Bakış açısını aktarmak

Bakış açısını aktarmak

Yazı Peter Stuart  Fotoğraf Alex Wright

“Mike Sweatman, elinde tuttuğu Mavic 841 arka aktarıcıya düşünceli bir ifadeyle bakarak, “Mavic marka vitesler tamamen gereksizler ve dolayısıyla birer sanat eseri kabul edilmeleri gerektiğini düşünüyorum” diyor. Belki gereksiz olabilir ama, Edinburgh’daki evini dolduran binden fazla aktarıcı gibi, bu Mavic 841’in de bir hikayesi var.  Sweatman’ın aktarıcı koleksiyonu geçtiğimiz on yıl içinde büyük ölçüde genişledi ve dünyanın en büyük özel koleksiyonlarından biri haline geldi. “Bazı insanlar toplayıcı yapıda kimselerdir ve ben de toplayıcı yapıda biriyim.” diyor. Dışarıdan bakıldığında, değişken oranlı aktarım mekanizmaları toplamak biraz tuhaf görünebilir ve Sweatman gülerek, eşinin bu koleksiyona karşı “az biraz rahatsız” bir tavrı olduğunu da söylüyor. Ancak, koleksiyonu vites mekanizmasının formuna duyulan soyut bir hayranlıktan fazlasını barındırıyor. Koleksiyon, bisiklete ve bu mekanik aksama duyulan bu tutkunun, sınırları ve yönetim biçimlerini aştığını, siyasi izolasyon dönemlerinde bile gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.  

Kültür değişimi

“Vietnam – Çin sınırında bir köyde yaşayan birinden bir e-posta alıyorsun ve mesajı okuduğun anda bu adamla geçenlerde bisikletçide tanışmış olduğunu fark ediyorsun; tıpatıp aynı karakterler.” diyor Sweatman. “Bu tarz postalar alınca birden anlıyorsun ki, bu donanım meraklısı takıntılı tiplerden dünyanın her yerinde var ve hepsi neredeyse birbirlerinin aynılar.” Vites mekanizmalarına duyulan tutku evrensel gibi görünse de, tezahürleri farklı olabiliyor. Sweatman “Japonya’da Campagnolo’nun ürettiği her bir modeli bir araya getiren çok güzel koleksiyonlar oluşturmuş koleksiyoncular var ve her biri yepyeni kutuları içinde; orijinal kullanma talimatları ile kesinlikle mükemmeller.” diye anlatıyor. “Ama bu bana göre değil. Ben ilgimi çeken kırık ve paslı şeyleri topluyorum.” Sweatman’ın koleksiyonu, mekanik zarafete düzülen bir övgü olmaktan ziyade, bisiklet endüstrisinin içinden geçtiği dolambaçlı yolların detaylı bir resmini çiziyor.

Sweatman özellikle, tarihlerinde bir dönem dünyadan kopuk yaşamış ülkelerde bisikletin gelişimine ağırlık veriyor: “Endüstrinin, diktatörlük duvarları arkasında gösterdiği gelişim biçimlerini çok ilgi çekici buluyorum. Ukraynalılar, Arjantinliler ve Brezilyalılar ve generaller çağında yaşayan diğer bütün insanlar…”Sweatman’ın koleksiyonundaki en değerli vites mekanizmalarının çoğu, Demir Perde kaynaklı. “Bu bir Walter” diyor, elindeki ince ve basit yapılı siyah aktarıcıyı göstererek. “Walter, Doğu Bloku’nda Rolls Royce gibi bir marka, 1930’larda sosyetik arabalar, Savaş döneminde uçak motoru, Sovyet bloğu eğitim uçakları için jet motoru ve nihayet bunu yaptı.  Bu plastik ama profesyonel bir vites ve Barış Yarışı’nda kullanıldı. 134 gram geliyor ve o yıllarda Batı’da hiç kimse bu hafifliğin yarısına bile yaklaşamıyordu. (Yepyeni 2014 model Campagnolo Super Record 155 gram geliyor).

Campagnolo 50th Anniversary, 1983
Tullio Campagnolo’nun jant mandallarını icat etmesinin 50. yılı anısına piyasaya sunulan Anniversary modelinin tasarımı ufak tefek değişiklikler ve altın kaplaması dışında Record modelinin aynıdır. Her şeyden çok markanın görsel çekiciliğini ortaya koyar

SRAM ESP 9.0SL, 1997
ESP 9.0SL, markanın piyasadan toplatmak zorunda kaldığı ilk kuşak SRAM vites fiyaskosundan sonra çıktı. Kullanılan bir dizi özel renk teması markanın itibarını kurtarmasına yardımcı oldu: ABD bayrağı, ahşap görünümlü ve bu leopar baskılı sürüm gibi

Le Chemineau, 1912
“Serseri” anlamına gelen Le Chemineau ilk özgün üretim vites mekanizmasıdır. Gazeteci Paul de Vivie’nin evde geliştirdiği tasarıma dayanan bu ürün 1930’lu yılların sonlarında Simplex’in daha ucuz modelleri çıkana kadar büyük başarı kazanmıştı

Aktarıcı makaraları, ucuz plastik görüntüsü verebilir ama içlerinde yalıtılmış özel yataklar var. Harika bir şey!”  Sweatman’ın internet sitesi disraeligears.co.uk’de, en heyecanlı tepkileri Walter gibi parçalar alıyor. “Walter’da çalışanlar son derece özel bir şey ürettiklerini biliyorlardı herhalde ama bu tarihsel olarak kayda geçmedi. Bu parçayı siteye koyunca, öteden beri bayıldıklarını söyleyen o kadar çok e-posta aldım ki, gözlerime inanamadım.” Arjantin’de bir başka siyasi ablukanın ardında, kapsamlı bir ticaret yasağının etkileri çok farklı olmuş. Sweatman bize Arjantin’in karanlık ve karmaşık geçmişinin hatırası Gambato vites mekanizmasını gösteriyor. “Bay Gamboto, Bay Campagnolo’nun yanında çalışmış ve markanın mihenk taşlarından Campagnolo Gran Sport vites mekanizmasını kendisinin tasarladığını iddia ediyor ama kimse ona inanmamış.” diye anlatıyor.

“Sonra İtalya’da Gambato adında bir şirket kuruyor ve garip bir şekilde İtalya’da tam iflas edecekken Arjantin’de Gambato diye bir marka ortaya çıkıyor. Tasarımı da, Campagnolo Gran Sport tasarımının tıpatıp aynı. Yani, Arjantin’e gidip bu yeni vitesleri üretmiş olmalı; sanki bir şeylerden kaçıyormuş gibi. Hiçbir yerde buna dair bir kayıt bulamazsınız. Ancak, size e-posta yazan bir Arjantinliden duyabilirsiniz. Arjantin’de tam teşekküllü bir vites endüstrisi oluşmuş ama ithalatı yasak olduğu için kendileri tasarlayıp üretmek zorunda kalmışlar.”

Sweatman’ın Edinburgh’daki evinde, çekmecelere yerleştirilmiş halde sakladığı koleksiyonu 19. yüzyılın sonlarından günümüze kadar bisiklet tarihinin izlerini sürüyor

Bugünlerde piyasadaki büyük oyunculara karşı geliştirilen en iyi alternatifler, artık siyasi baskılardan değil, ekonomik uyuşmazlıklardan dolayı hayat buluyor. “Hatırlıyorum, bundan 15 yıl önce Hanoi’de (Vietnam) Shimano marka özel somun anahtarı arıyordum. Yaklaşık kırk tane dükkan gezdim ve hiçbiri Shimano diye bir marka duymamıştı. Oralarda tamamen Çin, Vietnam ve kim bilir başka neresi kaynaklı bambaşka bir paralel evren var; Shimano’nun burnunun dibinde duran bir pazar payı.” 

Vites üretimindeki bu alt katmanlar, çoğu zaman temel bir aktarım mekanizmasının minimum maliyetle yapılabileceğini ispatlıyor. Sweatman, bunu göstermek için dolabından ilkel bir vites mekanizması çıkarıyor: “Bu, Fas’tayken belki 75 peniye aldığım Saiguan. Berbat ama hiç kullanılmaz değil.”Siyasi baskılar, ekonomik kutuplaşma ve savaş, vites mekanizmalarının dünyaya yayılmasına engel olmuş görünmüyor. Sweatman, sadece 1915 ve 1917’de vitesler konusunda hiç yayın veya kayıt bulunmadığını not ediyor ve bu durumu I. Dünya Savaşı’na bağlıyor. Aynı derecede önemli bir başka faktör de, o dönemlerde vitesin öneminin henüz anlaşılamamış olmasıydı.

Paul Powerglide, ‘Rasta’, 1995
Paul Powerglide 1990’ların en aranılan dağ bisikleti viteslerinden biriydi ve şimdi de çok aranılan bir koleksiyon parçası olarak Sweatman’ın koleksiyonundaki en değerli vites mekanizmalarından biri

The Shimano Airlines (AR01), 2000
Airlines, Shimano’nun vitesi hava basınçlı bir mekanizma olarak yeniden tasarlama girişimiydi. Sıkıştırılmış havanın, vitesin gövdesine yerleştirilen iki metal şişenin birinden bırakılması esasına dayanıyordu. Pek beğenilmedi

Ofmega Mistral, ‘Maglia Rosa’, 1982
Sweatman’ın en değerli vites mekanizmaları arasında Mistral göz okşayan pastel renkleriyle dikkat çekiyor. Plastik görünüm üretiminde yüksek teknolojili polimerler kullanıldığı iddia ediliyor ve hassasiyeti övgü topluyor

Hareket halinde bir efsane

Sweatman’ın koleksiyonundaki en çirkin ama belki de en ilgi çekici parçalar, şüphesiz en eski olanlar. Orta Çağ’dan kalma bir işkence aletine benzeyen Le Chemineau bisiklet tarihinin erken dönemlerinde bir dönüm noktasıydı.

O günlerde ilk Tour de France yarışını düzenleyen Henri Desgrange, vites mekanizmalarını yerden yere vurmuş ve yarışa katılan bütün bisikletçilerin vitessiz bisiklet kullanmasında ısrar etmişti. Ünlü konuşmasında şöyle demişti: “Vites marifetiyle değil de kendi kaslarınızın gücüyle kazanmak daha iyi değil mi? Giderek yumuşuyoruz; bana sorarsanız, ben vitessiz bisiklet derim!” Onun bu koyu tutuculuğu vites mekanizmalarının daha geç benimsenmesine neden oldu.

19. yüzyılda alınan çok sayıda patente rağmen, bu teknolojinin yaygınlaşması için onlarca yıl geçmesi gerekti. Vites mekanizması zaman içinde, efsanevi Fransız gazeteci Paul de Vivie’nin gayretli çabaları sayesinde yaygınlaştı. Kendi eliyle ilkel bir vites mekanizması yapan gazeteci, bisikletiyle dağlarda dolaştı ve gördüklerini sürükleyici ve şiirsel bir dille, Vélocio müstear adıyla yayınladı. De Vivie, seyahatlerinde kullandığı vites mekanizmalarını evde kendisi yapıyordu ve Le Chemineau yani “serseri” modeli 1912’de onun tasarımlarından birinden uyarlanarak geliştirildi. “Serseri, ticari anlamda başarılı olan ilk vitestir.” diye anlatıyor Sweatman. “1930’lu yıllarda bunlardan zilyonlarca sattılar ve birkaç yıl sonra da Simplex çıktı. Çok sayıda farklı tasarıma sahip modelleri vardı ama ucuzdular ve çok popüler oldular. 1951 yılında Campangolo Gran Sport paralel kenar tasarımıyla ortaya çıkana kadar, dünya pazarına Simplex hükmetti.”O günden sonra oluşan doğal denge fazla sarsılmadan devam etti; ta ki Japon SunTour şirketi pazarda bir deprem yapıp oyunun bütün kurallarını sonsuza dek değiştirene kadar…

EGS Up Cage, 1998
EGS Up Cage iki yerine üç aktarıcı makarası kullanıyordu. Zincirin konumu sadece tek makara ve gergi ile sabitleniyor, diğerleri atma ihtimaline karşı zinciri geriyordu. Fransa’da tepe inişi yarışlarına katılanlar hariç kimse beğenmedi

