Bizimle iletişime geçin

Editoryal

E-BIKE’LARA ÖVGÜ

Safkan bisikletseverler için onlar bisiklete binen herkese edilmiş bir hakarettir. Ancak e-bike’ları reddederken iki kez düşünmekte fayda var

Yazı Trevor Ward  Fotoğraf Tapestry

İtalyan bisiklet markası Pinarello’nun merkez fabrikasına doğru yürürken ürpermeniz doğaldır. Venedik’e arabayla bir saatlik mesafede bulunan anonim bir iş merkezinde yer alan markanın fabrikasından içeri girerken, tarihin ağırlığı sizi ezebilir. Pinarello bisikletleri 65 yıllık geçmişlerinde 26 Büyük Tur galibiyeti kazandı ve bunlardan bir bölümünü markanın ofis ve konferans salonlarını süsleyen çerçevelerdeki güncel modelleriyle elde ettiler – kaçınılmaz olarak Team Sky renkleriyle.

Fabrikaya geldiğim gün Dolomites’de hafta sonu bisiklet sürmek için bana ödünç bisiklet verebilecek kadar naziktiler. Ancak, ben elit seviye bir bisikletçi değilim. Thomas ve Froome’un Büyük Tur zaferlerine eşlik eden Dogma F8 ve Dogma F10 kullanan bisikletçilerden biriyle yarışırken kendimi düşünemiyorum. 

Froome’un son büyük tur şampiyonluğunu ilan ederken ben Passo Giau inişinde kendi en iyisini yapmaya çalışan eğlence amaçlı amatör bir bisikletçiyim.

Bütün bunların anlamı, beni sarmalayan tarih duygusu altında ezilmekten ziyade ilham aldığımdır. 1951 Giro’da sonuncu gelerek Maglia Nera’yı kazanan Giovanni Pinarello (resmi tarihinde Pinarello, sonunculuğu bir başarı olarak addederek, “Bisikletin siyah mayosu ama yaşamın pembe mayosu” diyor) da “sıradan” bir bisikletçiydi.   

Bu sebeple göz hapsine aldığım ilk bisiklet, rüzgar tünelleri testinden geçmiş, ultra hafif F10 olmuyor. Bunun yerine, dikkatimi markanın yeni bir müşteri tabanını kendine çekecek bir makine çekiyor. O, firmanın ilk elektrikli bisikleti Pinarello Nytro. 

Elektrik bisikletler – ya da daha doğru bir tabirle pedal destekli – hayalleri süslüyor ancak son yıllardaki birkaç yenilik gibi görüşleri ikiye ayırıyor. Disk fren, gravel bisikletler ve tek aynakol yapraklı bisikletler bazı bisikletçilerin espressolarını hiddetten köpürttü, ancak yokuş çıkmayı kolaylaştırmak için tasarlanmış bir motor destekli bisikletten daha fazlası hiçbir şey gurur veya erkeklik duygusunu tehdit etmemişti – ya da onların Strava KOM’larını. 

“Bu bir hile” sözü arka kasetlerinde 32t zincir dişlisi kullanan bisikletçilerin ağızlarından düşmeyen bir slogana dönüştü. Onlar için elektrikli bir motor, bisikletin saflığını öldürüyor. Çekilen ağrıyı azalttığından dolayı ise bisiklete yapılmış bir saygısızlık.

“Bisiklet acı çekmektir.” Acıya meftun bu bisikletçiler 20TL’lik alüminyum matara kafesini %0.00001’lik bir verimlilik için 160TL’lik karbon ile değiştirir. 

Tam zıt kutupta ise “Motorlu Taşıtlar Sigortası Yönergesi” kapsamında e-bisikletleri otomobil ve motosikletlerle birlikte sınıflandırmak isteyen çeşitli Avrupalı hükümet bürokratları bulunuyor. Eğer bu yasa haline gelirse, her e-bike sahibi üçüncü şahıs sorumluluk sigortası yaptırmak zorunda kalacak.

E-bisikletler hakkında her şeyin harika olduğu algısına sahip pek çok insan var. Bunların büyük bölümü, yanlış yönlendirilmeden kaynaklanıyor. İnsanlar e-bisikletlerle ilgili telefonlarından videolar izlerken Alplere efor harcamaksızın çıkabileceğini düşünüyor.

Bu nedenle ortaya bazı gerçekleri dökmeme izin verin. İlk olarak, artık ne kadar hızlı yahut formda olduğumuzun bir önemi yok, hayatlarımız eninde sonunda öyle bir noktaya gelecek ki – bazıları için bu dünden de yakın – arkada 32 kaset bile yeterli gelemeyecek ya da pahalı karbon jantlar daha önce olduğu kadar kolay dönmeyecek. Bir süredir yeni bisikletimin arka dişli çemberinin aynakoldan daha büyük olacağı gerçeğiyle yüzleşmeye çalışıyorum. Her gün sürüş yaptığım tepeler daha da dikleşmeyecek ama ben de gittikçe gençleşmiyorum. 

Hayatınızın “bir zamanlar…” diyeceğiniz aşaması geldiğinde, büyük olasılıkla sürüşlerinizin süresini kısaltacak ve müdavimi olduğunuz bazı tırmanışların yakınından dahi geçmeyeceksiniz. Ancak e-bike’ler sağ olsun ki bu artık kaderiniz değil. 

Twitter’da paylaşılan bir gönderide 80 yaşındaki bisikletsever Galler dağlarındaki favori tırmanışını bisikletle çıkıyor. Yüzündeki mutluluk ise paha biçilemez.

 İkinci olarak, e-bike bisiklet yeteneklerini geliştirebilir, hatta onu kendin kullanmıyorsan bile. Sürüşlerde sana katılmak isteyen ama seninle baş edemeyeceğini düşünen bir arkadaşını düşün. Arkadaşlarla çıkılan keyif sürüşünde dahi testosteronlar havada uçuşur. Ancak sürüşe eşiniz/kocanız ya da bisiklet dışından bir arkadaşınızla gitmek size bisiklet sürmenin keyfine dair yeni bir boyut kazandırır.

E-bisiklet aynı zamanda Dolomitler’deki sürüşümü daha güvenli ve eğlenceli hale getirdi. Sıradan bir Dolomit Bisiklet Günü’ydü (bir sonraki 16 Haziran 2019’da olacak, kaçırmayın) ve benimle birlikte mekanikerlerin ve sağlık görevlilerinin de dahil olduğu 4,000 bisikletçi e-bike sürdüler. 

İtalya’daki Pinarello fabrikasına geri dönelim. Reklam müdürü Luciano Fusar-Poli, Giovanni Battaglin’in 1979 Turu’ndaki Dağların Kralı mayosunu kazandığı bisikletinin elle yapılan çizimlerini göstermekten büyük memnuniyet duyuyor. Ancak Battaglin’in alın teri ve çektiği acı Pinarello’nun son yeniliğiyle bağdaşıyor mu?

“Niçin olmasın?” diyor, kısa süre önce kendi de Nytro kullanmaya başlayan Luciano. Kendisi e-bisiklete binmenin bisiklete karşı işlenmiş bir suç olduğu yönündeki suçlamaları bir kenara bırakıyor. “Ben kilo fazlası olan biriyim ama bu sayede iyi bir antrenman yapıyorum. Hala pedal çevirmeniz gerekli. Normal bisikletimde maksimum nabzım 150. Nytro ile daha hızlı sürerek 160’ı gördüm. Neden beğenmeyeyim ki?

Pekala, muhtemelen bir şeyi merak ediyorsunuzdur. “Artık Milan’daki tüm arkadaşlarım neden benden nefret ediyor? Çünkü Strava’da hepsinin KOM’larını aldım.”

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Öne Çıkanlar

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!