın borusunun arkasında ise yalnızca iki buçuk santimlik boşluk bırakılmış. Aerodinamiğe yönelik bisiklet üzerinde yapılan diğer çalışmalar ise muhtemelen daha başarılı. Orta boru ile çeki borusunu birleştiren arka boru (seatstays) sanki rüzgarı bıçakla kesecekmişçesine ince profilli (şirketin en hafif borusu, 0.4mm’ye kadar inceliyor.)

Columbus Genius alt boru ile sele borusunun aerofil profili, eşleştiği üst boru profiliyle, işlevselliği tartışılır, oldukça uyumlu görünüyor. Ancak Giro’nun 8’inci etabı, 44km’lik zamana karşıda en yakın rakibini ortalama 25 hız ile bir dakika, 16 saniye geride bırakan Berzin’e fark eden bir şey yok. 18’inci etabın hikayesi de benzerdi: Berzin TT’de Miguel Indurain’i 20 saniyeyle geride bıraktı. 

EDDY MERCKX, 1974

Ugo De Rosa, Raphael Geminiani ve Gianni Motta’dan Rik Van Looy ve Francesco Moser’e kadar uzana efsane isimlere bisikletler yaptı. Şüphesiz, markanın efsanevi statüsü Eddy Merckx için çalışmaya başlamasıyla kazandıldı.

“Babam resmi olarak, 1973 ve 1978 yılları arasında Merckx’in bisikletlerini yaptı. Merckx onu gittiği her takıma götürdü – Molteni, Fiat, C&A – babam aynı zamanda onun mekanikeriydi. Bana bir keresinde Merckx için yılda 50 kadro ürettiğinden bahsetti, çünkü Eddy geometri konusunda takıntılıydı.

Alın borusu 1mm uzun olduğu için yeni kadro yaptırıyormuş. Ancak artık durum farklı. Takımlar Ugo’ya bisiklet için ödeme yapıyorlar. 1974 sezonunda Eddy’nin Fransa Turu’nu, Giro d’Italia ve Dünya Şampiyonası’nı (üçünü bir arada kazanan tarihteki ilk bisikletçi) kazanırken kullandığı bisikletlerden biri olan bu bisiklet ise yüksek bir meblağa denk geliyor.  

“Pek çok yarışçı gibi, Eddy de her zaman ekipmanlarından avantaj sağlamanın yolunu arardı. Eddy, babamdan aynakol yaprağı, sele borusu ve fren kolları gibi parçalardan fazla ağırlıkları atmasını istemişti. De Rosa’nın kalp logosunun ortaya çıkışı da böyle oldu. Babam orta göbeğin alt kabuğuna üç tane delik delmiş. Daha sonra zaman içinde kalp şekli haline gelen bu üçgen, Eddy’e o zaman 5 gram kazandırdı!”

TITANIO, 1994

Babam titanyumu 1990’larda denedi – öncesinde varsa yoksa çelikti – ve 1994’te titanyum bisikletler üretmeye başladık. Bu bisiklet Gewiss-Ballan takımının Rus bisikletçisi Evgeni Berzin’e aitti. Bu bisiklet ile 1994 Giro d’Italia’da zafere pedalladı.”

Titanio, profesyonel seviyede yarış koşan ilk titanyum bisiklet değil – Greg LeMond’un Team Z takımı 1991 Fransa Bisiklet Turu’nda Merlin Extra Light titanyum kadro ile koştu ve Birmingham merkezli bir şirket olan Speedwell, 1970’li yıllara kadar uzanan titanyum kadrolar üretti. Ancak Titanio’yla De Rosa benzersiz bir başarı yakaladı.

Gewiss 1994 sezoununda, bu bisikletlerle, 40 zafer kazandı. Galibiyetler arasında, Giorgio Furlan tarafından kazanılan Milan-San Remo, bir diğer Berzin imzalı zafer Liège-Bastogne-Liège ve Moreno Argentin öncülüğünde elde edilen Flèche Wallonne’da 1-2-3 derecesi vardı.Genç Lance Armstrong da aynı yarışta Titanio’yla ikinci ve dördüncü olabildi.

