Bizimle iletişime geçin

Editoryal

KARŞI KARŞIYA

Üç büyük grupset üreticisi arasında devam eden kıyasıya rekabet, teknolojinin görülmedik bir hızla ilerlemesine yol açıyor. Cyclist, mevcut trendleri ve geleceğin neler getireceğini keşfe çıkıyor

Yazı SAM CHALLIS Fotoğraf DANNY Bird

Grupset pazar dinamiklerini düşünerek biraz zaman harcadığınızda, büyük futbol turnuvalarının düzenlendiği takvimle çarpıcı bir benzerlik taşıdığını fark edeceksiniz.

Esas oğlan Dünya Kupası, her dört yılda bir düzenlenir, tıpkı yol bisikletinin en popüler üst segment grupseti Dura-Ace’in revize edildiği gibi. Dört yıl farklı edisyonlar arasında beklemek için çok uzun bir zaman, fakat ne mutlu ki momentumu canlı tutacak diğer etkinlikler de mevcut.

Avrupa Şampiyonası’nda olduğu gibi, dört yıllık sürecin yarı noktasında Shimano, Ultegra’yı güncelliyor. Sram, Red ve Force setlerini düzenli aralıklarla yeniden geliştiriyor; bu güncellemeleri Copa América veya Afrika Uluslar Kupası gibi düşünebiliriz. Ve bir de her yıl ürün yelpazesindeki bir elementi güncelleyen, bu bakımdan da Şampiyonlar Ligi’ne benzeyen Campagnolo var.

Bu sistemin yapısı sayesinde inovasyon ve rekabet bisiklet pazarının diğer alanlarına göre çok daha hızlı bir şekilde ilerliyor. Bu sebeple, son ziyaretimizin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen (iki sene önceki ilgili yazıyı 39’uncu sayımız, Cyclist Türkiye Mayıs 2018’de bulabilirsiniz) Cyclist, çehresi tamamen değişen grupset dünyasına bir kez daha konuk oluyor.

Disk frenler

En önemli gelişme, disk frenlerin şu anda yol bisikleti fren sistemlerinin geleceği olarak tamamen kabul görmüş olması. 

“Bu yıl teknolojinin istikrar kazandığını gördük” diyor Sram’ın yol kategori müdürü Paul Kantor. “Disk frenler birkaç yıl piyasada felce neden oldu. İnsanlar diske geçip geçmeyeceklerinden emin değillerdi, ancak günümüzde disk frenler her yönden normalleşmeye başladı. Bu durum satın alma karmaşasını da önlüyor. Bu sayede mağazalara giden müşteriler paraları veya ihtiyaçları doğrultusunda en uygun bisikleti satın almaya odaklanabilir.”

Campagnolo iletişim direktörü Lorenzo Taxis, disk frenlere geçişte ilginç bir detaya dikkat çekiyor. “Disk frenlerde paradoksal bir ilerleme oldu. Teknik yenilikler genelde ilk önce prolar tarafından kabul görür ve ardından amatörlere doğru yayılırdı. Ancak disk frenlerde tam tersi oldu. Bunun bir sebebi de disk frenlere prolardan ziyade amatörlerin gereksinim duymasıydı. Disk frenler bisiklet tarihinin en büyük kazan-kazan durumlarından birine dönüştü. Endüstri her şeyi yeniden geliştirdi; geleneksel kumpas frenli jantlar, grupsetler ve kadrolar disk frenle uyumlu hale geldi.”

Şimdilik sadece belirli özelliklerin geliştirildiği söylenebilir – örneğin disk frenler kumpas frenlerden hala daha ağır – ancak disk frenleri özel kılan sunduğu başka fırsatlar. Fren performansı kadar Taxis, aerodinamik olarak disk frenlerin daha verimli olduğuna inanıyor. Shimano’dan Ben Hillson da bu konuda iyimser. Yeterli gelişim sürecinin ardından diskler, her alanda kumpas frenleri gerisinde bırakabilir.

“Tipik bir disk fren kaliperi kumpas fren kaliperinden daha hafiftir, fakat rotor ve hortumlar ağırlığı arttıran temel etkendir. Bu nedenle eğer ağırlık düşürülecekse bu STI kollardan olacaktır. Fakat kayda değer bir hafiflik geleceğin materyallerine ve üretim tekniklerine bağlı” diyor Ben Hillsdon.

“Kadro üreticileri grupset yapmaya mı başlayacak? Kadro üretmek daha kolay olacaktır”

Entegrasyon modern kadro tasarımının en önemli unsurlarından biri. Disk frenle uyumlu kadro tasarımları için yapılan değişiklikler göz önüne alındığında akıllara bir soru geliyor; kadro ve grupset gibi iki farklı donanım birlikte gelişmeyi nasıl sürdürüyor?

