Bizimle iletişime geçin

Editoryal

MODA’NIN BİSİKLET SEVDALISI MANAVI BURHAN ABİ

Moda’daki “Burhan Manav”ın sahibi Burhan Abi, diğer meslektaşlarından biraz farklı. Zira onu Moda sokaklarında her an iki teker üstünde, siparişleri bırakırken görmek mümkün. Cyclist Türkiye, Burhan Abi’nin manav dükkanına konuk oluyor

Yazı Serkan Ünlü Fotoğraf Tarık Gül

Yolunuz Moda’ya düştüyse Burhan Abi’yi görmüş olabilirsiniz. Belki yemek yediğiniz bir restorana belki cafeye bir an bisikletiyle yanaşıp belki domates belki avokado, belki karpuz bırakıp giden adam var ya, işte o Moda’nın manav Burhan Abisi… Moda’da doğmasa da Moda’da büyümüş… İlkokulu Moda’da, akşam lisesini Kenan Evren Lisesi’nde okumuş. Daha 12 yaşında Bahariye Caddesi’nde mandalina satmaya başlamış. Gel zaman git zaman Moda’da manav açıp semtin en bilinen adreslerinden olmuş. 56 yaşındaki manav Burhan’ın hikayesini farklı kılan ise, işini bisikletle yapması…

Sivas’ta 1963 yılında dünyaya gelen Burhan Büyük, 9 yaşında ailesiyle İstanbul’a geliyor. İlköğretime Moda İlkokulu’nda başlıyor ve askerliği saymazsak Moda’nın dışına hiç çıkmıyor. Öğretim hayatı yarıda kalıyor, sebebi yaşı büyük öğretmenlerin, talebelerle pek ilgilenmemesi…

“Okullarda yeni mezun öğretmenlerin olması, öğrenciler için büyük şans. Yaşlı öğretmenler kendi sorunlarıyla uğraşmaktan çocuklarla pek ilgilenemiyor, onlara ulaşamıyorlardı. Ben de bu yüzden temel eğitimimi alamadım. Bu sebeple hayata yeni atılmış, idealist genç öğretmenlerin desteklenmesi gerekiyor.”

“Önümden geçen tüm bisikletlere bakarım, parçalarına göz atarım. Birisi bisikletini getirdi mi, hemen arızasını anlamaya çalışırım. Çözüm öneririm. Büyük pompam var, bisikleti olan müşterilerim sık sık uğrayıp kullanırlar.”

Manavlık, baba mesleği olarak geçmiş… Seyyar satıcılık yapan babasının yanında dura dura, meyve sebzeleri müşterilere götüre götüre işi kapmış. 12 yaşında Bahariye Caddesi’nde omzunda mandalina satmaya başlamış. Bürolardaki kadınların, sekreterlerin “Mandalinacı” diye seslenmelerini unutamıyor: “Tanesi 25 kuruş idi, 5-10 tane aldıkları zaman çok seviniyordum.”

Müşterilerinin tavsiyesiyle başladığı Kenan Evren Akşam Lisesi’ne de seyyar satıcılıkta işler iyi gittiği için devam etmemişti. Ağrı’daki askerlik sonrası 4 kardeşi olan ailesini toparlayıp Moda’da hayatına devam etmiş. Peki ya bisiklet diyorum Burhan Abi’ye: “Çocukken hiç bisikletim olduğunu hatırlamıyorum. Ama üç kardeş Moda’dan Bostancı’ya, Suadiye’ye bisikletle gidişlerimi unutamam. Artık sağdan soldan emanet alıyorduk.”

İlk bisikletin acı hatırası!

“Peki hiç mi kendi bisikletin olmadı” diye sorunca zihninin sonsuz derinliklerinden acı bir hatıra su yüzüne çıkıyor: “Hiç sıfır bisikletim olmadı. 12 Eylül dönemiydi, mahallenin gençlerinin birinden bisikletini satın almıştım. Kadıköy’de bir dernekte nöbet tutan bir bekçi beni çevirip, ‘Bunu nereden çaldın’ diye sual etti. Ne söylesem kar etmedi, bir de tokat yedim. O tokadın acısını hala unutmam. Hırs yaptım, bekçiyi bisikleti aldığım çocuğun evine götürdüm. Anne babası çocuklarını çağırdı. O da ‘Evet benim bisikletimdi ama Burhan’a sattım, parayı da aldım’ dedi. Bekçi doğruyu öğrenince mahcup oldu ama ben o bisiklete bir daha hiç binmedim ve başkasına sattım.”

Bodrumda unutulan bisikletler!

Moda’da dükkan açınca bisiklet hikayesi de yeniden başlıyor Burhan Abi’nin: “Bazı müşteriler dükkana yakın oturmuyor, yemek yapacak acil sebze meyveye ihtiyacı oluyor. Bisiklet olursa daha hızlı gider gelirim diye düşündüm. Eski apartmanların bodrumunda unutulmuş bir Pinokyo aldım. Hep öyle eskicilerden birkaç tane topladım. Sorun çıkınca birinin parçasını diğerine takarım. Böyle tak çıkar derken bisikleti de öğrendim.

