Yazı Görkem Türker
Bir hayatta kalma hikayesi
Sinema: Bicycleran bisiklet filmi.
İran sineması, özgün dili ve etkileyici anlatımı sayesinde dünya çapında önemli bir konum kazanıyor. Bu sinemanın önemli isimlerinden Mohsen Makhmalbaf’ın. Mohsen Makhmalbaf’ın 1987 yapımı filmi “Bicycleran” (Bisikletçi), ülkemizde de izleyicilerden büyük ilgi gördü.
Makhmalbaf’ın hem senaryosunu yazdığı hem de yönetmenliğini üstlendiği film. Afgan bir mülteci olan Nesim’in yaşam mücadelesini konu alıyor. Eski bir bisiklet şampiyonu olduğu söylenen Nesim’in karısı ağır hastadır. Ancak tedavi masraflarını karşılayacak gücü yoktur. Günlük işlerde çalışarak para kazanmaya çalışsa da geçim derdi onu daha çetin kararlar almaya iter.
İntihar girişiminde bulunur, iş arar, mafyaya katılmak ister; ancak her girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Sonunda tanıştığı eski sirkçi, Nesim’e çarpıcı bir teklif sunar: Bir hafta boyunca hiç durmadan bisiklet sürmesi gerekir.
İran’ın kasvetli manzarası
Film, İran’da İslam Devrimi ve Irak Savaşı sonrasında şekillenen ekonomik ve sosyokültürel atmosferi başarıyla yansıtıyor.
İzleyici; mafyanın kol gezdiği, göçmenlerin ucuz iş gücü olarak sömürüldüğü, devlet görevlilerinin yozlaştığı bir ortamla karşılaşıyor. Bu kaotik düzen içinde herkes bir çıkış yolu arıyor, çoğu da bu arayışta birbirini suistimal ediyor.
Nesim’in bu sistemin içine düşmesiyle birlikte bir mahalle sokağına kurulan sirk, adeta küçük bir toplumun mikrokozmosuna dönüşüyor. Biletler satılıyor, fiyatlar her gün artıyor, kalabalık büyüyor. Seyirciler, satıcılar, kumarbazlar, düzenbazlar bir araya geliyor… Ve Nesim, yedi gün boyunca aralıksız bisiklet sürmeye devam ediyor.
Bisiklet üzerinde hayat

Film, birçok yönüyle Vittorio De Sica’nın 1948 yapımı “Ladri di Biciclette” (Bisiklet Hırsızları) filmini hatırlatıyor. Her iki filmde de işsiz bir baba ve ona eşlik eden küçük oğlunun hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.
Nesim’in oğlu da, tıpkı De Sica’nın filmindeki gibi, babasına destek oluyor. Bu çocuk karakter, filmde hem masumiyeti temsil ediyor hem de doğal bir mizah unsuru sunuyor.
Ancak “Bisikletçi”de bisiklet, bir yıkım aracı değil; kurtuluşun ve umudun sembolü haline geliyor.
Dairesel hareketin metaforu
Film boyunca Nesim ve bisikleti adeta tek bir beden gibi hareket ediyor. Üzerinde yemek yiyor, uyukluyor, oğlunu gezdiriyor; hatta doktor kontrollerini bile bu şekilde sürdürüyor. Zamanla bisiklet onun varoluş biçimine dönüşüyor.
Bu döngüsel yapı yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda simgesel bir anlam taşıyor.
Nesim’in daireler çizerek yaptığı bu sürekli hareket, işçi sınıfının sistem içinde dönüp duran çaresizliğine işaret ediyor. Bir çıkış yolu bulmak isteyen birey, çemberin dışına çıkabilmek için kendinden fedakarlık etmek zorunda kalıyor.
“Bicycleran”, Fransız Yeni Dalgası’nı andıran dinamik kurgusuyla öne çıkıyor. Hareketli kamera geçişleri, izleyiciye fiziksel ve duygusal bir akış hissi sunuyor.
Görüntü yönetmeni Ali Reza Zarrindast, dairesel hareketleri estetik bir görsellikle sunarken, yönetmen Makhmalbaf da bu dili etkileyici bir sinema anlatısına dönüştürüyor.
Başrolde Moharram Zaynalzadeh, sade ama son derece inandırıcı bir performans sergiliyor. Yardımcı oyuncular da görevlerini başarıyla yerine getiriyor. Müzikler ise filmin kasvetli atmosferini destekleyen, dozunda kullanılan unsurlar arasında.
Bir bisiklet, bir umut
Herkesin hayatında bisikletin yeri farklıdır. Kimi işe gitmek için kullanır, kimi spor aracı olarak görür, kimisi ise sadece güzel havalarda sahil turuna çıkar. Ancak Nesim için bisiklet, karısının hayatı kadar değerlidir.
Zorlu koşullar altında imkânsızı başarmaya çalışan bu adamın hikayesi, hem insani hem sinematografik açıdan izlenmeye değer bir başyapıta dönüşüyor.
“Bicycleran” (Bisikletçi), kesinlikle izlenmesi gereken, etkileyici ve düşündürücü bir film.


