Bizimle iletişime geçin
Cyclist Türkiye Tüm D&R Mağazalarında!

Profiller

PATRICK LEFEVERE

Mütevazi bütçeyle takımı Quick Step adına sayısız zaferin arkasındaki beyin olan Patrick Lefevere, tartışmasız bisiklet dünyasının en başarılı menajeri. Lefevere aynı zamanda çekişmelere de alışık biri. Cyclist Türkiye, “Kurt Sürüsü”nün alfa erkeğiyle buluşmak üzere rotasını Belçika’ya kırdı

Yazı James Witts  Fotoğraf  Sean Hardy

O bisiklet sporunun en harika takımının yol göstericisi. Belki de bütçesine kıyasla herhangi bir spor branşının en göz alıcı takımının” diyordu, Mart 2019’da Guardian’dan Richard Williams. Peki kimden bahsediyordu? Belki Manchester City’den Pep Guardiola? Yahut All Blacks’den Steve Hansen? Williams ekliyor, “O, modern dünyada geçmişten beslenmek yerine şimdiki zamanın efendisi olarak var.”

Söz konusu “efendi”, Belçikalı WorldTour ekibi Deceuninck-QuickStep’in yöneticisi Patrick Lefevere. Patrick Lefevere, yarış ve yöneticilik geçmişi kırk yıl öncesine kadar uzanan; modern zamanların en başarılı takımını kuran; ama aynı zamanda bazılarının maço ve modası geçmiş olarak adlandırdığı bir adam. Ocak ayında Lefevere bisikletçilerinden Ilio Keisse’nın, kadın hayranı ile poz verirken cinsel içerikli bir hareket yaptığı için Vuelta a San Juan’dan atılmasının ardından, kadının tek isteğinin para olduğu iddiasında bulununca eleştiri oklarının hedefi haline geldi.

“Düşüncelerini doğrudan söyleyen biriyim. Bazen fazla doğrudan” diyor, Flanders’deki bir sanayi sitesinde bulunan Deceuninck-QuickStep’in servisinde bir araya geldiğimiz Lefevere. “Ancak beni asla yalan söylemekle itham edemezsiniz. Eğer diyecek bir şeyim yoksa çenemi kaparım. Nazik görünen ama özünde kibar olmayan birindense kendim olmayı tercih ederim. O tarz kişilerin dudaklarından asla gerçek bir şeyler dökülmez.”

Kılavuzu başarı

Çok yönlülüğüyle QuickStep geçtiğimiz altı yılda UCI sıralamasının zirvesine çıkmayı başardı. Bu rakam yedi de olabilirdi, ama 2012 yılında Team Sky, – her iki takım da 51 galibiyet almasına karşın – 115’e 144 podyum derecesiyle sıralamayı lider tamamladı. 2012 ve 2018 yılları arasında 403 zafer kazanan takım için podyum dereceleri yalnızca birer dipnot. 2.’likler ve 3.’lükler yalnızca ekibinden ve kendisinden fazlasının gerekli olduğuna dair işaretlerdir.

Göz alıcı bir Bahar Klasikleri sezonunun ardından beklentilerin karşılandığı açık. Bu satırlar baskıya giderken Lefevere’in takımı 25 galibiyet aldı. 22 ile Astana ikinci sırada. Ancak Belçikalı Lefevere’i

memnun eden miktardan ziyade galibiyetlerin kalitesi. Ekibin 2019 yılı zaferleri arasında Julian Alaphilippe ile Milan – San Remo’da ve Philippe Gilbert’le Paris – Roubaix’de 1.’likler bulunuyor. Bunları başka klasik galibiyetleri takip etti: La Flèche Wallonne, Scheldeprijs, Kuurne-Brussels-Kuurne, Strade Bianche…

Bu başarılar QuickStep’in Fernando Gaviria’yı kaybetmesine rağmen geldi. Üç sezonda takım adına 31 galibiyet alan Gaviria, bu yıl dolgun bir maaş için UAE’e transfer oldu. Lefevere ayrıca eski Roubaix ve Flanders şampiyonu Niki Terpstra’yı kaybetti. Buna karşın Lefevere’in en büyük gücü sıkıntılı anlarda grup iradesini canlı tutması.

‘Kazanmamı sağalyacak zekaya sahiptim, ama büyük yarışları kazanacak bacaklarım yoktu.’

“Burada iş bana düşüyor” diyor Lefevere. “Rakiplerimizin çoğu hükümetler tarafından destekleniyor: Lotto-Soudal, Astana, FDJ… Eğer finansal yapımızda bir boşluk varsa açığı kapaması gereken benim. Ve eskisi gibi artık şahsi mal varlığımı takıma harcamak istemiyorum. Bu nedenle bütçe yaratmayalım! Ama sayılarla oynamaya alışkınım.

Lefevere, “Bisikletçiler bilançonun önemli bir parçası” diye ekliyor. “Elinizde bir tarafında giderlerin sütun halinde yazılı olduğu, diğer tarafında ise gelirleri gösteren bir beyaz kağıt olmalı. Takımı güvende tutmak için kağıtta yazan kolonların güçlü ve zayıf yönlerini dengelemek gerekir. Tabii ki güçlü bisikletçilerimizi elde tutmayı ve mümkünse geçmişte olduğu gibi uzun süreli anlaşmalar yapmayı tercih ederim. Tom [Boonen] 15, Johan [Museeuw] 11 ve Terpstra’yla sekiz yılım geçti.”

Fakat diyor Lefevere, isimler gelip geçici. Bisiklet sporunun kırılgan bir iş modeli olması, TV gelirinin olmaması, transfer masrafları ve  bilet ücretleri nedeniyle sözleşmelerin genellikle üç yıldan uzun sürmemesi ve genellikle sadece bir yıl olması anlamına geliyor. İşte bu nedenle, diye ekliyor Lefevere, herhangi bir takımın daimi yapı taşları – sportif direktörler, soigneur’ler ve pazarlama ekibi – paha biçilmezdir.

“Etrafındaki insanlar evinizin temelidir. Eğer evi toprağın üzerinde inşa ederseniz yıkılır. İyi bir kurumsanız güçlü kalırsınız. Eski bir yarışçı olan sportif direktör Wilfired [Peeters] 25; doktor Yvan [Vanmol] 26; kurumsal iletişimden Alessandro [Tagner] 19 yıldır benimle.”

‘Kollektif akla sahibiz. Belki bire birde Peter Sagan’ı yenemeyiz, ancak birlik olursak bunu başarabiliriz.’

Elbette istikrar başlı başına başarının garantisi değil. Taktik ve destek ekibinin yarış deneyimleriyle Lefevere’in iç güdüsünün uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Örnek olarak Lefevere; Domo-Farm Frites-Latexco’nun başındaki zamanını hatırlatıyor.

“Aralık 2000’di ve takım kaosun eşiğindeydi. Dünya Şampiyonu Romans Vainsteins’i kadromuzdaydı ama 10 kilo fazlası vardı. Motosiklet kazasından dönmeye çalışan Museeuw ise formsuzdu. Paris – Roubaix’ye bir hafta kala iyi bir derece dahi elde edememiştik.

“O gün bir Belçika televizyon kanalı için yarışı yorumlayacaktım. Bu nedenle yarış parkurunu gezmiştim. Güzergahın bazı noktaları çamurluydu, ancak Compiegne’da yollar kuruydu. Yarışın en önündeki 20, 25 kişilik grupta yeterli sayıda bisikletçimiz vardı. Yağmurun başlamasıyla olası bir kazadan kaçınmak için ıslak Arnavut kaldırımlı sektörlere en önde girmek zorundaydık. Sonuç olarak sportif direktörümüzü aradım ve ona, ‘Bas!’ dedim. Karşılık olarak, ‘Daha bitişe çok var’ dedi. Ama sözlerimi tekrarladım ve kimse ardına bakmayacak, yarışı bu şekilde bitireceğiz dedim.”

Takım emirlere itaat etti. Servais Knaven’in (Team Ineos’un sportif direktörü) kazandığı yarışta Domo-Farm Frites-Latexco sporcuları podyumu kapamanın keyfini yaşadı.

Kara koyun

Bu hikayede içe sinmeyen tek bir şey var. Eğer Lefevere takımın ardındaki beyin ise niçin televizyonda yorumculuk yapmaktansa Roubaix’yi takım aracından takip etmiyordu?

“Pankreasımdan tümör alınmıştı” diye yanıtlıyor Lefevere. “21 Eylül 2000’de teşhis kondu ve 7 Kasım’da ameliyat oldum. Operasyon öncesi Domo benle iletişime geçerek takım menajeri olmamı istedi. Ben de kabul ettim. Doktor evde altı ay istirahat etmemi istiyordu. Bunun yerine bir ay Leuven Üniversitesi Kliniği’nde yatılı kaldım ve ardından takımın antrenman kampına katıldım. Seyahat etmem önerilmiyordu ama bir arkadaşımın özel uçağıyla Wevelgem’den Mayorka’ya uçtum.”