“Çocukken bisikletim olduğunu hatırlamıyorum. Ama üç kardeş Moda’dan Bostancı’ya bisikletle gidişlerimi unutamam”

Aslında çevre esnaftan da bisiklete merak salanlar oldu ama bozulunca hemen vazgeçtiler. Oysa bisiklete binenin tamir etmeyi de öğrenmesi gerekir. İnsan kullandığı aracın detaylarını öğrenmez mi, araba değil ki bu. İki teker, iki fren. Temel şeyler çok basit. Meraklı olan müşterilerimin sorunlarını çözdüğüm gibi isteyenlere de tamiratı öğretmeye çalışıyorum.”

Peki bisikletine güveniyorsun, nerelere kadar hizmet veriyorsun? “Yoğurtçu Parkı’na kadar inerim, Mühürdar’a giderim. Moda’nın sonuna kadar yol alırım. Bisikletle yük de kolay taşınır, önüne arkasına her yere bir şeyler yüklerim. Dükkanı bırakıp giderim, burası Moda bir şey olmaz, çevre esnaf sahip çıkar. Müşteri gelirse geri çevirmez, tartar satar, parayı kasaya bırakırlar.”

Peki Burhan Abi, bisikletle alıp başını bir yerlere gitmez mi? “İşten güçten başımızı kaldıramıyoruz ki… Geçen çocuklar ısrar etti, Bostancı’ya kadar gittik ama öyle uzun boylu bisiklet turları yapacak kadar vaktim yok.”

Bisikletim benim sağ kolum

Bisikletin iyi bir spor dalı, sporun da sağlığı getirdiğini çok iyi anlamış Burhan Abi: “Genelde benim yaşımdakiler ‘Şuram ağrıyor, buram tutmuyor’ demeye, kilo almaya başlarlar. Ben işimi bisikletle yapabildiğim için spor gündelik hayatımın içinde. Telefonla sipariş geldi mi, ‘Şimdi nasıl gideceğim’ diye düşünmem. Hemen aklıma bisikletim gelir, atlarım götürürüm diyorum. Bisikletime güvenirim. Üşenmem, bisiklet benim sağ kolumdur. Bu sayede spor, günlük hayatımın içinde hep var oluyor.”

Çırak alırken sorarım: Bisikletle aran nasıl?

Manav dediniz mi, illa bir çırak olacak değil mi? Peki çırakların arası nasıl bisikletle: “Yanıma alacağım çırağın mutlaka bisiklete binmeyi bilmesini isterim. Başladıktan sonra da benim sayemde daha iyi binerler. Meraklı olanlar benden bisikletin tamiri, vitesi, lastik değiştirmeyi öğrenir. Ama artık çocuklar pek meraklı değiller. Ben rahmetli babamdan lastik değiştirmeyi, fren tamirini öğrendim. Yeni nesil sadece biniyor, hep ellerinde telefonlar…

Oysa bir insan bisiklete biniyorsa lastiği onarmayı, zincir çıktı mı onu geri takmayı, vitesleri falan öğrenmeli.”

Trafik sorunu için de çözüm bisiklet

Doğma büyüme Modalı olduğu için son yıllarda semtte yaşanan trafik sorunu için özellikle bisikletseverlerin aklına gelen çözümü o da dile getiriyor: “Herkes arabasına atlayıp buraya geliyor. Oysa Moda bu kalabalığı kaldırabilecek kadar büyük değil. Çıkmaz sokakları var, tek yön istikametler var.

Yeni gelenler park yeri bulmak için sokak sokak geziyor. Özellikle hafta sonu çok tatsız bir trafik oluyor. Oysa onca insan buraya bisikletiyle gelse, istedikleri yere kilitlese semtimizi çok daha rahat gezebilirler. Şimdi çözüm için birkaç park yeri açıldı ama bu da çözüm olmuyor.

“Bazı müşteriler dükkana yakın oturmuyor, yemek yapacak acil sebze meyveye ihtiyacı oluyor. Bisiklet olursa daha hızlı gider gelirim diye düşündüm. Eski apartmanların bodrumunda unutulmuş bir Pinokyo aldım.”

Arabayla gelen sayısı arttıkça trafik sorunu asla çözülemeyecek. Eskiden bu kadar kafe restoran da yoktu. Herkes her yere arabayla gitmekte ısrarcı. Benim de küçük bir kamyonetim var ama onu sadece halden mal almak için kullanıyorum. Bana gelen siparişlere onunla gitmeye kalksam, ne kadar vakit kaybederim düşünsenize. Moda’da hizmet veren pek çok işletme genellikle motor kullanıyor. Arabadan iyidir ama bisiklet gibisi var mı? Motorla daha hızlı gidebilirsin ama hem yakıt harcarsın hem de kendine katkın olmaz! Oysa bisikletle hem yakıttan tasarruf edersin hem de kendi sağlığına yatırım yaparsın.”  

Peki manav Burhan Abi’nin bir hayali var mı?

“Moda’da bisiklete binen çok, manavımın olduğu yere bir bisiklet dükkanı açmak isterdim. Hem bisiklet yedek parça satışı hem de tamirat yapmak zor değil. Ama bu iş büyük sermaye ister. En ufak parçalar bile 40-50 lira… Dükkanı doldurmak için ciddi yatırım yapmak gerekir. Benim için çok zor.”

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

Klasikler başlıyor!

Haberler

PELOTONUN 2021 MAYOLARI

Editoryal

Mazgal bisikletçinin yaralanmasına sebep oldu

Haberler

UAE TOUR BU PAZAR BAŞLIYOR

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!