Bizimle iletişime geçin

Editoryal

SADECE BAKKALA MI?

Genel kanı, Hollanda’da bisikletin yalnızca ulaşım amaçlı kullanıldığı yönündedir. Ancak bisiklet başkenti ülkede, sportif etkinliklerin de ana teması bisiklet. İki yıldır Hollanda’da yaşayan Alper Kılavuz, kros bisikletinden yola kadar uzanan Hollandalıların sportif bisiklet tutkusunu yazdı

Yazı ALPER KILAVUZ

Yaklaşık iki yıl önce eşimle birlikte Hollanda’ya taşınmaya karar verdiğimizde, bisiklet sevdalıları olarak bu sporun dünyadaki en önemli merkezlerinden birine gideceğimiz için son derece heyecanlıydık. Hollanda genelde ulaşım amaçlı bisiklet kullanımı konusundaki yüksek seviyesi ile gündeme gelmekle birlikte bisikletin sportif kullanımı konusunda da dünyada önemli bir yere sahip. 

Gerçi yıllar önce Belçikalı gazeteci Dirk Vermeiren , Eurosport Türkiye’de bir yayın sırasında Hollandalıları bisikletin sportif yanı ile ilgili olarak küçümsemiş ve “Hollandalılar bisiklete sadece bakkala gitmek için biner, Belçikalılar ise spor için” demişti. 

Öncelikle bunun klasik Belçika-Hollanda atışmalarından birisi olduğunu söylemem lazım. İki komşu arasında bazen gerçekten çok sert olabilen şakalar mevcut. Bizim ülkemizdeki Karadeniz fıkralarının büyük bir kısmı Hollanda’da aynı şekliyle Belçikalılar için kullanılırken Belçikalılar ise Hollandalıların cimrilikleri üzerine birçok şaka üretmiş (Hollanda’ya geldiginizi nasıl anlarsınız? Kurusun diye asılmış, kullanılmış bir tuvalet kağıdı gördüğünüzde ya da Hollanda’da iki taksi çarpışmış 22 kişi ölmüş gibi).

Hem bisiklet tarihine hem de günümüzdeki pro takımlarda yer alan Hollandalılara bakacak olursak bu seviyede bir sportif kültürün sadece bakkala bisikletle giderek oluşması zor görünüyor.  Ama tabii ki Eddy Merckx gibi bir efsaneyi çıkarmış olan Belçikalılar tıpkı bira konusundaki rekabette olduğu gibi Hollanda’nın hep bir adım önünde olacak.

İlk olarak şöyle bir düzeltme yapmam gerekiyor: Hollandalılar sadece bakkala giderken değil, aklınıza gelebilecek her yere giderken bisiklet kullanıyor. Eski Türkler için söylenen; atlarının üzerinde yaşarlardı sözü rahatlıkla Hollandalılar için bisikletlerinin üzerinde yaşarlar şeklinde uyarlanabilir. Beş yaşındaki çocuklardan, 70’lerindeki yaşlılara kadar o hantal ağır şehir bisikletlerine olan hakimiyetleri gerçekten inanılmaz. Bu gözler bisiklet üzerinde traş olan, dans eden, öpüşen, envai çesit mobilya taşıyan ve üç çocuğunu bisiklet üzerinde okula götürenleri gördü.

Tabii ki bisikletin sportif yanı konusunda da Hollanda son derece ileri. Hollanda neredeyse herkesin bir şekilde en az bir spor ile uğraştığı bir spor ülkesi. Bisiklet ise milli spor sayılan patenden sonra ülkedeki en popüler branşlardan biri. Gerek lokal gerekse önemli uluslararası yol yarışlarının büyük bir kısmı spor kanallarının yanı sıra, Hollanda’nın TRT1’i diyebileceğimiz NPO1 kanalından canlı olarak yayınlanıyor. Kış aylarında ise televizyonların favori spor olaylarindan biri cyclocross yarışları.

Bu konudaki istatistikler sportif bisiklet kullanımının Hollanda’daki önemini ortaya koyuyor.