“Hastanede olduğum zamanı hatırlıyorum; tavana bakıyor, kirişleri sayıyordum”, Lefevere anlatırken gülüyor. “Fakat şikayet ederek iyileşemezsiniz. Mayorka’ya yalnızca iki günlüğüne gitmiştim ama bu seyahatin iyileşmeme % 20 oranında katkı sağladığını düşünüyorum. İşimin başında olmam önemliydi çünkü bisiklet tüm hayatım ve tutkum.”

Lefevere kanserle bugüne kadar süren savaşını anlatmaya başlıyor. “Her zaman cesurdum.”

Söz konusunu cesaret kendini otomobil işinde olan bir aileden gelmesine rağmen bisiklete binme kararı almasında gösteriyor. Ailenin kara koyunuyum diyor Lefevere. 21 yaşında profesyonel olan Lefevere Kuurne-Brussels-Kuurne’nin yanı sıra İspanya Turu’nda bir etap kazandı. 1980 yılında henüz daha 25 yaşındayken beklenmedik şekilde emekliliğini açıkladı. Ne bir sakatlık ne de bir sağlık sorunu, basitçe Lefevere spora veda etmişti.

“Menajerlik kariyerimde bana fayda sağlayacak zekaya sahiptim ama büyük yarışlarda zafer elde edecek bacaklarım yoktu. Eddy Merckx ve onun ihtişamı hakkında çok şey okumuştum. Ben de onun gibi olmak istiyordum. Ne yazık ki hayallerime ulaşamayacağımı her geçen yıl daha net şekilde anlıyordum.”

Lefevere vakit kaybetmeden yarıştığı takım Marc VDR’de sportif direktörlük görevine başladı. Birçoğu kendinden yaşça büyük bisikletçilere şeflik yapmak (Bradley Wiggins’in babası Gary dahil), Lefevere’nin gözü karalığını ve karakteristik özelliklerini geliştirdi.

Belçikalı bir günlük gazete tarafından doping ile suçlanan Lefevere’in takımı, bu sebeple oluşan maddi zararı geri temin etmesini bildi. “Gazetecilere, ‘Eğer iddia ettiğiniz kliniği ziyaret ettiğimi TV’de canlı olarak kanıtlayabiliyorsanız size 50.000 € vereceğim’ dedim. Ama onlar bunu ispatlayamadı.”

Takım 1981’de kapandığında Lefevere Capri-Sonne’ye geçti. “Ama sonra o takım da kapandı, ben de tam zamanlı bir muhasebeci oldum. Ancak Lefevere’in muhasebecilik kariyeri uzun sürmeyecekti. “1988’de TVM’ye geçmeden önce 1985 ve 1987 yılları arasında Lotto’da sportif direktör olarak çalıştım” diyor Lefevere. TVM üç yıllık bir kontratla kapımı çaldı ama takımın dayandığı temeller hoşuma gitmedi.” Sonrasında Lefevere Domex-Weinmann ile anlaştı. “Zor zamanlardı. Bütçeyi denkleştirmekte zorlanıyorduk. O zamandan bu günlere pek bir şey değişmedi anlayacağınız” diyor Lefevere yüzünde kocaman bir gülümsemeyle.

Lefevere kariyerinin önemli bir dönüm noktası olarak gördüğü GB-MG’deki görevi 1991 ve 1994 yıllarını kapsıyordu. “Wilfried Peeters ve Johan Museeuw takıma katıldı. Her ikisi de başarılı bisikletçilerdi ama sprint finişlerinde Mario Cipollini’ye domestiklik yapmalarına ihtiyacımız vardı. Sonuç olarak kollektif akıl devreye girdi ve o sezon birçok zafer kazandık. Yalnızca Klasikler’de değil, etaplı yarışlarda da başarılı olduk. Ayrıca Tour’u 3.’lükle tamamladık.”

1995’te Lefevere Mapei’ye geçti ve İtalyan ekibini bisiklet tarihinin gördüğü en kuvvetli takımlarından birine dönüştürdü. Bir yıl önce Mapei renkleriyle İsviçreli bisikletçi Tony Rominger, İspanya Bisiklet Turu’nu kazanmıştı, ancak takımın esas itibar kazandığı alan Paris-Roubaix’nin de dahil olduğu tek günlük yarış galibiyetleriydi.

1998 yılına gelindiğinde Patrick Lefevere takım menajeri rolünde Giuseppe Saronni’nin boşluğunu doldurdu. “QuickStep’in sponsorluğu devreye işte o zaman girdi. Firmaya bisikletin en büyük takımıyız, gelin ve bize katılın dedim.”