“Bizim için harika bir bisikletti. Babama sorarsanız, size favori malzemesinin titanyum olduğunu söyleyecektir. Tüm titanyum kadrolarımızı Cusano’da yapıyoruz. Kardeşim Danilo tasarımı yaptıktan sonra kadro Alessio ve oğlum Nicholas tarafından üretiliyor. Ugo, Nicholas’a ve Alessio’ya en iyisini yapmayı öğretti. Ancak Nicholas henüz 25 yaşında. Sanırım bu onu, dünyanın en genç titanyum kadro üreticilerinden biri yapıyor.”  

CLASSICO, 1956

Bu bisiklet Cusano Milanino’da (fabrika lokasyonu) yaşayan bir adamdan geldi. Büyükbabası babamın bir müşterisiymiş ve bu bisikleti 1955 ya da 56’da Ugo’dan satın almış. Büyükbabası öldüğünde bisiklet torununa miras kalmış, ancak torunu bisiklete, büyükbabası kadar sıcak yaklaşmamış. Bana geldi ve “Elimde hangi model olduğunu bilmediğim bu eski bisiklet var ve yeni bir bisiklet satın almak istiyorum” dedi.

“Bisikleti görür görmez hemen, ‘Bunu bana satmak mı istiyorsun?’ dedim. ‘Aileme sormam gerek’ dedi ve ertesi gün, Bora jantlı ve Campagnolo Super Record EPS’li Protos ile takas edebileceğini söyledi. Ben de ‘Tamam, çok teşekkür ederim’ dedim. O çocuğu hala Protos’a binerken görüyorum.”

 Nasıl baktığınıza bağlı olarak farklılık gösterse de, her iki taraf için de karlı bir takas. Cristiano benzer klasik çelik kadronun Japonya’da 61 bin TL’ye alıcı bulduğunu söylüyor. De Rosa’nın modern yarış bisikleti olan amiral gemisi Protos’a yakın bir bedel. Cristiano, Campagnolo Gran Sport arka artırıcının, gidondan vites değiştirme özelliğinin yerine ortaya çıkışından bugüne yarattığı etki karşısında hayrete düşüyor.

MERAK, 2000

Babamın amcası motosiklet mekanisyeniydi ve o günlerde, II Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, bisiklet ve motosikletin kadro inşa metotları benzerdi. Babam amcasından çok şey öğrendi ve henüz daha çok genç bir yaşta çelikten yarış bisikletleri yapmaya başladı. Artık tüm malzemelerden bisikletler üretiyoruz ama 1990’ların ortasında alüminyum tercih ediliyordu.

”Alüminyumun önemi, Lance Armstrong’un Tour de France’ı karbon fiber Trek OCLV 5200’yle ‘kazanmasıyla’ azalmaya başladı ama bu, Romans Vainsteins’in bu özel Merak’ı kullanmasına engel değildi. Letonyalı, Fransa’nın Plouay kentindeki 2000 Yol Yarışı Dünya Şampiyonası’nda sürpriz bir zafer kazandı. Vainsteins, Polonyalı bisikletçi Zbigniew Spruch’u ve üç kez gökkuşağı mayoyu sırtına geçiren Oscar Freire’yu 269km’lik parkurda geçerek zafere ulaştı. Yarışı 42.7kmh ortalama ile bitiren Romans Vainsteins, bitiş çizgisindeki düelloda 70kmh’a kadar ulaştı.

35TH ANNIVERSARIO, 1988

De Rosa markası üç jenerasyon gördü ama Ugo sahip olduğum tek babam. Ugo şirkete henüz daha 20 yaşındayken hayat vermiş. Çocukken evimizin altında bir laboratuvar vardı. Sonrasında 1985’te Cusano’ya taşındık. Ugo Cusanolu değil, ama annem buralı. Evlenmeleriyle babam buraya taşınma kararı almış!