“Bunun er ya da geç hayata geçmesi gereken bir sonraki adım olduğuna inanıyorum” diyor Taxis. “Kadro üreticileri grupset yapmaya mı başlayacak, yoksa bizler mi kadro üretmeliyiz? Kadro yapmamızın daha kolay olacağını söyleyebilirim, ancak pazar bir süre sonra birbiriyle entegre çalışmayı öğrenecektir.”

Sram’dan Kantor bu görüşlere büyük oranda katılıyor, ancak biraz daha temkinli. “Disk fren kaliperini maşayla tamamen entegre hale getirmek gibi bir dizi çözümler ürettik  – ancak bilirsiniz bunların tamamı bilgisayarda yapabileceğiniz fantastik şeylerdi. Zira sonraki aşama kağıt üzerindekileri pratiğe dökmek, yaşamdaki kullanılabilirliklerini test etmek.”

Hillsdon daha da açık sözlü: “Ortak bir iş birliği hakkındaki görüşüm, çok fazla çaba harcamadığımız yönünde.” Ve eğer Shimano hayır diyorsa, bilim kurgu filmlerinden fırlamış Tron benzeri bisikletler için bir süre daha beklememiz gerekebilir.

12’liye geçiş

Vites oranları, geçen yılda yeniden yazılmış başka bir kitap. Hem Campagnolo hem de Sram, farklı bir yaklaşımla 12 vites sayılı kasetlere geçti.

Campagnolo, 16 tırnaklı orta büyüklükteki kasetini ortaya atarak vitesler arasındaki geçiş mesafesini kısaltmayı amaçladı. Şimdi ise Campagnolo’nun 12 vitesli kaseti her bir sıçramada tek bir dişli atlıyor, buna karşılık Sram, 10 tırnaklı dişli ve daha kompakt aynakol yaprağıyla genel vites aralığını arttırdı.  

“Yol bisikletçileri için kadans çok önemlidir ve piyasada buna hizmet eden yeterince seçenek mevcuttu. Bu nedenle, vites geçişlerini kusursuzlaştırmanın sürüş deneyimini geliştirmenin en iyi yolu olduğunu düşündük” diyor Taxis. 

“Bizim açımızdan, kimsenin daha agresif bir vites aralığına ihtiyaç duymadığı kanaatindeyiz” diyor Kantor. 10 tırnaklı kasetler hala üst sınıf bisikletçilere aradıkları vites aralığını sunuyor ancak kademeli kaset oranları ve küçük aynakol yaprağı, vites aralıklarının daha iyi yönetilebilir dağılmasını sağlıyor.”

Sram’ın AXS grupsetine bu yılın başlarında ekstra bir dişli eklemesine rağmen, Shimano’nun 12 vitesli sisteme geçmeyişi dikkat çekiyor. Ancak bu bir sürpriz değil. Shimano’nun dört yıllık güncelleme döngüsü hiçbir hâlükârda değişmiyor ve yeni bir Dura-Ace’in piyasaya çıkışı 2020’den önce olmayacak gibi görünüyor. Böylesi katı bir takvimin Shimano’ya elbette bazı avantajları var. Shimano yeni güncellemesine yalnız bir değil, iki çağdaş teknolojiyi birden ekleme zamanı bulacak: 12 vites ve kablosuz geçiş sistemi.

Hillsdon, markanın kartlarını gizli tutuyor: “Eğer Shimano’nun şu anki 11 vitesli kaset seçeneklerine bakarsanız, bisikletçilere hem birbirine yakın oranlarda hem de geniş aralıklarda aktarma organları sunduğumuzu görürsünüz. Aynı zamanda kablolu grupsetlerin güvenilirlik, bağlantı ve batarya ömrü açısından en iyi performansı sunduğunu düşünüyoruz. Buna rağmen, tek yapraklı aynakoldan kaynaklı taleplere kulağımızı tıkamış değiliz, çünkü gelecekteki ürün çeşitlerimizi bizi yönlendiren müşterilerimizin istekleri doğrultusunda oluşturuyoruz.”

Kantor, Shimano’nun 12 dişli kaset kulübüne yakın zamanda katılacağından kuşkulu: “12 vitesli kaset müşteri deneyimini geliştiriyor ve elbette onlar adına konuşamam. Ancak inanıyorum ki bugün Shimano pazara ilk kez giriş yapıyor olsaydı, muhtemelen kablosuz grupsetle girerdi.”

Buna karşılık Taxis, kablosuz sistemin ilk bakışta göründüğü kadar çekici olmadığını öne sürüyor: “İlk EPS’miz hala kablolu. Kablosuzun müşterilerin ilgisini çeken bir ürün olduğunu itiraf etmeliyim. Kendi deneyimlerimiz ise kablolu sistemlerin performans açısından kablosuzdan hala daha iyi olduğu yönünde.” 