Zaferleri yenileri izledi, ancak 2002 yılında Mapei elit seviyede bisiklet sporundan çekilme kararı aldı. Lefevere (O dönem Domo-Farm Frites-Latexco takımındaydı), QuickStep’in sahibi Frans De Cock’un ne yapmalıyım diye kendisine danıştığını söylüyor. Pek çok insanın seni arayacağını (sponsor ve para arayışı için) ancak ona kendi takımımızı kurmamız gerektiğini söyledim.

Kurtları büyütmek

O tarihten itibaren QuickStep, takımın ana sponsorluğunu üstlendi. Ancak döşeme şirketinin akıttığı milyonlara rağmen takım hala orta sınıf bir WorldTour bütçesine sahipti. Lefevere için bunun tek bir anlamı vardı; kendini ispatlamış garanti kazananlar yerine gençlere yönelmek ve onların kapasitelerini maksimize etmek.

Lefevere’in Remco’dan büyük umutları var – “Remco’nun yaşında bu kadar iyi bir bisikletçi daha görmedim – ve babası bana, ‘Remco’nun tek bir hayali var, o da senin takımın adına yarışmak’ dedi.

Milan-San Remo, Strade Bianche ve La Flèche Wallonne’de başarı getiren Julian Alaphilippe’i ele alalım.

“Bir gün takım süvanyörlerinden biri Dünya Gençler Cyclocross Şampiyonası’nı (2010) 2. sırada tamamlayan bir gençten bahsetti. Henüz 17 yaşında büyük bir yetenek diyordu. Bir sezon boyunca onu izlemeye aldık ve Armée de Terre [2017’de desteğini çeken Fransız ordusu tarafından finanse edilen Fransız ProContinental takımı) adına yarışırken onu renklerimize bağladık.

Ve bir de Remco Eveneopel var. 19 yaşındaki Belçikalı 2018 yılında girdiği 35 yarışın 23’ünü kazandıktan sonra – Avrupa ve Dünya Şampiyonası’nda altın madalya dahil –  U-23 kategorisini es geçerek QuickStep takımına katıldı. Genç yetenek bazıları tarafından yeni Eddy Merckx olarak anılmaya devam ediyor.

“Onun yaşında bu kadar iyi bir bisikletçiyle daha önce hiç karşılaşmamıştım” diyor Lefevere. “Avrupa Şampiyonası’nı neredeyse 10 dakika farkla kazandı. Ardından Dünya Şampiyonası’nda kaza yaparak iki dakika geriye düştü ama pes etmedi. Tekerinde güçlü bir Alman [Marius Mayrhofer] vardı ama – bam, bam, bam – Remco bir dakika farkla kazanmayı başardı!”

Lefevere genç yıldızı takıma katmanın, özellikle Team Sky’ın da ilgisi varken, ne denli zorlu bir savaşa dönüştüğünü söylüyor. Ancak herkesi tanıyan adamın, Remco’nun babası Patrick ile de tanışıklığı vardı. “Remco’nun babası oğlunun tek bir hayali olduğunu söyledi” Lefevere duraksıyor. “Ve bu hayal senin takımın adına yarış koşmak. İtibar sahibi bir takımız ve bu sayede onu transfer ettik.”

Bu itibar Lefevere’in takıma sadakat duyulmasını sağlama yeteneği üzerine kurulu. Takımın ‘Kurt Sürüsü’ takma adını almasının asıl nedeni de bu.

“Lakap bir şaka sonucu doğdu ama yayıldıkça yayıldı” diyor Lefevere. “Ancak kolektif akla her zaman sahiptik. Bire birde belki Peter Sagan’ı yenemezdik ama hep birlikte bunu başarabilirdik.”

Peki Lefevere kazanan ekibi oluşturan ‘kurtları’ nasıl buluyor ve besliyor? “Her bir bisikletçi farklıdır” diyor Lefevere. “Elbette bisikletçileri fiziksel testlerden geçiriyoruz ama psikolojik denetimlerimiz de oluyor. Bisikletçinin karakterini anlamamızı sağlayan çok iyi bir sisteme sahibiz.”

Lefevere testlerin neler olduğunu açıklamaya yanaşmıyor, ama sonuçlar gözlem ile sabit. Ve eğer dereceler pozitif yönde olmazsa, Lefevere için tek bir yol var: “Kaybedenler için asla vaktimi israf etmem. Eğer şampiyon karakterine sahip değillerse sonsuza dek bu mantalitede kalırlar ve benimle de kısa bir birliktelikleri olur. Bu takımın bir parçası olacak bisikletçi, yalnızca kendini düşünemez; ayrıca UCI’ın biyolojik pasaport testlerinden geçmesi gerekir.”

Doping. Lefevere kadar uzun bir süre bisiklet sporunun içerisinde olduğunuzda doping kaçınılmaz bir konu haline gelir. Bisikletçi olarak Lefevere amfetamin kullandığını itiraf ediyor. Menajer olarak da başından bazı ‘olaylar’ geçtiğini söylüyor. Tom Boonen iki kez kokain ile yakalandığında ve eski yarışçı Patrick Sinkewitz, 2003-2005 yılları arasında takım adına yarışırken ekibi sistematik doping yaptığı iddiasıyla suçladığında, takımın lisansı askıya alındı. Buna karşılık; takıma ceza verilmedi ve Sinkewitz’in suçlamaları hiçbir zaman kanıtlanamadı. 2007 yılına gelindiğinde ise Belçika’nın en bilinen gazetelerinden Het Laatse Nieuws’in üç gazetecisi ‘Patrick Lefevere, 30 yıllık doping’ adlı bir rapor yayınladı. Suçlamaları reddeden Lefevere, mahkemeye gitti ve sonucunda gazeteciler 500.000€ ödemeye mahkum edildi.

“Ancak €34 milyon kaybettim” diyor Lefevere. “İsviçreli kahve makinesi üreticisi Franke ile ön protokol imzalamıştım ama bu suçlamalar nedeniyle anlaşma yattı. Gazetecilere, ‘İddia ettiğiniz gibi bahsedilen kliniği ziyaret ettiğimi TV’de canlı olarak kanıtlayabiliyorsanız size 50.000€ vereceğim’ dedim. Ama yapamadılar, bunun yerine soğuk terler dökmeye başladılar.”

Gazetenin sahibi ana şirket, raporun yayınlanmasından iki hafta sonra orjinal hikayenin geri çekilmesini sağladı. Raporu hazırlayan iki yazar ve bir editör yaşanan tüm zararlardan sorumlu tutularak, işlerinden oldu.

“Bana gelerek, ‘Çocuklarımız var ve evimizi kaybediyoruz’ dediler. Ben de onlara, ‘Çocukları ve evleri olan 55 kişiye iş sağlıyoruz ve sizin yüzünüzden bir sponsordan olduk. Paramı geri istiyorum – evlerinizi satın – umrumda değil, dedim. Sonuç olarak gazete elini taşın altına soktu ve parayı ödedi. İyi bir takım menajeri olduğum kadar, iyi de bir kriz yöneticisiyimdir.”  

LEFEVERE İLE…

…MATHIEU VAN DER POEL’UN BABASI, ADRI

“Köklü bir geçmişimiz var. Takımımda yarıştı ve Rabobank’ta işe girmesinde ona yardımcı oldum. Raymond Poulidor’un kızıyla evlendi ve iki çocukları oldu, David ile Mathieu. Mathieu henüz 10 yaşındayken, Adri bana gelip onun çok yetenekli olduğunu söyledi. Her baba oğluyla gurur duyar ama Adri haklıydı.”

 …BİR MENAJERİ NE İYİ YAPAR

“Büyük bisikletçiler iyi birer patron olmayabilir. ‘Normal’ bir bisikletçinin nasıl hissettiğini bilemezler. Kaybetmenin acısını hiç hissetmediyseniz, birine bunu nasıl açıklayabilirsiniz? Evet, kazanırken de acı çekilir ama bu başka bir his. Kazanmak kolaydır. Birine kazanmayı öğretmek içinse önce kaybetmeniz gerekir.”

…ÇALIŞTIĞIN EN İYİ BİSİKLETÇİ

“Johan Museeuw özeldi ve Tony Rominger makine gibi çalışırdı – çok güçlüydü. Ve Cipo’dan [Mario Cipollini] herkes korkardı. Mark Cavendish’in ilk yıllarında olduğu gibi patlayıcı bir karaktere sahipti. Ama bir hata yaptığında gerçekten patladı. Yine de güçlü karakterlerle bir problemim yok.”

Lefevere bisikletin insani yanına vurgu yapsa da bisikletçilerini mal varlığı olarak görüyor: “Bisikletçiler yıllık bilançonun en önemli parçasıdır. Elinizde bir tarafında giderlerin sütun halinde yazılı olduğu, diğer tarafında ise gelirleri gösteren bir kağıt olmalı”

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

BİSİKLET DÜNYASI GIOVANNI IANNELI’NIN ÖLÜMÜYLE SARSILDI

Haberler

STRAVA KULLANICILARINA KÖTÜ HABER

Haberler

SERİ Mİ ÇEVİRMELİ, SERT Mİ?

Editoryal

OKAN BAYÜLGEN: “OTOMOBİL ALMAK BENCE SALAKLIK”

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!