Campagnolo Gran Turismo, 1970
Sweatman’a göre Gran Turismo işlevsellik bakımından      bugüne kadar üretilen en kötü vites mekanizmalarından biri olmasına karşın görsel olarak en çekici Campagnolo tasarımı

Mavic Mektronic, 1999
Mavic elektronik devrimini 1994 yılında çıkarttığı Zap modeliyle, Mektronic’ten yıllar önce başlatmıştı. Mektronic o ilk elektronik güç aktarım sisteminin evrimleşip kablosuz hale gelmiş modeliydi ama güvenilirlik ve şarj sorunu vardı

“Büyük buluş, SunTour’un patentiydi ve bu 1964’ten 1984’e kadar devam etti: eğik paralel kenar; yani bir açıyla yerleştirilmiş paralel kenar. SunTour bu ürünü son nefesine kadar savundu. Shimano ve geri kalan herkes beklemek zorundaydı” diyor Sweatman. SunTour sonunda Shimano’ya yenik düştü ama markanın modası geçmeyen SunTour Superbe Pro modeli, şirketin işçilikteki ustalığının kanıtı olmaya devam etti. Sweatman, bu modeli tüm zamanların en iyi sürtünmeli aktarıcılarından biri kabul ediyor. Altın kafesi ve basit tasarımıyla, koleksiyonun en güzel parçalarından biri olarak öne çıkıyor.

Yoldan çıkmak

1980’li yıllardan bu yana her şey aşamalı bir gelişme ve ufak tefek değişiklikler çizgisinde ilerlemiş olabilir ama yoldan sapmalar da yaşanmadı değil. Mavic Zap ve Shimano Airlines, vites mekanizmasının iç aksamını yeniden düşünmeye yönelik tam da böyle iki girişim örneği. Donanım meraklıları, ilk elektronik grup set ve vites tarihinin en büyük başarısızlıklarından biri olan Mavic Zap’ı hatırlayacaklardır. Vites milinin hareketini zincirin dönüşüyle sağlayan mekanizmada, vitesin hangi yönde itileceği elektronik olarak belirleniyordu. Daha az bilinen Shimano Airlines, bir vitesten diğerine geçerken sıkıştırılmış hava kullanıyordu; ilgi çekici bir fikir olmasına rağmen herhangi bir sürüşte değiştirebileceğiniz vites sayısı sınırlıydı.

“Bir lastik pompasıyla alüminyum şişeye hava basıyorsun; iki hava geçişin var ve vites kolu, basıncı ikisinden birine aktarıyor. Sadece tepe iniş bisikletlerine yönelik pazarlanmıştı.” diyor Sweatman. “Bu biraz garipti. Başlangıçta Shimano tam süspansiyonlu bisikletlerde kablo geometrisinin fazlasıyla değişken olduğunu ama Airlines kullanıldığında basıncın esnemeyle değişmediğini söylemişti. Ancak, patentine baktığınızda tepe inişi vitesiyle alakası yoktu; tur vitesi için alınmış.”

White Industries, LMDS, 1997
White Industries de vites mekanizmasını yeniden düşünme girişimlerinden payını almıştı. Vites değiştirirken gövde iki ayak üzerinde yukarı aşağı gidip geliyor. “Ama çok pahalıydı ve kimse satın almadı” diyor Sweatman

Simplex Tour, de France, 1948
Simplex Le Chemineau’nun ucuz ve başarılı geliştirilmiş versiyonlarını üretti. Markanın Tour de France modeli vites pozisyonunu bir zincir-çekme / chain-pull mekanizması sayesinde belirliyor. Bu tasarım paralel kenar mekanizmasının çıkmasıyla piyasadan silindi

Gambato Dural, TARİHİ BİLİNMİYOR
Bu markanın renkli bir tarihi var. Hakkının yendiğini düşünen Bay Gambato, Campagnolo’nun Gran Sport modelini kendisinin tasarladığını iddia etmiş, daha sonra Arjantin’e göçerek orada kendi markasıyla çok benzer vitesler üretmişti

