Yazı Ewan Wilson Fotoğraf Francesco Rachello/Tornanti
Slovenya’nın bisiklet fenomeni Tadej Pogačar en sevdiği rakipleri, Merckx ile yapılan karşılaştırmalar ve çok fazla kazanmanın olumsuz yönleri hakkında Cyclist’e konuşuyor.
Cyclist: Bisiklet geçmişi olan bir aileden gelmiyorsun. Gençken bu spora nasıl dahil oldun?
Tadej Pogačar: Ailem amatör olarak voleybol oynuyordu. Her hafta birlikte oynadıkları kişilerden biri de Radenska adında genç erkekler bisiklet takımın antrenörüydü. Ailemle çok iyi arkadaştı, bu yüzden önce abimi takıma aldı, sonra ben de onu takip ettim.
Cyc: Büyürken bisiklet kahramanların kimlerdi?
TP: Her zaman sadece abimi geçmek istiyordum. Tour de France’taki herkese hayranlık duyuyordum. Başlangıç çizgisinde havalı bir bisikletle, beyaz gidon bandıyla, beyaz ayakkabılarla, beyaz seleyle ve Oakley gözlüklerle olmayı hayal ederdim. Bu daha çok göz alıcı bir rüyaydı. Televizyonda olmayı, bisiklet sürmeyi hayal ediyordum.
Cyc: Şu anda dört Tour şampiyonluğun var. Beşinci Tour de France’ı kazanmak ve geçmişteki büyük efsanelerin rekorunu egale etmek senin için ne ifade eder?
TP: Benim için sadece bir galibiyet daha olurdu. Kafamda her yıl sıfırlıyorum. Bu yüzden zihinsel olarak her zaman sıfırdan başlıyorum. Tour’u tekrar kazanırsam, diğer dört galibiyet kadar iyi olur.

Cyc: Grand Tour ya da Monument gibi büyük zaferleri nasıl kutluyorsun?
TP: Flanders’ı ilk kazandığımda ödül töreni, doping kontrolü ve medya röportajları yüzünden üç saat kaybettim. Otobüse döndüğümde takımın yarısı gitmişti. İnsanların uçuşları vardı, eve gitmişlerdi ya da bir sonraki yarış için toparlanıyorlardı. Bir Monument kazanmış olmamıza rağmen pek kutlama yapamadık. Sonuç olarak ben de uçağa binip eve döndüm.
UAE Team Emirates XRG ile çok fazla kazanıyoruz ve her zaferden sonra parti yapsaydık bu kadar sık kazanamazdık diye düşünüyorum. Bu yüzden birbirimizi tebrik ediyor ve o anın adrenaliniyle yaşıyoruz. Son yıllarda bunun yeterli olduğunu öğrendim.
Cyc: Örneğin Tour de France kazandıktan sonra durum farklı mı?
TP: Tour söz konusu olduğunda kutlamalar biraz farklı oluyor. Üç hafta yarışıyoruz ama aynı zamanda ekip, sponsorlar ve organizatörler de Tour’dan sonra bir gün dinlenmek istiyor. Genelde Paris’te güzel bir akşam yemeği yiyoruz ve sponsorlarla kutluyoruz. Podyum törenleri ve konuşmalardan sonra uzun bir gece oluyor. Öyle arkadaşlarla dışarı çıkıp rahatça eğlenebileceğimiz bir ortam olmuyor. Yine de daha resmi bir kutlama oluyor. Sezon dışı dönem ise gerçekten rahatlayıp sezonu kutlayabildiğimiz zaman.
Cyc: Podyum törenlerinin uzunluğundan bahsettin. Profesyonel bisiklette değiştirmek istediğin bir şey olsa ne olurdu?
TP: Çok fazla şey var. Podyum törenleri çok güzel ama kazanırsan medyayla konuşmak ve ekstra ilgi görmek için uzun zaman harcıyorsun. Tour de France’ta hem beyaz hem sarı mayoyla bunu defalarca yapmak zorunda kaldım. Gerçekten çok yorucuydu.
Bu konular hakkında çok derin düşünmek istemiyorum. Yoksa sadece şikayet etmiş olurum ve şikayet etmek istemiyorum. Zira profesyonel bisiklette iyi bir hayatım var.
Cyc: Birçok kişi seni GOAT yani tüm zamanların en iyisi olarak adlandırıyor – Eddy Merckx’ten bile daha büyük. Bu konuda ne hissediyorsun?
TP: Buna dikkat etmeyi bıraktım. 70’lerde yarışan biriyle karşılaştırılmak sinir bozucu olmaya başladı. Bana doğal gelmiyor. Çünkü o zamanlar ben hayatta bile değildim. 1998 doğumluyum. İlk başta biri sana tüm zamanların en iyisi dediğinde güzel hissettiriyor ama sonuçta herkesin kendi fikri var. Her zaman seni öven biri de olacak, kötü konuşan biri de. Son yıllarda kendi işime odaklanmayı öğrendim, böylece yarışırken aklım bu tür gereksiz şeylerle meşgul olmuyor. Sosyal medyadan uzak durmaya çalışıyorum çünkü bu şekilde benim için daha kolay oluyor.
Cyc: Kazanmak istediğin başka ne kaldı?
TP: Artık başka hiçbir şey kazanmasam da kariyerimden memnun olurum. Benim için en önemli şey hâlâ bisiklet sürmekten ve yarışmaktan keyif almak. Önümüzdeki yıllarda da böyle devam etmesini istiyorum. Bu sonuçları daha uzun yıllar elde edebileceğimi düşünüyorum ama özellikle kazanmam gerektiğini düşündüğüm bir yarış yok.

Cyc: Şu anda yarışmaktan en çok keyif aldığın rakiplerin kimler?
TP: Mathieu van der Poel ve Remco Evenepoel en sevdiğim rakipler çünkü onlar saf yarışçılar. Bisiklet üzerindeki karakterleri çok iyi ve büyük bir tutkuyla sürüyorlar. Benim en çok değer verdiğim şey bu. Ama sadece onları söyleyemem. Sprinterlarla ve klasik yarışçılarla da yarışmayı seviyorum. Tabii Jonas ile de. Şu an gerçekten iyi bir jenerasyonumuz olduğunu düşünüyorum.
Cyc: Günümüzde FTP ve VO2 max çok konuşuluyor. Kendi değerlerini biliyor musun?
TP: Bilmiyorum. En son ne zaman VO2 max testi yaptırdığımı hatırlamıyorum. FTP konusunda ise bunun biraz saçma olduğunu düşünüyorum. Her antrenör ve uzman bunu farklı şekilde değerlendiriyor. Benim antrenörüm ne kadar çalışmam gerektiğini belirlemek için iyi bir yöntem kullanıyor. Ben de ona uyuyorum ve eşik değerimle pek ilgilenmiyorum. Tabii ki bu sayılar yüksek olur ama tam olarak ne olduklarını söyleyemem.
Cyc: Emekli olduğunda nasıl bir miras bırakmak istiyorsun?
TP: Kariyerimden sonra insanlar benim hakkımda ne düşünecek diye saçlarımı ağartacak değilim. Ama bisiklet bana çok şey verdi, ben de vakfım ve genç sürücülere destek olan Pogi Team ile geri vermek istiyorum. İnsanların beni iyi bir insan olarak görmesini isterim, bisiklet üzerinde aptal biri olarak değil. Ne kazandığımı hatırlayıp hatırlamamaları umurumda değil, sadece iyi bir insan olarak hatırlanmak istiyorum.
Cyc: 2027 Tour de France İngiltere’de başlayacak. Britanya Grand Départ’ı için heyecanlı mısın?
TP: Parkurları henüz görmedim ama bence oldukça güzel olacak. Son sefer hakkında bazı hikâyeler duydum ve harika görünüyordu. Eğer gelecek yıl Tour’da yarışırsam orada olmaktan mutlu olurum.
Cyc: Profesyonel bisikletçi olmasaydın şu anda ne yapıyor olurdun?
TP: Muhtemelen pek bir şey yapmıyor olurdum. Başka bir alanda çok başarılı olabileceğimi sanmıyorum, bu yüzden bisiklete sahip olduğum için gerçekten şanslıyım.
Cyc: Bisiklet dışında zamanını nasıl geçiriyorsun?
TP: Hayatımda giderek daha fazla kahve var, kontrolden çıkıyor. Ayrıca arabaları çok seviyorum ama şu an buna ayıracak zaman yok.