Taxis devam ediyor. “Bu görüş bir izlenim sonucu değil, aynı zamanda WorldTour sporcularından gelen geri bildirimlere dayanıyor. Her zaman performans odaklı olduk ve ürünlerimizi anlamak ve geliştirmek için yarış ortamını kullanıyoruz. Bizim için kablosuz geçiş sistemi, şu anki EPS’mizi daha iyi hale getiremeyeceğini düşündüğümüzden henüz uygun bir çözüm değil. Bununla birlikte, teknolojik evrim çok hızlı hareket ediyor, bu nedenle yeni gelişimlerin bugün var olduğunu düşündüğümüz sorunları dengelememize izin verdiği doğru koşullar olacaktır.”

WorldTour yarışçıları için 1x (tek aynakol yaprağı) iyi olabilir çünkü çok güçlüler ama endurance yol bisikleti kullanan amatörlerin büyük bölümü, çift aynakol yaprağını en iyi çözüm yolu olarak bugün de tercih ediyor.”

‘1x’in basitliğini seviyoruz. Kullanıcı bakış açısından ise ihtiyacınız olan her şey neden 1x’de olmasın?

Söz konusu yol kategorisi olduğunda Shimano, kablosuz geçiş sisteminde olduğu gibi tek aynakol yaprağı konusunda da muhafazakar görünüyor. “Yol sürüşü için veya daha spesifik olarak yol yarışları için pazarın büyük çoğunluğunun küçük vites kademeleriyle düzgün bir kadansın korunmasına çok önem verdiğini düşünüyoruz. Bunu sağlamak için ise çift aynakol yapraklı sistem daha büyük avantajlara sahip” diyor Hillsdon.

Taxis büyük oranda Hillsdon’ın görüşlerine katılıyor, ancak Campagnolo’nun gelecekte tek aynakol yaprak hayallerini göz ardı etmiyor: “Gözümüz elbette ki son trendlerin üzerinde ve dikkatimizi en fazla tek aynakol yaprağı cezbetti. Teknolojik gelişmeleri görmezden gelmek mantıklı değil. 1x iyi olabilir – basitliğini beğeniyoruz. Kullanıcı bakış açısından ise ihtiyacınız olan her şey neden 1x’de olmasın?

Biricik

Sram, kablosuz olmasının yanı sıra, diğer iki üreticiden farklı olarak, 1x sistemini yol bisikletlerinde kullanan tek firma olarak aktarma organları yaklaşımıyla farklılık gösterdi.

“1x’i tercih etmemizin temel sebeplerinden biri sürücülere daha az karar verme seçeneği sunması” diyor Kantor. “Sol kol yumuşağa alır, sağ ise zorlaştırır ve bilmeniz gereken tek şey budur. Sürücüye nasıl daha az seçenek ‘sunabiliriz’i düşünerek çok zaman harcadık.”

Kantor, 1x’in dağ bisikletinde daha fazla sorun çözdüğünü itiraf ediyor, çünkü arka süspansiyonla ön vites aktarıcı düşman kardeş gibidirler. Bu yolda daha gereklidir, nitekim teknolojiyi tartışmalı hale getiren de budur. Belki 1x’ler yolda asla tam anlamıyla kabul görmeyecekler ama problem değil. Ufukta Gravel’ın 1x olduğu bir dünya görüyorum.  

Araziye inmek ve kirlenmek 

Yol bisikleti dünyasında 1x’lerin nüfusu sınırlı olsa da sürekli genişleyen toprak yol bisikletlerinde çoktan kendine yer edinmiş durumda. Kadanstaki küçük değişiklikler o kadar kritik değil ve ön vites değiştiricinin bulunmaması daha geniş lastik kullanımına imkan tanıyor. Ve gravel bisikletler, üç büyük üreticinin de göz diktiği bir alan.

Campagnolo bunun öncelikleri olduğunu söylüyor, Sram ise son grupsetleri AXS’ın yol bisikleti kadar gravel bisikletlerle de son derece uyumlu olduğunu belirtiyor. Shimano bir adım daha ileri giderek GRX ürün yelpazesini – yalnızca asfalt yol dışı kullanım için tasarlanmış grupset serisi – üretti.

“Sürücüler daha iyi bir fren gücü, daha düşük vites aralık oranları, tutuşu sağlam kollar ve toprak yol koşulları için daha güvenli fren kolu hissi gibi spesifik özelliklere ihtiyaç duyuyorlar” diyor Hillsdon. Bu yüzden Shimano, yol ve dağ bisikleti ürünlerini bir araya getirdi ve onları GRX adı altında homojenize etti.”

Sram’dan Kantor bunun, Japon firma için genlerinde bulunmayan radikal bir karar olarak değerlendiriyor: “Enteresan bir yola girdiler, ancak firma olarak biz bunun gerekliliğinden emin olamıyoruz. Strade Bianche gibi WorldTour yarışlarında prolar alışıldık grupsetlerle yarışıyorlar. Gravel bisikletlerde ihtiyaç duyulan temel özellik zincir yönetimidir ki bu, bir aktarıcı ile elde edilebilir ve gerekirse 1: 1 oranından daha az dişlilerle sorunun üstesinden gelinebilir. Nitekim Red ve Force AXS grupsetlerimizin her ikisi de bu özelliğe sahip.”

Campagnolo’dan henüz özel bir tasarım yok, ancak Taxis, firmanın uzun süre bekleyemeyeceği izlenimini veriyor. “Çok yakında bazı haberler duyabilirsiniz” diyor. “12 vitesi çıkaran ilk kişi bizdik, ancak bazen diğer tasarımlardan bilgi elde etmek için sonuncu olmanız gerekir.”

Sabit kalmak

Kantor, toprak yol sürüşüyle birlikte son zamanlarda zinciri normal arka viteslere oranla daha gergin tutarak aynakol yaprağından atmasını zorlaştıran sistemin (clutch) grupsetlere dahil edilmeye başlandığını söylüyor. Sistemin temel işlevi zinciri her dişlide gergin tutmak, böylece bozuk yolda giderken zincir atmalarının önüne geçiliyor. Fakat ilk örneklerinin denendiği dönemde sistem, vites değiştirmeyi zorlaştırması ve aktarma organlarına sürtünmesi nedeniyle bazı handikaplar doğuruyordu. Gelinen noktada ise Sram AXS grupseti, Shimano GRC ve Ultegra RX versiyonları bu sisteme sahip. Taxis ise Campagnolo’nun kendi tasarımı üzerinde çalıştığını söylüyor.

“Grupset üreticileri zincir gerginliğini arttıran sistemin bisikletin diğer disiplinlerine de uygulanabileceğini gördüler” diyor Taxis. “Bizim için, eğer kullanıcı deneyimlerini geliştirebilir ve daha fazla insanı Campagnolo’ya çekebilirse göz önünde bulundurulabilir bir sistem, konumunda.”

Shimano ve Sram’ın zincir germe sistemi işlevsel açıdan benzer sonuçlar doğuruyor, ancak sistemlerin uygulanışı birbirinden daha farklı olamazdı. Sram, sıvı ile doldurulmuş ve vites değiştirici gövdesine bağlanan “Orbit” sıvı damperi tasarladı. Bu sistem, vites değiştirme gibi düşük hızlı hareketlere izin verirken darbeler sonucu oluşan yüksek hızlı hareketlere karşı direnç gösteriyor. Elinizi suyun altında hareket ettirdiğinizi düşünün: Düşük hızda kolaydır, ancak hızlıyken güçleşir.

‘Grupset üreticileri zincir gerginliğini arttıran sistemin yol  için de faydalarını anlıyor’

“Yol bisikletleri için benzer bir zincir germe sistemine gerek olmadığını gördük çünkü attırıcı çok fazla dışsal bir kuvvete maruz kalmıyor, buna karşılık çok sayıda ufak darbeler alıyor” diyor Kantor. “Akışkan damper mekanizması zincir korumasını artırır, üstelik batarya ömrü çok daha uzundur [attırıcı, vites değişimi için daha düşük enerjiye gereksinim duyar].”

Shimano ise açılıp kapanabilen bir gerginlik attırıcı kontrol sistemine geçti. Bu sayede sürücü, kaymak asfalt yol koşullarında sistemi kullanmazken, zorlu arazi koşullarında kilidi açma özgürlüğüne sahip oluyor. 

“Bu tasarım bize kalite, kullanım ve fiyat açısından zincir yönetimi için en iyi çözümü sunuyor” diyor Hillsdon. Shimano’nun genlerine işlemiş klinik bir mantık.

Asla hareketsiz kalma 

Markaların ürünlerinin daha fazla benzer hale geldiği bir çağda – yarış bisikleti kadroları artık aynı kalıptan çıkmış gibi görünüyor – her grupset üreticisinin yaklaşımının her zamanki gibi kendine özgü kaldığını görmek güven verici. 

Shimano sarsılmaz yürüyüşüne devam ediyor; Sram hala yeni teknolojileri denemekte istekli; Campagnolo ise bileşenlerini çarpıcı biçimde yapmaya devam ediyor. Bu bağımsız teknolojik ilerleme, kullanıcı ve genel olarak bisiklet pazarı için olumlu bir gelişme.

Vites değiştirme ve fren gücü şu anda iyi bir yerde ve gelecekte de eşit derecede heyecan verici yeniliklerle üçlünün bir kez daha karşımıza çıkacakları kesin.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Öne Çıkanlar

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!