“Bu bisiklet, 35’inci yıl dönümümüzü kutlamak için Amerikan piyasasına özel yapıldı. Üretiminde Columbus SLX boruların kullanılması itibariyle önemli; çünkü SLX ve SPX profesyonellerin tercihiydi. Gerçekten de bu bisiklet Nuovo Classico’dan farksız – yalnızca kadro boyası farklı ve sadece 35 adet üretildi. Dürüst olmam gerekirse, sınırlı sayıda üretim fikrine sıcak bakmıyoruz, ama Amerika’daki distribütörümüz böyle bir talepte bulundu.

“Frenler oldukça güzel – Campagnolo Delta. Üzerine işleme yapmanın ne denli zor olduğunu hatırlıyorum (Ugo De Rosa’nın imzası kazınmış). Bu bisikletin sahibi aslında benim yakın bir arkadaşımdı. Arkadaşım hayatını kaybettiğinde eşi, bisikleti bana vermesini vasiyet ettiği bir mektup bulmuş. Atölyenin üst kattında bana bırakmasını söylediği beş bisiklet daha var. Onunla beraber Inter maçlarına giderdik. 2008-2011 yılları arasında İnter kazanan bir takımdı – Şampiyonlar Ligi, Coppa Italia, Serie A. Her kupa kazandığımızda özel bir bayrak satın aldım ve onun anısına bisikletlerinin üzerine astım.”

DE ROSA SK DISK, 2019

SK’yı Pininfarina ile geliştirdik. Bir gün bir araba firması bizle kontak kurdu ve “Bir bisiklet geliştirmek istiyoruz. İki üreticiyle görüştük, ilgilenip ilgilenmediğinizi öğrenmek istiyoruz” dediler. Aslında bizi tercih etmiişlerdi.

“Başlangıçta araç üreten bir firma ile birlikte bisiklet geliştirme fikrine ‘hayır’ dedik (Pininfarina, Ferrari ile yaptığı çalışmalarla ünlü bir İtalyan endüstriyel tasarım şirketidir). Ancak bize aynı zamanda tekneler, trenler, binalar ve hatta stadyumlar yaptıklarını söylediler. Şaşırmıştım. Teklifi kabul ettik ve sonrasında çalışmalara başladık.

“Super King’i tasarlamaya çoktan başlamıştık. Bu nedenle onları bu projeye dahil ettik, ama neyin olması gerektiğinin kararını verecek olan bizlerdik, onlar değil. Aerodinamik bir yarış bisikleti olacaktı. Size şöyle söyleyebilirdim; kendi rüzgar tünelimizi inşa etmek için iki milyon Euro harcadık… Ama bu doğru değil, aerodinamik olan onlardı.

“Bizim için bisiklet kültürü bu. Yeni malzemeleri gelenekle birleştirmek. SK klasik stil bir bisiklet ama disk frenli. Bu, kompakt kadroları neden sevemediğimin de bir nedeni. Aynakol ve gidon barı kompakt ama kadro değil. Burada da gördüğünüz gibi horizontal kadro borularını seviniyorum.

“Aramızdaki iş ortaklığı gittikçe gelişiyor ve bana bir yıl daha verin, Pininfarina ile iki bisiklet daha üretebiliriz. Onlara neden bizi seçtiklerini sordum. Bana; De Rosa’nın harika fikirler yaratabildiğini, stil sahibi olduğunu ve İtalyan bisiklet geleneğine sahip çıktığımızı söylediler.  

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorum yapmak için tıklayın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

BİSİKLET VE VEGAN BESLENME

Editoryal

BABALAR GÜNÜ İÇİN HEDİYE SEÇENEKLERİ

Editoryal

BİSİKLET VE DİZ SAĞLIĞI

Editoryal

PROTEİN TAKVİYESİ

Sponsor

Reklam
Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!