SÖYLEŞİ | “Akaryakıt maliyetleri güçlü bir itici, insanlar artık hesabını yapıyor” – Alba elektrikli bisiklet kurucu ortağı Alkın Yurtkuran

SÖYLEŞİ | “Akaryakıt maliyetleri güçlü bir itici, insanlar artık hesabını yapıyor” – Alba elektrikli bisiklet kurucu ortağı Alkın Yurtkuran

Elektrikli bisiklet şehir içi ulaşım alışkanlıklarını dönüştürüyor. Alba ise bu değişime günlük yaşamın doğal bir parçası olarak yaklaşıyor. Nitekim elektrikli bisikleti günlük yaşamın doğal bir ulaşım aracı olarak görüyor. Bu bakış açısını Alba Elektrikli Ulaşım Araçları A.Ş.Kurucu Ortağı ve CTO, Alkın Yurtkuran’dan dinliyoruz.

Cyclist: Elektrikli bisikleti yalnızca bir spor ekipmanı değil, günlük yaşamın doğal bir ulaşım aracı olarak görüyorsunuz. Bu bakış Alba’nın tasarım felsefesine nasıl yansıyor?

Alkın Yurtkuran: Biz işe “bu araç kimin, hangi kullanım için” sorusuyla başlıyoruz. İşe giden biri mi, yük taşıyan bir esnaf mı, hafta sonu keyfi mi.İkinci ilkemiz görünürlük ve güvenlik. Entegre far ve stop, sinyalli aydınlatma, gece trafiğinde fark edilmek bizde sonradan takılan aksesuar değil, standart. Bizi asıl ayıran nokta ise şu: biz motor takılmış bir bisiklet değil, sıfırdan elektrikli bir araç tasarlıyoruz. Bataryayı kendi test laboratuvarımızda paketleyip doğruluyoruz. Kısacası Alba kendine bir bisiklet markası gibi değil, elektrikli ulaşım aracı üreten bir mühendislik firması gibi bakıyor.

Cyc: Türkiye’de elektrikli bisiklet kullanımının önündeki en büyük engeller neler?

AY: En büyük engel teknik değil, alışkanlık. Bisikleti hâlâ spor ya da çocuk işi olarak görüyoruz; bir yetişkinin işe bisikletle gitmesi henüz sıradan değil. Bu kültürel eşik en güçlü kısıt. Buna coğrafyayı ekleyin: dik eğimler, bozuk zemin, dar ve güvensiz yollar. Üstüne altyapı eksikliği geliyor; güvenli bisiklet yolu ve düzgün park, şarj imkânı çoğu şehirde yok. Ürün tarafında elimizden geleni yapıyoruz, yeterli tork, dayanıklı gövde, çıkarılabilir batarya. Ama altyapı ve kültür kısmı bizden büyük ve zamanla çözülecek işler.

Cyc: Bir mühendis gözüyle iyi bir elektrikli bisikleti “iyi” yapan nedir?

AY: Belirleyici olan motor, batarya ve kontrol ünitesinin birbiriyle ne kadar uyumlu çalıştığı. En iyi motoru yanlış bataryayla eşleştirirseniz ortaya kötü bir araç çıkar. Bu üçlünün doğru ayarını da aracın hedeflediği kullanıma ne kadar yakın durduğu belirler; günlük şehir kullanıcısıyla yük taşıyan biri aynı ayarı istemez. İşin kalbi batarya. Onu dışarıdan hazır almıyoruz, kendi test laboratuvarımızda paketleyip doğruluyoruz, çünkü menzili, güvenliği ve ömrü belirleyen yer orası.

Cyc: Türkiye’nin yol yapısı düşünüldüğünde yerli üreticilerin farklı çözümler geliştirmesi gerekiyor mu?

AY: Kesinlikle. Avrupa’nın düz ve bakımlı yolları için tasarlanmış bir araç bizim sokağımıza tam oturmuyor. Türkiye’nin gerçeği bozuk zemin, sert kaldırım geçişleri ve dik eğim. Bu yüzden biz daha az bakım isteyen bileşenlere yöneliyoruz, örneğin sürekli ayar gerektirmeyen döküm jantlar. Depolama ve taşıma sorununu katlanabilir tasarımlarla çözüyoruz, gece görünürlüğü ve fren güvenliğinde de standardın üstüne çıkıyoruz. Yerli üretici olmanın asıl avantajı şu: ürünü Türkiye koşuluna göre mühendisleyip, bozulduğunda servisi ve yedek parçayı da aynı ülkede tutabiliyorsunuz.

Cyc: Türkiye pazarı Avrupa’ya kıyasla nerede?

Alkın Yurtkuran, Kurucu Ortak ve CTO, Alba Elektrikli Ulaşım Araçları A.Ş.

AY: Hem Avrupa’da hem Bursa’da üretimin içinde yaşadığım için farkı yakından görüyorum. Avrupa’da pazar olgunlaştı, standartlar oturdu, ürün bir araba alternatifi olarak görülüyor. Türkiye çok daha hızlı büyüyen ama denetimi hâlâ zayıf bir pazar. Standart dışı, sertifikasız ürünler rahatça satılabiliyor. Bizim için temel fark tam burada: standarda uyum ve kalite sertifikasyonu. Akaryakıt maliyetleri güçlü bir itici, insanlar artık hesabını yapıyor. Ama daha çok yolumuz var. Özellikle ticari ve B2B kullanıma uygun dayanıklı ürünlerde pazar çok eksik, ve orada ciddi bir boşluk görüyoruz.

Cyc: İnsanlar hâlâ elektrikli bisikleti “tembellik aracı” gibi görebiliyor. Bu algı neden yanlış?

AY: Motor siz pedal çevirdikçe devreye giriyor, bıraktığınızda araç sizi taşımıyor. Elektrikli bisiklet eforu kaldırmaz, efora giren engelleri kaldırır. Yokuş, ter, mesafe, işe yorgun varma korkusu. Bunlar çoğu insanın bisiklete hiç binmeme sebebi. Destek bu engelleri düşürünce, daha önce hiç binmeyen biri haftada beş gün biner hale geliyor. Yani doğru kıyas spor ile tembellik değil; arabayla hiç kımıldamadan gitmek ile pedal çevirerek gitmek arasında. Elektrikli bisiklet sporun değil, arabanın yerini alıyor.

Cyc: Ürün geliştirirken kullanıcı verisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

AY: En değerli laboratuvarımız saha. Yüzü aşkın bayiden gelen servis kayıtları, hangi parçanın nerede zorlandığını bize doğrudan söylüyor. Buna düzenli anketleri ekliyoruz. Beş yıldan uzun süredir bizimle olan, hâlâ düzenli temasta olduğumuz kullanıcılarımız var; onların uzun vadeli deneyimi bir sonraki ürünün en dürüst geri bildirimi. Bir parçanın sürekli aynı şekilde arızalandığını görürsek, yeni tasarımda o hatayı fiziksel olarak imkânsız hale getiriyoruz. Biz ürünü ideal koşula göre değil, Türkiye’nin gerçek kullanımına göre tasarlıyoruz.

Cyc: Batarya teknolojisi önümüzdeki 5 yılda kullanıcı deneyimini nasıl değiştirecek?

AY: Üç şeyden eminim. Birincisi, akıllı batarya yönetimi yani BMS artık sektör standardı olacak. Batarya kendi sağlığını, kalan gerçek menzilini, hatta yaklaşan bir arızayı önceden söyleyecek. İkincisi kimya ve boyut değişecek. Bugün lityum baskın, ama sodyum iyon gibi lityum içermeyen daha ucuz kimyalar hızla geliyor; katı hal ise 2030 sonrasının teknolojisi. Hücreler hem büyüyüp hem hafifliyor. Üçüncüsü fiyat. Batarya son on beş yılda kilovatsaat başına 1.000 doların üzerinden 140 doların altına indi, kabaca yüzde doksanlık bir düşüş, ve bu eğri devam ediyor. Kullanıcı için sonucu net: daha hafif araç, daha uzun menzil, daha ucuz kilometre ve büyük ölçüde biten menzil kaygısı. Bugün bile günlük şarj maliyeti bir bardak çaydan ucuz.

Cyc: Geleceğin şehirleri otomobiller etrafında mı, mikro mobilite etrafında mı şekillenecek?

AY: Ben bu soruyu “ya o ya bu” diye kurmuyorum. Gelecek ne yalnız otomobilin ne yalnız mikro mobilitenin; asıl mesele ikisinin uyumu. Doğru araç, doğru mesafe için. Kısa ve orta mesafede iki tekerlek en verimlisi, uzun mesafede toplu taşıma ve otomobil devrede. Bir arabanın park ettiği alana yaklaşık on bisiklet sığıyor; şehir yoğunlaştıkça bu alan matematiği kendini dayatıyor. Yani otomobil yok olmayacak, ama tek merkez olmaktan çıkacak. Kazanan şehir, bu araçları birbiriyle konuşturabilen şehir olacak.

Cyc: Alba kendini uzun vadede bir bisiklet markası mı, yoksa bir mobilite şirketi mi olarak konumlandırıyor?

AY: Biz kendimizi bisiklet markası olarak görmüyoruz. Alba, elektrikli ulaşım araçları tasarlayan, geliştiren, üreten ve satış sonrasını yöneten bir mühendislik firması. Bisiklet bugünkü ürünümüz, ama asıl birikim onun altında: batarya teknolojisi, kontrol yazılımı, test altyapısı, yerli üretim ve servis ağı. Bir ürün satmakla bir sistem kurmak arasındaki fark bu. Hücreden yazılıma kadar her katmanı kendi kontrolümüzde tutmamızın sebebi de o. Odağımız net: tamamen elektrikli bir gelecek ve onun altyapısını bugünden kurmak.


İlgili Yazılar

Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir