Bizimle iletişime geçin
Cyclist Türkiye Tüm D&R Mağazalarında!

Editoryal

DAHA HIZLI DAHA AERO

Son hıza ulaşmanın peşinde, Cyclist en hızlı disiplinde daha hızlı olmak için bir yolculuğa çıkıyor, zamana karşı

Daha hızlı sürmek istiyorum. Hayatım boyunca bisiklet üstünde hep bu hedef için uğraştım. En mutlu olduğum anlar yolun altımdan kayıp gittiği, süratimin 40kms olduğu zamanlardı.

Daha da hızlı gidebilmek, zor bir mesele, pedallara daha sert yüklenmenin ötesinde daha pahalı bir bisiklet de gerektiriyor. Hızı yükseltebilmek aslında karmaşık ve uzun bir yolculuk gerektiriyor.

Veloptima’nın kurucusu, Leeds Beckett Üniversitesi’nden araştırmacı dostum, Dr. Barney Wainwright,  “Süratini ortaya koyduğun güç ve hava direnci belirler” diyor. “Hızını yükseltmek için, güç üretimini optimize etmen gerek ve hava direncini düşürmek için bisikletin üzerindeki duruşunu gözden geçirmelisin”. Kulağa basit geliyor, ama daha aero olabilmeyi denemiş herkes gibi pedallarken bisikletin üzerinde daha çok alçalabilmek ise kolay olmaktan çok uzak.

Zamana karşı, sürat için deneylerime rehberlik edebilecek tek platform, o hızın en saf alanı, yarışçının hızının sadece kendi performansına bağlı olduğu, desteksiz bir solo yarış.

Daha önce zamana karşı koştum, ama en iyi zamana karşı bisikletlerinde bile hiçbir zaman tam anlamıyla hızlı olduğumu söyleyemem. İyi zamana karşı yarışçılar doğal olarak kısa süren bir yarış isteğindedirler, dolayısıyla amatör seviyedeki sporcular da sürrealist hız seviyelerine ulaşabilmenin peşindedirler.

‘En iyi duruş pozisyonun gerçekte ağırlıklı olarak fizyolojinle ilgilidir’

Bu yaz, One Pro-Cycling’ten Marcin Bialoblocki en iyi zamanı verdi – 16km’lik Britanya TT parkurunda. –16 dakika 35 saniyelik süre, bu ortalama hızının 58.5kms olması anlamına geliyordu. Bialoblocki profesyonel bir sporcu olabilir, ama bir çok İngiliz amatör de aynı seviyelere yaklaşabiliyor. Buna karşılık benim 16km’lik zamana karşı derecem ise acınası bir süre, 22dak. 40saniye, bu da ortalama hızımın 42.5kms olduğunu gösteriyor.

Bu, 50kms hız değerinin üzerine çıkan sporcuların insanüstü olmaları mı demek? Strava’ya göz attığımızda 50kms hızla sürebiliyor olmak hatırı sayılık ölçüde bir beygirgücü istiyor. Ama sayılar bunun yapılabildiğini gösteriyor. Peki ben nerede yanlış yapıyorum? İçgüdüsel olarak elbette ki önce bisikletimi suçluyorum. 

Resmi çizmek

Texan’ın bir keresinde söylediği gibi, bu bisikletle ilgili değil. “Ama amacın en hızlı olmaksa, doğru bisikleti kullanmak elbette işe yarayacaktır”.

Bunu aklımda tutarak, testlerime başlamak için Giant Trinity Advanced Pro’yu seçiyorum. Bu bisiklet, zamana karşı uzmanlarından Tom Dumoulin’in favori savaş atı, komponent entegrasyonu ve tasarım denince her ayrıntısına kadar en çok tutulan bisiklet. (kutucukta inceleyin)

Giant Trinity Advanced Pro, tartışmasız seri bir bisiklet ve 16km’lik sürüşüme başladığımda kendimi uçuyormuş gibi hissediyorum. Ama parkuru bitirdiğimde süremin, en iyi derecemden sadece bir kaç saniye daha iyi olduğunu görüyorum. Benim aradığım ise bir kaç dakika daha iyi sonuçtu.

Beni geri tutanın bisikletim olmadığı aşikar, böylece geriye tek bir olasılık kalıyor o da kendim. Acaba bisikletin üzerinde daha iyi bir duruş sağlarsam, istediğim hıza ulaşabilecek miyim?

“Bu oldukça komik, insanlar bisikletin üzerinde en iyi pozisyonu almak için farklı duruş tiplerini iddia ederler.” diyor Simon Smart. Simon, Brackley’deki Mercedes Wind Tunnel’de bir çok profesyonelle ve en iyi takımlarla çalışmış bir aeorodinamist. “En iyi duruş pozisyonun, gerçekte ağırlıklı olarak fizyolojinle ilgilidir. Ne kadar esnek olabildiğin, uzuvlarının ve eklemlerinin boyutları ve yapısı gibi” diyerek devam ediyor.

“Antrenmanlarında, yarışta sağlayabileceğin sürdürülebilir hızın hakkında bilgi sahibi olmalısın”

Müşterileri ile yaptığı çalışmalarda, farklı fizyoloji tipindeki insanların bisiklet üzerindeki duruşlarını en iyi yapan şeylerin de farklılaştığını saptamış. 

Rüzgar tünelinin içinde olmak, büyük bir güce karşı koymak demek ve ben ulaşmaya çalıştığım seviyede bu güce cevap verebilmekten çok uzağım. Ajandamda ilk sırada bike-fit yaptırmak var. 

Yol bisikletinden zamana karşı bisikletine geçiş, sadece yol bisikleti gidonundan, aero bara geçiş yani sadece kolların duruşunda meydana gelecek bir değişiklik gibi görülebilir ama aslında bu duruş bike-fit’te komple bir değişim getirecek demek.

Velo Atelier’den bike-fit uzmanı, Lee Prescott, “Üst vücudunu doğru pozisyonda sabitleyebilmek için, tüm vücudunu ileri doğru hareket ettirecek bir açı yakalamak gerekir” diyor.

Prescott, aerodinamikliğimi test etmeden önce, en güçlü ve en verimli olacağım ayarları yapmamı sağlıyor. “Gidonu alçaltarak, en iyi aerodinamik pozisyonu sağladığını düşünmek işin kolayı” diyor. “Pelvisin ön kısmından geçen atardamarların var ve çok alçalman kan akışını sürekli keserek bacağında hissizliğe ve daha ileri durumda ciddi sakatlanmalara yol açar”.

Önden, yandan ve arkadan video çekilerek, dengem ve gücümün verimliliği ile ilgili beni şoke eden sonuçlar ortaya çıkıyor. Oysa ileri doğru yatmanın ve gidonu alçaltmanın omuzlarımdaki yükü azaltarak ve kalçamın açısını değiştireceğini ve bana daha stabil bir duruş pozisyonu kazandıracağını düşünmüştüm.

Prescott ise başımın, vücuduma oldukça uzak kaldığını ve bunu değiştirebilmenin dirence karşı anahtar rol oynayacağını söylüyordu.

Şu an için, bisiklet üzerinde doğru pozisyonu bulmam gerektiğini anladık sonrasında ise bu şekilde hala yeterli güç üretebiliyor muyum ona bakmalıyım. Sonuçlara göre belki de üretebildiğim güç miktarında da değişime gitmem gerekecek.

“Güç ölçümü, zamana karşı için oldukça yararlı” diyen Wainright’ın tavsiyesi: “Antrenman değerlerinde sana daha çok zaman kazandıracak olan yarışta sağlayabileceğin gerçekçi ve sürdürülebilir hızın hakkında bilgi sahibi olmalısın”

Antrenman anlamında beni zayıflatan alanlar hakkında bilinç geliştiriyorum. Wainright’ın tavsiyesini dinleyerek, eşik hızım üzerinde çalışıyorum ve yavaş yavaş yol bisikletindeki değerlerimi yakalayıp yakalayamayacağımı izliyorum. Yeni duruş pozisyonum en yoğun güç üretimimi yakalamamı zorlaştırarak, zamana karşı bisikletinde, yol bisikletindeki Vo2 max değerlerimi yakalamama engel oluyor.

Haftalar bir bir geçerken, 30 saniyelik, 60 saniyelik ve 5 dakikalık intervallerin onlarcası geride kalıyor. Böylece hedeflerim yavaş yavaş şekillenmeye başlıyor, 16km’lik zamana karşıda 20 dakika altı veya 40km’lik zamana karşıda 52 dakikanın altına inebilmeliyim. Henüz bu hedeflerin yakınında olduğumu söyleyemem. Şimdi Wainright’ın yanına giderek detaylara inme zamanı.

Direnç nedir?

Wainright’ın ben sürerken, onun direncimi ölçeceği sistemi kurduğu Derby Velodromu’nun yolunu tutuyorum. Mekanikerler başta biraz kafamı karıştırıyorlar.

Wainright, “Hem hız hem de ürettiğin güç verilerini kaydediyoruz” diyor. “Veriler wi-fi ağıyla geliyor ve bir bir yazılım paketinde her saniye kayıt ediliyor. Böylece ürettiğin gücü, parkur çevresindeki hızını ve bunlara ek olarak barometrik basınç değerlerini saptayarak, direnç alanın hakkında hesaplamalar yapabiliyoruz”

Öncesinde rüzgara karşı bir pekmezin içinde yol almaya çalışırken, şimdi tereyağını kesen sıcak bir bıçak gibiyim

Etkin basınç alanın (CdA olarak bilinir) bir sporcunun ne kadar aerodinamik olduğunu saptamaktaki anahtar ölçü. 20kms hızı geçtiğinde, aerodinamik direnç %70 oranında kendi direncimize eşit olur ve şu şekilde formüle edilir; gidiş yönündeki 1/2 hava yoğunluğu x CdA x hızın büyüklüğü.   

Basit olarak ortaya koymak gerekirse, her %1’lik CdA azaltımı, %1 daha az hava direnci sağlar. Bu büyük bir oran, gururla söyleyebilirim ki zamana karşı için sınavıma başlayabilirim. Şimdi yapmam gereken kendi değerlerimi nasıl iyileştireceğim. 

Bir kaç denemeden sonra kolayca açığa çıktığı gibi kabul etmem gereken bir şey var, ben pek de aero değilim.

“Bisiklet üzerindeki duruşundan söyleyebilirim ki CdA verilerin şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek değerler” bunu söylerken çok kibar olmadığı kesin. “Omuzlarının bu iş için oldukça geniş olduğu görülüyor. Bu, verilerini geliştirmede bizi hep kısıtlayacak.” Bike-fit sonrası en iyi CdA skorum 0.273, bu bağlamda ulusal seviyede bu oranın 0.2’nin altında olduğunu belirtmeliyim. Böylece kendimi %36 oranında geliştirmem gereken zorlu bir yol var. En iyi seviyedeki sporcularla aramdaki dakikalar şimdi bir anlam ifade etmeye başlıyor, ben gücümün çoğunu rüzgara karşı harcıyorum.

“Bazı sporcular, geniş omuzlarını kıstırarak rüzgardan kaçmayı başarabiliyorlar”  Wainright beni teselli ediyor. “Ağırlıklı olarak üst vücudu kullanan bir sporda bu bir avantaj, ama senin ihtiyacın olan içeri doğru kapanabileceğin esnek omuzlar.”

Dünyanın en iyilerinden Tony Martin de T şeklinde bir vücuda sahip ama sürüş sırasında sanki omuzları yokmuş gibi bir görünüm almayı başarıyor. 

Wainright sözünü bitirmiş değil, “Gelişim gösterebileceğin daha çok şey var. İyi bir kapanma için üst vücudun üzerinde çalışmalara başlayacağız. Aynı omuzların gibi, başın da hava direnci yaratıyor. Ama buna da çözüm bulabiliriz”.

“Başını, kürek kemiklerine doğru düşürmelisin.” diyerek işe başlıyor. Beni doğru duruş pozisyonuna getiriyor, boynumu bir akbaba gibi büküyorum, bu sayede önümü görebilmem hala mümkün. Ama canım yanıyor hem de fena halde! Yine de ilk denemeyi yapıyoruz ve süratimin arttığını fark ediyoruz. CdA değerimde de düşüş var.

“Başını omuzlarına yaklaştırarak, kaskınla vücudun arasındaki mesafeyi azaltarak küçültüyoruz. Bu hava akımını yumuşatıyor.” diyor. Bisiklet üzerinde küçük teknik değişimlerle, gidon mesafesi ve sele yüksekliği üzerinde de biraz daha çalışarak, daha alçak bir duruş elde ediyoruz.

Hızda meydana gelen değişim daha görünür. İlk sürüşümün ilk 3km’sinde ortalama 43kms’e ulaşabilmişken, şimdi aynı mesafede 45kms’in üzerine çıkmayı başarıyorum. Öncesinde rüzgara karşı bir pekmezin içinde yol almaya çalışırken, şimdi tereyağını kesen sıcak bir bıçak gibi hissediyorum. Wainright kapıldığım coşkunun farkında. “Bu hızı bir yarış boyunca koruyabilmen ise biraz zaman alacak” diyerek beni uyarıyor.

Eve döndüğümde, daha aerodinamik olmanın bisiklet üzerindeki duruş pozisyonumla ilgili olduğunun bilincindeyim. Her akşam, amatör ve profesyonel zamana karşı yarışçılarının fotoğraflarına bakıyorum. Bisiklet üzerinde nasıl bir pozisyon aldıklarını inceliyorum. İyi kapanarak omuzlarını küçültmeyi başaran sporculara imreniyorum ve onları kendime referans alıyorum. Akşam yemeğinde karşımda duran kız arkadaşımın dar omuzlarına gıpta ile bakıyorum. 

Ama bunların ötesinde benim için önemli olan, ideal duruş pozisyonum için gerçekçi bir hedef belirlemiş durumdayım. Bu şimdilik sadece bir fotoğraftan ibaret, bununla beraber aynı miktarda gücü pedallara iletmeye devam ederken bu pozisyonu korumalıyım.

Denge halindeyken

“Bu bir denge meselesi” diyor Smart. İyi bir zamana karşıcı olmak en güçlü olmak veya en aerodinamik olmak demek değildir”. Smart, Dünya Şampiyonu Tony Martin ve Taylor Phinney gibi müşterileriyle yıllardır yaptığı çalışmalar neticesinde, aero duruşun sadece olabildiğince alçalmak olarak düşünülmemesi gerektiğini ekliyor.

Neredeyse pozisyonumu korumak için harcadığım güç, bacaklarıma aktardığımdan daha fazla

“Bana göre rüzgar tünelinde öğrenebileceğin önemli deneyimler var. Sürüş sırasında, ellerin ve başının duruş pozisyonunda yaptığın değişikliklerle, ne kadar hassas değişimler yakalayabileceğin hakkında açık fikirler edinebilirsin. Pozisyonunu korumak, maksimum güç üretmekten daha önemli. Güç değerlerimi sağlıklı bir seviyede tutarak (hala yol bisikletinde alışık olduğum değerlerimden daha düşük olmakla beraber), zamana karşıda beni en iyi geliştirecek şeyin, duruş pozisyonumu en doğru şekilde ne kadar uzun süre koruyabileceğim olduğunu öğreniyorum. Beni daha hızlandıracak şey, ellerimi tutabildiğim kadar sabit tutup, mükemmel duruş açıma ne kadar yaklaşabileceğimle ilgili. Bunu test etmek için üç sürüş planlıyorum: 24km’lik akşam sürüşüm, 16km’lik açık yol sürüşü ve tabi ki 40km’lik anayolda yapacağım zamana karşı sürüşü.

24km’lik mütevazi sürüşümü gerçekleştirirken, en büyük zorluk başımı öne düşürerek rahat bir oturuş sağlamaktı, omuzlarımı içeri doğru yuvarlamaya çalışmıyordum bile. Wainright’ın tavsiyesini hatırladım: “İşin başında, duruş pozisyonunun sürekliliğini sağlaman gerekmiyor, ama karşıdan rüzgar geldiğinde enerjini korumak veya hızını artırmak için duruş pozisyonunu değiştirebilirsin”

Böylece, gücümü korumaya çalışarak, başımı öne düşürüyor, duruş pozisyonuma odaklanıyorum. Başımı öne düşürmekle kalmıyor aynı zamanda omuzlarımı içeri doğru yuvarlayarak kapanmaya çalışıyorum, sanki sırtımda bir el var ve beni ileri doğru itiyormuş gibi hissediyorum böylece rüzgar direncindeki farklılık benim için hissedilebilir hale geliyor. 

Evet konfordan kaybım, güç kaybına yol açıyor, 24km’de 33 dakika 31 saniye, ortalamam 43.3kms, şimdiye kadar zamana karşıdaki en iyi derecem. Şüphesiz, duruş pozisyonu her şeyden çok etkili. Kendi derecelerime baktığımda, aynı güç değerlerini uyguladığımda daha iyi kapanarak daha hızlı gidebileceğimi keşfettim. Eskiden daha hızlı gitmenin daha fazla güç uygulamak olduğunu düşünüyordum. Şimdi biliyorum ki üzerine eğilmem gereken şey duruş pozisyonumu doğru ayarlayabilmek.

İki hafta sonra 16km’lik zamana karşı denememi gerçekleştirmek üzere hazırlanıyorum. Aradan geçen zamanda duruş pozisyonum üzerinde olabildiğince çalışmalar yaptım, rüzgara karşı, uzun pazar günü sürüşleri ve aynanın önünde roller üzerinde. Hızım 44.5kms’e çıkarken süremi 21 dakika 41 saniyeye düşürdüm. Ama hala gelişme imkanım var. Boynumda ağrılar hissettim ve 20 saniye durmaya ve su içmeye gereksinim duydum.

Ama daha fazla yaptıkça daha kolaylaşmaya başladı. Takip eden hafta 40 saniye mola verdim ve 45kms’e ulaştım. Son sınavım ise 40km’de zamanımı geliştirip geliştiremeyeceğimi görmekti.

Zamana karşı, hızını dikkatli bir şekilde ayarlamakla ilgilidir, bu yüzden titizlikle kendime ulaşabilir bir güç değeri belirledim. Ama yarış günü beni bekleyen başka bir sürpriz vardı, uğuldayan bir rüzgar.

“Rüzgar karşıdan estiğinde biraz daha fazla güç uygulamak iyi bir fikirdir. Bir tırmanışın hızını kesmesi gibi, rüzgara karşı savaşmak, hızını artıracaktır.” Wainright’a göre.

“Bir inişte veya arkadan esen bir rüzgarda değilsen, eşik değerini hiçbir zaman aşmamalısın”. Bu öneriyi rüzgara karşı ilk denememde aklımda tutuyorum, zamanı geriye doğru sayarken, dönüşte daha az enerji harcayarak hızlanacağımı düşünüyorum. Dönüşe geçmemle arkamdan esen rüzgar duruş pozisyonumun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Vücudumun gölgesinin önümde belirmesi beni alarma geçiriyor, başımı öne düşürerek, omuzlarımı kapatıyorum. Pozisyonumu almamla beraber hızım 53kms’e ulaşıyor. Neredeyse pozisyonumu korumak için harcadığım güç, bacaklarıma aktardığımdan daha fazla. İlk turun yorgunluğu ile tekrar rüzgara karşı dönüyorum ve karşıdan gelen rüzgardan pek etkilenmemiş başka bir sporcunun beni geçtiğini görüyorum. Son etaba döndüğümde enerjimin tümüyle bittiğini hissediyorum, olabildiğinde pozisyonumu alçaltmaya çalışıyorum ama üst vücudum çığlık atarken kasıklarım uyuşmaya başlıyor.

Derecem 55 dakika 14 saniye. Sürem daha az aero olduğum şartlara göre bir dakika daha iyi. Çabalarımı geçmiş zamanla kıyasladığımda, iyi bir gün ve iyi bir parkurda süremi 53 dakikaya indirebileceğimi düşünüyorum. Konuşmak kolaydır ama kronometre yalan söylemez, yani gelecek sezonda daha iyisini yapmak benim elimde.

Hala en iyisini yapabilmek için çok uzun bir yolum var ama süre ile aramdaki uzaklığın daha farklı olduğunun bilincindeyim. Artık her bir dakika benim için saniyelerden oluşmuş bir küme gibi duruyor, biraz daha omuz esnekliği ve beş watlık güç artışı ile bu saniyeleri kendimden uzak tutabilirim. Eğer saniyeleri küçük küçük azaltabilirsem, dakikalar da kendi kendine ortadan kaybolacaktır.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Kaçırmayın:

AĞIRLIK OYUNLARI

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

BİSİKLET DÜNYASI GIOVANNI IANNELI’NIN ÖLÜMÜYLE SARSILDI

Haberler

STRAVA KULLANICILARINA KÖTÜ HABER

Haberler

SERİ Mİ ÇEVİRMELİ, SERT Mİ?

Editoryal

OKAN BAYÜLGEN: “OTOMOBİL ALMAK BENCE SALAKLIK”

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!