Nüfusu 17 milyon olan Hollanda’da 2016 rakamlarına göre 18 yaş üstü 849 bin bisiklet sporcusu (yol bisikleti, dağ bisikleti ve cyclocross) bulunuyor. Bu da Hollanda nüfusunun yaklaşık  %6.3’üne tekabül ediyor. Bu rakamın %69’u erkek, %21’i kadınlardan oluşuyor. Bisiklet sporu yapanların ortalama yaşı 46 ama asıl ilginç olan 849 bin kişinin %18.6’sı 55-65 yaş aralığındaki, %12.8’i ise 65 yaş üstü bisikletçilerden oluşuyor. Bisikletçilerin %56’sı hem yol bisikleti hem MTB kullanırken, %35’i yalnızca yol bisikleti, %7’si sadece MTB, %2’si ise diğer tipte sportif bisikletler kullanıyorlar.

İşin ekonomik yönüne bakacak olursak bu rakamlar yıllık 409 milyon Euro’luk dudak uçuklatıcı bir rakama tekabül ediyor.

Hollanda’da ulaşım amaçlı bisiklet kullanımı sırasında kask takacak olursanız hafif küçümseyici bakışlara maruz kalmayı baştan kabul etmeniz gerekiyor. Aslında bu ben yabancıyım demenin başka bir yolu. Hollandalılar kask takmamayı ulusal kimliklerinin bir parçası olarak görüyorlar. Normal bisikletçilerin aksine sportif bisikletçilerin ise %98.5’inin kask taktığı görülüyor.

Bu sıkıcı istatistikleri bir kenara bırakıp, söz konusu rakamların günlük hayata nasıl yansıdığına bakalım. Hafta içleri özellikle şehirlerde yol ya da dağ bisikletçileri pek ortada görünmüyorlar. Süper kahramanlar gibi taytlarını ve formalarını normal kiyafetlerin ardına gizleyip yolculuklarını hantal şehir bisikletleri ile yapıyorlar. Ama hafta sonu geldiğinde özellikle uzun ve güneşli yaz günlerinde her yer bu rengarenk kıyafetli süper kahramanların işgaline uğruyor. 

Yüzlerce bisiklet kulübü çoğunlukla takım formalarıyla ülkenin dört bir yanında ter döküyor. Arkada o güzelim Hollanda manzarasıyla oluşan görüntülerin tadına gerçekten doyum olmuyor. En güzeli de sadece yaşlılardan ya da kadınlardan oluşan bir sürü takım görmek. Performanslarının da şapka çıkarılacak kadar iyi olduğunu belirtmeliyim.

Tüm Hollanda, sahip olduğu o inanılmaz yaygın ve güvenli bisiklet yolları ağıyla devasa bir bisiklet parkuruna dönüşmekle birlikte bazı bölgeler bisikletçileri daha çok çekiyor. Buralar tabii ki bu dümdüz ülkede biraz olsun tırmanış imkanı sağlayan ülkenin batısındaki kıyı şeridine paralel olarak giden, kumul tepelerinin bulunduğu alanlar. Türkiye gibi dağlık bir ülke ile kıyaslandığında bu bölgelerin sunduğu tırmanış olanakları tabii ki çok komik kalıyor ama hiç yoktan iyidir.

Eğer biraz daha ciddi tırmanışlarlar istiyorsanız ülkenin güneyindeki dağlık (en yüksek noktası 322 metrelik Vaalseberg ) Limburg bölgesine gitmeniz gerekiyor. Ama gerçek anlamda zorlayışlı tırmanışlar için biraz daha aşağıdaki Belçika’da Ardenler sizi bekliyor.   

Evet, Hollanda gerçekten dümdüz bir ülke ama bu aklınıza burada bisiklet kullanmanın kolay olduğunu getirmesin. Buradaki en zorlayıcı faktör günün her saati, sürekli yön değiştirerek esen ve sizi serseme çeviren rüzgar. Yıllar önce İrlandalı bir arkadaşımla bisiklet üzerine konuşurken, o tatlı telaffuzuyla bana; “Siz Turkler ruzgaa ne demek bilmiyoo” demişti. Burada sık sık bu sözü hatırlıyorum. Bu gerçekten de Türkiye’de alışık olmadığımız bir şey. Güçlü rüzgarlar çoğu zaman size sağlam bir tepe çıkışı etkisini hissettiriyor. Bu ülkeden bu kadar iyi tırmanışçı çıkmasının da sebebi bu olsa gerek. 

Eğer yalnız sürüyorsanız etkiyi azaltmak için yapacağınız şey gözünüze bir grubu kestirip, iri yarı Hollandalıların deryarında sürüşünüzü devam ettirmek. Bu genelde hoş karşılanıyor ve Hollandalıların (en azından bisikletçi olanlarının) hiç de zannedildiği gibi soğuk insanlar olmadıklarını görüp koyu sohbetlere dalabilme imkanı tanıyor. Bu arada yağmura hiç değinmiyorum bile. Bu ülkede yağmurun yılın 365 günü yağabileceğini baştan kabullenmeniz gerekiyor. Eğer Hollanda’da açık havada spor yapmak istiyorsanız öğrenmeniz gereken şeylerden ilki yağmuru yok kabul etmek.

Grup sürüşlerinde dikkatimi çeken hususlardan biri de teknik anlamda onlara göre çok zayıf olduğumdu. Türkiye’de yaptığımız grup sürüşleri genellikle geniş ve düz yollarda olduğundan, özellikle Hollanda’nın dar ve sert dönüşlerle dolu yollarında grup içinde aşırı derecede zorlandığımı farkettim.

Dağ bisikletine gelince; ilk olarak beni şaşırtan etraftaki dağ bisikletçilerinin çokluğu oldu. Ülkenin düz yapısı sebebiyle dağ bisikletçiliğinin bu kadar popüler olacağını beklemiyordum açıkçası. İkinci şaşırtıcı nokta ise  dağ bisikleti parkurlarının sayısının fazlalığı ve teknik zorluğu oldu. Yıllarca dağ bisikleti yapan biri olarak bu ülkedeki parkurların beni çok da zorlamayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Ülkenin değişik yerlerinde gittiğim dört farklı parkurun hepsinde de ciddi anlamda zorlandım. Mutat düşüşlerin yanı sıra büyük kısmı single track olan rotalarda sık sık arkadan gelenlere yol vermek gibi hafif utandırıcı durumlarla karşılaştım. Yani siz siz olun asla Hollandalı bir MTB’ciyi hafife almayın.

Hollanda’dan bahsedip de Cyclocross’u atlamak tabii ki mümkün değil. Zamanında Gary Lineker’in futbol için yaptığı benzetmeyi Cyclocross’a adapte edersek, “Cyclocross Hollandalı ve Belçikalılar tarafından yapılan ve sonunda mutlaka Mathieu van Der Poel’un kazandığı bir spordur” diyebiliriz. Bu aralar ülkede Tom Dumoulin’den bile daha popüler sayılır. Yukarıda bahsettiğim gibi Cyclocross bayağı seyircisi olan ve yarışların televizyonlarda canlı yayınlandığı bir spor dalı. Bu konuda izleyici olmak dışında pek yazabileceğim bir şey yok. Bizzat yapmadığım bir bisiklet dalı olduğu için Cyclocrosscular ile yolum pek kesişmedi.

İstanbul gibi bisikletin gittikçe daha dar alanlara hapsedildiği ve her geçen gün daha tehlikeli olduğu bir şehirden gelince Hollanda’da hissettiğiniz en temel duygular özgürlük ve güvenlik oluyor. Bu ülke her türlü sportif bisiklet kullanımı için dünyanın en geniş olanaklarını sağlamış durumda. Size düşen haritada gideceğiniz noktayı seçip pedallamaya başlamak. Umarım bir gün ülkemizde de benzer olanaklara sahip oluruz.

Bu yazı daha önce ‘Hollanda’nın bisiklet devrimi’ ana konulu Cyclist Türkiye Şubat sayısında yayınlanmıştır.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

BİSİKLETTE SIVI ALIMINA DAİR BİLİNMESİ GEREKEN HER ŞEY

Editoryal

PANDEMİ DÖNEMİ VE SONRASINDA BİSİKLETLİ ULAŞIMA YÖNELİK AÇIK MEKTUP

Haberler

SPORCU SAĞLIĞININ KÖŞE TAŞI: SIVI DENGESİ

Editoryal

PRUDHOMME, FRANSA TURU’NDA ALINACAK YENİ ÖNLEMLERİ PAYLAŞTI

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!