Sweatman’ın koleksiyonunda Shimano’nun Di2 mekanizması da tabii ki yerini almış. Mekanizmayı eline alan Sweatman “Bu ilk Di2!” diyor. “Hibrit bisikletler için üretilmişti. Shimano anahtar nitelikte teknolojilerini genellikle hibritler için geliştiriyor.” Vites tarihinin belki de en şaşırtıcı sapmalarından biri de aerodinamik devrimiydi. “Gerçekten çok güzel şeylerdi, mükemmeldi.” diye hatırlıyor Sweatman, “1981 yılında dört dörtlük aerolar vardı; bu işi gerçekten ciddiye alıyorlardı. Shimano 1981 yılında aero ile ilgili her şeye; iç kablolar ve benzeri pek çok şeye bir servet yatırdı ama bu teknoloji hiçbir yere gidemedi. Kimse ilgilenmedi. Öte yandan piyasadaki herkesi korkuttu. Herkes aero ürünler çıkartmaya çalıştı ama beceremediler. Komik bir şekilde yine Shimano kazanmış oldu.” İşleve yönelik çeşitli deneysel uygulamalara karşın SunTour’ın eğik paralel kenarı hakimiyetini hala korusa da, markanın vites kolu unutulup gitti.

Bu, belki de Shimano’nun pazarda bugünkü üstünlüğünün sonsuza kadar devam etmeyebileceğine işarettir. Ancak, konu güç aktarımı sahnesinin emektarı Campagnolo’ya geldiğinde, Sweatman’ın bazı ilginç görüşleri var. “Campagnolo’nun ürünleri her zaman iyidir ama ben kendimi hep biraz mesafeli hissettim, çünkü işlevselliği ince detayların kalitesiyle örtüşmüyor.” diye anlatıyor. Bir mekanizmayı eline alarak “Bu Campagnolo aktarıcının sedefli gibi görünen parlak bir yüzeyi var.” diye devam ediyor. “Campagnolo, alüminyumu cilalamadan önce içi bambu toplarla dolu büyük kazanlarda yuvarlayarak, gümüş gibi sedefli görünmesini sağlıyor. Bütün parçaları saatlerce bambu toplarıyla yuvarlıyorlar, çünkü Tullio Campagnolo, parçaların parlak olması ama çok da fazla parlamaması gerektiğini söylemiş. Çok şık.”  Markanın detaylara gösterdiği bu garip hassasiyet yüzünden Sweatman, bütün tereddütlerine rağmen zaman içinde Campagnolo’ya karşı bir hayranlık geliştirmiş.

SunTour Superbe, Pro Gold, 1984
SunTour Superbe bir zamanlar efsane olan bir markanın son büyük numarasıydı. Özenle seçilmiş malzemesi, siyah ve altın renkleriyle tüm zamanların en iyi sürtünmeli vitesi olduğu iddia edilebilir

Bu Tullio biraz garip biri, bir tür manyaktı ve temel tasarımları genellikle biraz hantal olsa da Campagnolo parçaları etkileyici kılan da bu.” Sweatman’ın koleksiyonu, bisikletin çağlar boyunca geçtiği yolların etkileyici bir resmini çiziyor. En eski tasarımların izleri yeni vites mekanizmalarında bile hala görülebiliyor. Sweatman Cyclist’e veda ederken bu durumla ilgili küçük bir hikaye anlatıyor. Sweatman, eline aldığı bir Arabesque’i kaldırıp, çapraz kılıçlı mührünü göstererek “Shimano bir ara 600 modeline Arabesque adını verdiği bir desen ekledi.” diye anlatıyor. “Sonra zaman içinde gerisi çorap söküğü gibi geldi. Sanki Shimano vites mekanizmasında bu mührü kullandığı için bütün tasarımcılar da aynını mutlaka, tıpkı bu Shimano vitesteki gibi kullanmaları gerektiğine karar vermişler. Hep aynı tuhaf desen var. Çinliler, bugün bile üzerinde aynı desen bulunan vitesler üretebilir. Kimse nedenini bilmiyor.” 

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir