Yazı GILES BELBIN
Sarı mayo, izleyicilerin lider bisikletçiyi daha rahat ayırt edebilmesi için yaratılmış basit bir kıyafet; ancak 100 yıllık mazisiyle sarı mayo yarı kutsal bir önem kazanmış ve ilk çıkış amacını çoktan aşmıştır. Sarı mayonun Fransa Turu adına ifade ettiği sembolik önemin anlamını keşfetmeye başlamak için en uygun nokta, hayatı boyunca onu hiç giyememiş bir adamın öyküsüdür: Belçikalı André Poppe. 1968’de Poppe, Dr Mann takımında üç yıllık bir profesyoneldi.
O yıl Tour ulusal takımlarla organize ediliyordu ve diğer kuvvetli bisiklet ulusları gibi, Belçika’dan Fransa’ya birden fazla takımla gitmişti. İsviçre Turu’nda taktire şayan bir performans gösteren Poppe, yarışın en iyi tırmanışçılarıyla aşık atabiliyordu. Belçika “A Takımı” adına yarışan Poppe’un asıl görevi lideri Herman Vanspringel’i desteklemekti.
Üç haftalık monoton etaplardan oluşan sıkıcı bir yarış oluyordu. Öyle ki, Tour’u takip eden gazeteciler şikayetlerini dile getirmek için greve bile gitti. Bununla beraber, Poppe ve takım arkadaşları görevlerini başarıyla yerine getirdi ve son etaba bir gün kala Vanspringel, 12 saniyeyle sarı mayonun sahibiydi. Poppe ise genel klasman liderinin 15 dakika gerisinde bulunuyordu.
Auxerre’den Besançon’a uzanan 21. Etap 242km’ydi. Takım talimatları açıktı – Vanspringel’in liderliğini korumak için kaçışların tamamında yer alın. Pelotonla arasındaki zaman farkı gittikçe artan altı kişilik kaçış grubundan Poppe kendini işte böyle bulmuştu.

Kaçıştaki isimler arasında Poppe genel klasmandaki en iyi yere sahipti ve zaman farkı arttıkça Poppet yarışın sanal sarı mayosuna dönüştü. “Takım arkadaşlarım dahi beni yakalamaya çalışmasına rağmen” diyor Poppe, geçmişi 50 yıla dayanan olayı anlatırken. “Fark açılınca peloton içerisinde gizli anlaşmalar yapıldı.”
Goddet ve Lévitan’ın vaatleri işe yaradı ve zaman farkı düştü, bu da Vanspringel’in günün sonunda sarı mayoda kalması anlamına geliyordu (Greg LeMond ve Laurent Fignon arasındaki 1989’dakine benzer şekilde son gün koşulan zamana karşıda Jan Janssen’e kaybedecek olsa da).
Bisikletin en değerli mayosunu kazanma şansı varken bu fırsatın elinden bu şekilde alınmış olmasından dolayı bazılarınız Poppe’un öfkeli olduğunu düşünebilir Yaşamının ilerleyen dönemlerinde kendisine bu soru sorulduğunda Poppe, yaşananlar hakkında iyimser açıklamalarda bulunur. Yaşananlar Belçika’da gündemden uzun süre düşmez. Hatta Fransa Turu sonrası düzenlenen kriteryum yarışlarına bu hikaye sayesinde davet alan Poppe finansal kazanç da sağlar.

“Yaşananların kötü olmasına karşın, mutluydum çünkü tanınmaya başladım diyor Poppe. “Olanlardan dolayı Belçika’da ünlü olmuştum. Yeni evlenmiştim ve çocuğum henüz dünyaya gelmişti. Onu ilk defa Tour’dan sonra görebilmiştim. Kısacası paraya ihtiyacım vardı.”
Poppe mayonun çok önemli olduğunu biliyordu, üstelik yarıştığı dönemde kazanması imkansız görülüyordu.
Savaş öncesi mi savaş sonrası yeniliği mi?
“Doğrudan siperlerden çıktı ve yaralı bir Fransa molozundan doğdu” diyordu, bu yılın Tour rotasını açıkladığı törende sarı mayonun yüzüncü yılını referans gösteren, yarış direktörü Christian Prudhomme. “Bir ışığa, toz içindeyken ya da geceleri diğerlerinden daha net görülebilecek bir renge ihtiyaç vardı. Fransa’yı yeniden dirilişe yönlendirecek bir işarete ihtiyaç vardı.”
Cenevre’ye gidecek 11. etap öncesi gösterişsiz bir şekilde Eugène Christophe’a verilen sarı mayonun resmi olarak ilk defa 1919 yılında kullanıldığı kabul edilir. Café de l’Ascenseur’da yarış kontrol noktasının dışına götürülen Christophe’un, omuzlarının etrafına sarılmış iç lastiği, alnına tünemiş gözlükleri ve elini başına götürürken çekilen fotoğrafında, yeni formasını giymekten çok da memnun olmadığı görünmüyor.
“Bu sabah cesur Christophe’a harika bir sarı mayo verdim” diye bildiriyordu, L’Auto’nun 19 Temmuz 1919 tarihli baskının ikinci sayfasında yer alan haberde muhabir, “L’Auto mayosu Christophe’a gitti” başlığı altındaki küçük bir paragrafta. “Bildiğiniz gibi yarış direktörü genel klasmanda lider olan bisikletçinin L’Auto’yla aynı rengi taşıyan bir mayo giyecek. Herkes mayoya sahip olabilmek için yarış daha tutkulu hale gelecek!”

1919’da sarı mayonun yaratılışı, Henri Desgrange’a yarış liderini tanımak için daha kolay bir yol gerektiğini öneren takım yöneticisi Alphonse Baugé’nin fikri olarak kabul edilir. Ama sarı mayoyu ilk giyen gerçekten Christophe muydu? La Fabuleuse Histoire du Tour de France adlı kitabında, bisiklet tarihçisi Pierre Chany, Baugé’nin Peugeot takımı adına yarışan üç Tour şampiyonu Philippe Thys’in 1913’de biniciliği sırasında Fransa Turu lideri olarak sarı bir mayo giydiğini iddia ettiğini yazıyor.
1953’te Belçikalı mecmua Champions ve Vedettes ile yapılan röportajda Thys, “Genel klasmanda liderdim. Bir akşam Desgrange rüyasında altın renkli bir mayo görüyor. Sabah da giymem için hazırlıyor. Zaten odak noktası olduğumdan bu teklifi reddettim. Israr etti ama kararlıydım. Ama o benden daha inatçı çıktı ve teklifini birkaç sefer daha yineledi.”

Thys, birkaç etap sonra “efsanevi Baugé” nin, sarı mayo giymesinin Peugeot markası için iyi bir tanıtım olacağına dair kendisini ikna ettiğini söylüyor. Böylece organizasyon buldukları ilk dükkandan sarı bir mayo satın alıyor. “Yalnızca doğru bedeni bulmaya gayret ettiler” diyor Thys, “ama kafamın geçebilmesi için yakada büyük bir delik olması gerekliydi. Bu sebeple birkaç etapta yakası genişletilmiş bir sarı mayo giydim. Ama bu beni Tour’u kazanmaktan alıkoyamadı.”
Aynı röportajda Thys, kazananın ertesi yıl da sarı mayoyu giydiğini iddia ediyor. Thys’ın iddiaları hiçbir zaman tam olarak doğrulanmadı (veya yalanlanmadı), Chany, belki de birkaç yıl boyunca Desgrange’ın bu fikri ara sıra hayata geçirdiğini ama nihai olarak Birinci Dünya Savaşı araya geldikten sonra 1919 yılında uygulamaya geçtiğini öneriyor.
“Muhtemel açıklamalardan biri” yazıyor Chany ve ekliyor “Elbette kesinlik taşımıyor.” Kesin olan bir şey ise Christophe mayoyu 1991’de üzerinde taşıdı ve bunun birkaç faydasını gördü. Paris’ten iki gün uzaklıkta, 28 dakika farkla sarı mayoyu sırtına geçirdiğinden altı gün sonra Christophe’un maşası Kuzey Fransa’nın parke taşları üzerinde kırıldı.

Bisikletini onarmak bir saatten fazla sürdü ve sonuç olarak Christophe Tour’u kaybetti. Christophe gönüllerin şampiyonu ilan edildi ancak Paris’e sarı mayoyla giren ilk bisikletçi olarak tarih kitaplarına Belçikalı Firmin Lambot’nun adı geçti.
Üstün başarı
Tour’un sarı mayo efsanesi, yarışlar geliştikçe ve yarışçılar kendilerini yarış liderliğini korumak ya da üstlenmek için güçlerinin üst sınırlarına kadar zorladıkça, yazılan ve süslenen muazzam masalların ürettiği sansasyonel hikayeler sayesinde yayıldı. 1948’de Alplere genel klasmanda 28 dakika geride giren ve Louison Bobet ile kafa kafaya tırmandıktan sonra sekiz dakika farkla etabı kazanan, sonrasında sarı mayonun sahibi olan İtalyan bisikletçi Gino Bartali ya da 2004 Fransa Turu’nda 10 gün boyunca sarı mayosunu koruma savaşı sırasında ulusal bir kahramana dönüşen Fransız Thomas Voeckler gibi bisikletçiler Tour’un efsanelerini yarattılar.
“Sarı mayoyu çevreleyen tüm bu duygu ve heyecana şahit olduğumda, bunun insanlar için ne anlam ifade ettiğini tam olarak anladım… tabii benim için de” diyor Voeckler. Voeckler aynı başarıyı yedi yıl sonra sarı mayoyu bir kez daha eline geçirerek tekrarladı ve liderliği kaybedene kadar, geçmişle benzer şekilde tekrardan 10 gün boyunca sarı mayosunu savundu.

1924’te hem açılış hem de kapanış etaplarını kazanarak, ilk günden son etaba kadar sarı mayoyu sırtında taşıyan ilk bisikletçi Ottavio Bottecchia’dır. Automoto’daki takım arkadaşı ve yarışın favorilerinden Henri Pélissier’e göre, Bottecchia pelotonun geri kalanından ayrı bir seviyedeydi. İtalyan Pireneler’de otoriteydi, Aubisque’ye atak çekti ve sonradan Luchon’a karşı güç gösterisinde bulundu.
Dört ana tırmanışta gösterdiği çarpıcı performansla dağ etaplarını tamamlayana kadar durmadı. Fransa Turu’nu kazanan ilk İtalyan olan Bottecchia, Paris’e geldiğinde en yakın rakibiyle arasındaki zaman marjı 35 dakikaydı.
Söylenenlere göre sarı mayosunu İtalya’ya gidene kadar üzerinden çıkarmamıştı. Şüphesiz Bottecchia zaferinden dolayı çok gururluydu. Takip eden yılda yarışı bir kez daha kazandı, bu sefer sarı mayoda 13 gün geçirmişti. Ancak Haziran 1927’de bugün bile çözülemeyen bir olaya kurban giden Bottecchia öldü.
Bottecchia’nınkilere benzer bir sarı mayo dominasyonuna, 1928’de sarı mayoyu baştan sona taşıyan Lüksemburg’lu Nicolas Frantz ile şahit olundu.
“Nicolas Frantz, ilk etaptan itibaren tüm arzuların nesnesi şanlı sarı formayı ele geçirdi” Raymond Huttier Le Miroir des Sports’da bildirdi. “ve yarışı onun kazanacağından kimsenin şüphesi yok.”

1961 yılında Jacques Anquetil sarı mayoyu başlangıçtan (o yılki Tour, açılış gününde iki etap ile başladı. İlki, Andre Darrigade tarafından kazanıldı ama Anquetil öğleden sonra yapılan etabı alarak kısa bir süre mayoyu giyen Darrigade’den sarıyı aldı).
Tamamıyla Anquetil’in kontrolü altında geçen yarış karşısında, diğer bisikletçileri ‘korkak cüceler… itaatkar ve iktidarsız… sıradanlıklarından memnun…’ olmakla suçlayan Jacques Goddet, sert bir yazı kaleme aldı. Ertesi yıl Tom Simpson sarı mayoyu giyen ilk Britanyalı bisikletçi oldu.
Birden fazla bisikletçinin aynı anda sarı mayoyu giydiği durumlar da oldu. 1929’da, dönemin zaman tutucusu Bordeaux finişinde üç bisikletçinin zamanlarını tutamadı: “Frantz, Leducq ve Fontan ‘ın üçü de genel klasmanın zirvesindeydi. Her üç isim de bugün sarı mayo giyecek” yazıyordu L’Auto.
İki yıl sonra aynı durum, bu sefer hem zaman hem de puan klasmanında eşit dereceler elde ettiğinde, Charles Pélissier ve Raffaele di Paco arasında yaşandı. Böylece her iki bisikletçi de güne sarı mayoyla başladı.
Hiçbir sürücünün sarı mayoyu giymediği zamanlar da oldu. Sarı mayo bir önceki etap şanssız şekilde yarış dışı kaldıysa, sarı mayoyu giymek bisikletin yazılı olmayan kuralları arasında saygısızlık sayılır. Sarı mayo başkalarının kötü şansıyla elde edilen değil, giyilmesi için hakkedilmesi gereken bir mayodur.

Benzer bir olay 1971 Tour’da yaşandı. Eddy Merckx ve Luis Ocana sıkı bir rekabetin içindeydi. 96 ile sarı mayoyu en fazla gün üstünde taşıyan bisikletçi olma rekoruna sahip olmasına karşın, liderlik mayosu o gün Merckx’te değil, İspanyol bisikletçinin omuzlarındaydı. Pireneler’de ikili düelloya tutuşmuşken fırtına patlak verdi. Merckx büyük bir incelikle inişte virajı alırken, Ocana duramadı ve yol dışına çıktı.
“Taş ve çamurun içerisinde uzanan Ocana acı içerisinde bağırıyordu” yazıyordu L’Equipe. “Bir yandan göğsünü tutarken, diğer bir eliyle de kan ve toprak bulaşmış sarı mayosunu tutuyordu.”
Ocana yarış dışı kalırken klasmanda birincilik Merckx’e geçti, ancak Belçikalı bir sonraki gün liderlik mayosunu giymeyi reddetti. “Her ne olursa olsun, Tour’u kaybettim” diyordu Merckx. “Her zaman üzerimde şüphe olacak.”
O gün Ocana’nın giydiği sarı mayo, boyun bölümünden bel kısmına kadar yırtılmıştı. Aynı mayo bugün Nice’deki “Sarı Mayonun 100 Yılı” adlı sergi kapsamında sergileniyor. Bir cam kabinde sergilenen bu tek parça giysinin neyi temsil ettiğini gösteren mükemmel bir örnek.
Sarı mayo profesyonel bisikletin ikonu, verilen emeklerin amblemi, trajedi, kan, gözyaşı ve nihayetinde zaferin sembolü. Eddy Merckx’in de bir zamanlar dediği gibi, “Giyebileceğiniz en önemli mayo.”


