Bizimle iletişime geçin

Editoryal

BROMPTON’A HOŞGELDİNİZ!

Yol bisikleti olmayabilir ancak Brompton hala önemsemeniz gereken bir bisiklet. Her şeyden önce dahiyane, Britanya’da üretiliyor ve bir gün dünyayı değiştirebilir

Yazı Joseph Delves  Fotoğraf  Juan Trujillo Andrades

James Dyson çekim gücü daha yüksek elektrikli süpürgeleri yaratmış olabilir, ancak Andrew Ritchie İngiltere’nin en büyük tasarımcısı. O, bisikletin kendisinden beri tartışmasız en büyük yeniliği tasarladı: Brompton.

Sadece 10 saniye içerisinde katlanabilen Brompton bisikletleri bir bavul ebadına ulaşabiliyor. Bu özellik onun, en kalabalık toplu taşıma ağlarında bile sizinle seyahat edebilecek kadar küçük ve muntazam olmasını sağlıyor.

Evde saklandığında ise minimum yer kaplıyor: Bisikletinizi sokakta hırsızların merhametinde bırakmaktan hoşlanmıyorsanız, bir ofis masası veya yemek masasının altında mutlu bir şekilde sizi bekleyebilir. Sürüşü ise şaşırtıcı şekilde normal bir bisikletten farksız. Sanki Alaeddin’in sihirli halısına sahip olmak gibi ki Ritchie tam da böyle olmasını istediğini söylüyor.

Katlanır tutkusu

Sonrasında Brompton’a dönüşecek bisiklet fikri ilk olarak 1975’te hayata geçti. Ritchie Cambridge Üniversitesi Mühendislik bölümünden derece ile mezun oldu; fakat bahçe peyzajı işine sürüklenmeden önce kendini bilgisayar programcılığı sektöründe buldu. Yatırım bankacılığı işiyle meşgul Ritchie’nin babası, oğlunu yatırım arayan katlanır bisiklet üreticisi Bickerton’ın yanına verdi.

Sihirli parmaklara sahip mühendis Ritchie, Bickerton’ın kötü şöhretli titrek katlanan bisikletlerinden çok etkilenmedi, ama ana fikir, genç Ritchie’yi daha iyi bir tasarım çizmeye teşvik etmeye yetecek kadar heyecanlandırmıştı. £100 (867 TL) karşılığında birkaç arkadaşını ona katılmaya ikna ettikten kısa bir süre sonra Ritchie, Londra’nın Güney Kensington kentindeki Brompton Oratory’e bakan dairesinde bir prototip üretti.

Frankenstein gibi Ritchie de yarattığı yaratıktan dolayı dehşete düşmüştü. Çok geçmeden, geleceği daha parlak küçük kardeşi ile birlikte Ritchie, tasarıma lisans vermesi için Raleigh’yi ikna etmek üzere, firmanın Nottingham’daki fabrikasının yolunu tuttu. Raleigh’in patent teklifini reddeden mektubu, bugün Brompton’un Batı Londra fabrikasının kapısında gururla asılı duruyor. 

Raleigh’in patent teklifini reddeden mektubu bugün fabrika duvarını süslüyor

Ritchie’nin Raleigh’e sunmak için yanına aldığı bisiklet üç menteşe noktası kullanılan ve katlandıktan sonra kendi başına ayakta durabilen bir modeldi. Üç iç dişlisi vardı ve katlandığında aktarma organları sahibinin giysilerini kirletmesin diye içe doğru sandviç şeklinde kapanıyordu. 

Raleigh’in olumsuz düşüncelerine rağmen bu, şimdiye kadar yapılmış en iyi katlanır bisiklet tasarımlarından biriydi ve hala da öyle. Buna karşın, tasarımı rağbet görmeyince ya bisikleti kendisinin üretmeye başlaması ya da projeyi hurdaya kaldırması gerekiyordu. 

Henüz vazgeçmeye hazır olmayan Ritchie, isteksizce de olsa 50 bisiklet üretmek için bir ön ödeme aldı. Bu ilk partinin başarısı, takip eden iki yıl içinde ürettiği 500’den fazla bisikletle hissedarlardan 8.000£ (69.359,20 TL) toplamasına yardımcı oldu. Brompton iş hayatında kendinden söz ettiriyordu. Ne yazık ki Ritchie, bisikletin orijinal menteşelerini satın aldığı İtalyan firmasına sipariş geçtiğinde, firmanın geri dönmemek üzere üretime ara verdiğini öğrendi. İhtiyaç duyduğu parçaları kendi üretmeye yetecek boyutta fon olmaksızın Brompton, çıkmaza girdi.

Naim Audio’nun yaratıcısı olan başka bir İngiliz mucit Julian Vereker, Brompton’un piyasaya geri dönmesine yardımcı oldu. Vereker, yatında ilkel bir Brompton ile Avrupa’ya yelken açmıştı. Ritchie’nin açmazını duyduktan sonra kendisine 40.000£ (346.796,00 TL) ödünç verdi ve Londra’nın batısındaki Brentford’da bir demiryolu kemerini ekipman ve personeliyle birlikte Ritchie’nin üretimine tesis etti. Yıl 1987 idi.

Filmi 2020’ye saralım. Brompton artık Greenford yakınlarındaki yerinde yılda 50.000 bisiklet üretiyor. Şirketin İngiltere’nin en büyük bisiklet üreticisi haline gelmesine karşın Ritchie, hissedar ve teknik sorumlu rollerine devam ediyor; ancak o zamandan beri Brompton’a bakıcılık etme deneyiminin kendisine bir evliliğe ve bahçesine yeteri kadar zamanı ayıramamasına mal olduğunu söylüyor. 

İş kurmak

Cyclist, Brompton’ın Londra tesisini ziyaret ettiğinde, şu anki CEO Will Butler-Adams, Ritchie’nin neredeyse takıntı seviyesine ulaşan saplantısını korku ve dehşet karışımıyla anlatıyor.

“Andrew bir dahi. Onu, dahi ve bizi ise bugün bu bisikletleri kullanıyor yapan şeyse onun detaylara olan takıntısı. Dahiyane bir zeka ürünü. Her bir yay ve vida için yaptığı binlerce çizimi var.”

Butler-Adams, Ritchie ile ilk kez 28 yaşındayken 2001’de tanışmış. 2006’ya gelindiğinde Brompton’un ticari işlerinin çoğunu o yönetiyordu. Onun görüşüne göre, Ritchie’yi harika bir tasarımcı yapan şey, onu bir şirket yönetmeye uygunsuz hale getiriyor.

“Andrew sistem ve mühendislikle alakalı detaylara ilgiliydi. Onunla uzunca bir süre çalıştım ve ona çok düşkün olmama rağmen, bu her zaman hemfikir olduğumuz anlamına gelmiyor.”

Butler-Adams’ın düşüncesine göre, Ritchie’nin her detayın üstünde durma arzusu Brompton’u son derece kusursuz bir bisiklet yaptı, ancak şirketin büyümesini engellemekle tehdit etti. Bir mucidin nasıl görünmesini bekliyorsanız, tam olarak öyle görünen Ritchie, büyüyen bir işletmeyi yönetmek için gerekli olan kıvraklıktan karakter olarak yoksun olduğunu kabul ediyor. Ve Butler-Adams’in gelişiyle Brompton’ın kaderi değişiyor. 

“Ona dedim ki, ‘Bak, tasarladığın bu bisikletleri işletmek istiyorum ama eğer firmanın sahibi sen olursan bunu yapamam, çünkü sen alışılmadık birisin. Ve bu işi yapabilmem için senin izin vermeyeceğin şeyler yapmam gerekebilir.”

Ritchie, Brompton’un bir evliliğe ve bahçesine yeteri kadar zaman ayıramamasına mal olduğunu söylüyor

“Firmayı devralabilirdim, ancak çoğunluk hissesi onda olsaydı ve istemediği bir şey yapsaydım, ‘Bu şirketin sahibiyim ve bunu yapamazsın’  diyebilirdi.”

2008’de Butler-Adams, Ritchie’nin hisselerinin çoğunu satın almak için arkadaşlarından ve kişilerden para topladı. Buna rağmen, Ritchie %20 hisseyle hala en büyük hissedar, Butler-Adams %10’u kontrol ederken, personel sahipliği şirketin %20’sini elinde bulunduruyor. 

Butler-Adams, işleri ele geçirdiğinden beri Brompton yaklaşık 50 çalışandan 300’den fazla istihdama ulaştı. Bu arada ciro 2 milyon£ (17.333.873,47 TL) ‘dan 30 milyon£ 260.008.102,05 TL) ‘a yükseldi. Başlangıçta atölye ve toplantı odası arasında bir rol bulmak için mücadele veren teknik sorumlu Ritchie, 73 yaşında olmasına rağmen hala tasarım ekibi ile düzenli toplantılara katılıyor.”

Üretimin manası

İngiltere bisiklet endüstrisinin geri kalanının tersine, risk sermayesi olmayan Brompton uzun vadede yatırım yapabilir. 

Altın yıllarında Britanya, dünyadaki diğer ülkelerden çok daha fazla adette bisiklet üretirdi. Yalnızca Raleigh kadro boruları için 10 işçi çalıştırırdı ve fabrikadan her yıl iki milyon bisiklet çıkardı. Günümüzde ise 50 bin üretim adedi ile bu alanda birinci sırada Brompton var. 

“Uzun zamandır bisiklet endüstrisi moda endüstrisine dönüştü” diyor Butler-Adams. “Kimse altyapıya yatırım yapmadı. Bisikletler tek bir yerde üretildi, daha sonra ithalat vergisi değişiklikleri nedeniyle üretim başka bir yere taşındı. Kimse uzun vadeli düşünmüyor. Ana akımı takip etmek yerine, bir şirketi verimli hale getirmek için üretime yatırım yaptık, bu da tüketicinin lehine sonuçlar doğurdu.”

Bugün Brompton bisikletleri yaklaşık 745£ (6.456,83 TL)’dan başlıyor. Ucuz değil, ancak bir tanesinin üretiminde ne denli fazla emek verildiğinin göstergesi. Bunu başarmak için ise Brompton, bisikletin kendisi kadar temiz olan bir iş modeli ve üretim süreci geliştirmiş.

Her şey personele yatırımla başlıyor. Firmanın yeni çalışanlarının büyük bölümü önceden iş deneyimi olmayan kişiler. Üç aylık deneme süresi ile başlıyorlar ve Londra’nın yaşam şartlarına göre maaş alıyorlar. Burada gösterdikleri başarıya göre derecelendiriliyorlar. Çalışanlarımız arasındaki rekabet kıyasıyadır. Özellikle montaj hattında çalışanlar farklı rolleri dört gözle beklerler. 

Saat sabah 7’de iş başı yapılır ve o günkü iş durumuna göre öğlen 4’de yahut 6.30’da paydos edilir. Bununla birlikte, personelin çoğunluğu haftada dört gün çalışır. Bu da çalışanların rapor alımlarını azalttı. Kahvaltı burada servis edilir. Hatta vergi memuru, çalışanlarımıza bedava bisiklet vermeyi durdurmamızı söyledi.

Bugün bile büyük bir indirim oranıyla çalışanlarımız bisikletlerimizi satın alabiliyor. Sonuç olarak, çalışanların büyük bir kısmı işlerine bisikletle geliyor. Kısa bir zaman önce fabrikamız Greenford’dan Kew Bridge’e, yani 7 kilometre uzağa taşındı, sadece bir çalışanımız ekstra kilometreleri kaldıramadı.

Komponentlerin birçoğu bisiklete özel. Kadro borularının kesilmesinden şekillendirmesine ve hatta lastiklerin takılmasına kadar neredeyse yapılan her şey bisiklete değer katıyor. Bir kadronun üretimi 14 farklı süreçten meydana geliyor ve bu süreç içerisinde 40’dan fazla istasyona uğruyor.

Her bir durak noktasında bisiklete damgalı baş harfler basılır, bu sayede iş yaratıcısına kadar takip edilebilir. Buradan bisiklet doğrudan son işlemler ve boya atölyesine girebilir. Ve son olarak nihai montaj hattına gönderilir. Firma her gün 300 tamamlanmış bisiklet çıkartabiliyor. 

Güç bende

Biten her bir bisikletin Brompton’ın yüksek standartlarıyla örtüşüp örtüşmediğini kontrol etme işinin başındaki kişi, tasarımcı ve mühendis Will Carleysmith.

“Firmayı büyütme aşamasında kimse Andrew’a nakit para yardımında bulunmadı, tüm ekipmanları kendi bütçesiyle inşa etti” diyor Carleysmith. “Bu sayede geleceğimiz üzerinde büyük oranda kendi kontrolümüze sahip olduk.” 

Bu, tek bir özgün tasarımın devam eden evrimini yansıtıyor: “Trendlere düşkün değiliz. Biz problemleri çözmeyle alakadarız. Andrew, orijinal katlanma sistemiyle oynamayarak oldukça doğru bir iş yaptı ve muhtemelen gelecekte de bunla uğraşmayacağız. Ancak, yüzeyin altında insanların görmediği alanlarda çok gelişim kaydettik.”

Brompton’ın siluetine bakarak, pek fazla değişmediğini söylemek kolay. Aslında, modern Bromptonlar ilk modellerine kıyasla birkaç kat daha sağlamlar. Bunun bir kısmı çelik şasiyle ilintili.

“Çelik, hacim gerekmeksizin sert ve güçlü bir yapıya olanak tanıyor” diyor Carleysmith. “Bu, yorgunluk ömrü sadece dört veya beş yıl sürecek değil, 10 yıl boyunca dayanabilecek bir şey yaratabileceğimiz anlamına geliyor.”

Hafif titanyum parçalar veya elektrik motoru gibi diğer yeni gelişmelerin net bir amacı ve faydası var. Özellikle bunlardan ikincisi neredeyse 13 yıldır üretim aşamasında.

“Uzun zamandır bisiklet endüstrisi moda endüstrisine dönüştü. Kimse altyapıya yatırım yapmadı”

“Bisiklet endüstrisinin çoğu hazır sipariş veriyor. Sipariş geldiğinde Bosch’u arıyor, bir motor alıyor ve artık bir e-bisikletiniz var” diyor Carleysmith. Bunun yerine Brompton, fren kollarından iç borulara kadar kendi parçalarını yaratma eğiliminde.

‘Elektrifikasyonun ilk dört veya beş yılı proje çıkmaz sokaklardaydı. Piyasanın eğilimini gözlemliyorduk, ancak adım atamamıştık. Sonunda, o bizi yakaladı. Büyük teknoloji şirketlerini küçük bisikletimiz için motor üretmenin uygun bir iş fikri olduğuna ikna etmek ise zordu.”

Şimdi Formula 1’in kurucusu Williams ile birlikte devam eden işbirliğimiz sayesinde, elektrikli Bromptonlar şirketin kilit ilkelerinden birine dönüşüyor. 

“Bayatlama korkumuz var. Ana fikir, bir ürünün yenisini satın alma ihtiyacı oluşmadan önce yalnızca birkaç yıl sürdürülebilirdir olduğu” diyor Carleysmith. Bunun anahtarı, şirketin büyük stoklara sahip olduğu tüm yedek parçalarını ve servislerini düzgün bir şekilde yönetmelerini sağlamak için tedarikçileri arasında bir bilgi tabanı oluşturmaktan geçiyor. Londra’nın Quietway rotalarında seyahat eden bisikletlere bakmak, markanın eski bisikletlerini yolda tutmada ne kadar başarılı olduğunu ortaya koyuyor. 

Geleceği şekillendirmek    

Bölge 4’ün içinde bu kadar gelişmiş bir üretim hattı bulmak zor olsa da Butler-Adams, Londra’da kalmakta kararlı.

“Müşterilerimiz bisikletlerin Britanya’da yapıldığı gerçeğinden hoşlanıyorlar, ancak Britanya büyük bir yer” diyor Butler-Adams. Kurulumu için bize ödeme yapılacak başka bir yere gidebilirdik. Ama orası hiçbir yerin sonundaki bir sanayi bölgesi olurdu. Birçok üretim için bir sorun olmayabilir. Ancak eğer bir bisiklet tasarlıyor ve bunu bir hiçliğin ortasında yapıyorsanız, işe gitmek için Brompton’a ihtiyacınız yok demektir.”

“Eskime korkumuz var – bir ürünün, bir sonrakine ihtiyacınız olmadan sadece birkaç yıl yaşadığı fikri”

Kısa vadede kira parası ve çalışan maaşlarından kar getirebilir, ancak birkaç yıl içinde yaptıkları şeyi kullanmayan bir iş gücünüz olur.

“Brompton’un saygın olmasının bir nedeni, onu günlük yaşantımızda kullanıyor olmamız. Ve bir şeyi sürekli kullanıyorsanız sonsuza dek memnun kalmazsınız. Londra, Brompton için önemlidir çünkü yeniliği yüceltir. Nostalji ögesi değiliz. Buradayız, çünkü bisikletin tasarımını gerçekten etkiliyoruz.”

Yine de, başkentte olmak Brompton’un tasarımını yücelttiği gibi, küçük ama önemli bir şekilde Brompton’un varlığı şehrin kendisini değiştiriyor.

“Dünya nüfusunun çoğu şehirlerde yaşıyor, ancak şehirler insanların etrafında tasarlanmadı” diyor Butler-Adams. “Zayıf mental sağlık, kötü hava kalitesi, obezite, bunların hepsi şehirlerdeki yaşamı kötü etkileyen sorunlardır. Bu değişmeli. Bu kültürü tersine çevirecek kadar faydalı ürünler yapmak istiyoruz. Bunun mümkün olduğunu biliyoruz çünkü Londra kültürünü biraz da olsa etkiledik. Ve eğer bunu Londra’da başardıysak, başka şehirlerde de yapabiliriz.”

Artık başkentin sokaklarında Brompton kullanıcılarının ortalama yaşı önemli ölçüde düştü. Marka, İngiltere dışında da nüfusunu arttırıyor, zira bisikletlerinin dörtte üçü yurtdışına gidiyor. 

Brompton’un bir bisiklete odaklanarak kazandığı başarı göz önüne alındığında, firmanın bu uğurda devam etmesini bekleyebilirsiniz. Ancak ikinci bir Brompton – büyük ölçekte üretilebilecek ve daha fazla insanın bisikletle daha fazla seyahat etmesine yardımcı olabilecek düşük maliyetli bir makine- için planlar var.

“Brompton bisikletleri harika, ancak dünyayı değiştirmeye yeterli değil” diyor Butler-Adams. “Çok uluslu bir seviyeye çıkamayız. Misyonumuz, tüm dünyada şehirlerde yaşayanların yaşam biçimlerini değiştirmek fakat, maliyeti sebebiyle el yapımı bir bisiklet, buna ulaşabilecek bir ürün değil.”

Yine de bizi buraya getiren nokta bu bisikletler. Başka bir bisiklet yapmamamızın nedeni, birincisini henüz tam olarak bitirmememizdi. Gelişiyor, öğreniyor, üretim süreçlerimizi optimize ediyor ve bir sonraki adımı atma yeteneğimizi geliştiriyoruz.”

Brompton’un dümenindeki adam daha yeni başladıklarını vadediyor.

Joseph Delves, yatak odasından mutfağa geçerek işine giden serbest bir yazardır. 

Bu yazı daha önce Cyclist Türkiye Mayıs 2020 sayısında yayınlanmıştır.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

HATAY’A KESİNTİSİZ 25 KM BİSİKLET YOLU

Haberler

ÜÇ İSİM DAHA COVID-19 NEDENİYLE BURGOS TURU’NDAN ÇEKİLDİ

Haberler

SIBIU TURU, BORA-HANSGROHE’NİN GALİBİYETİ İLE SONLANDI

Haberler

HEP BİRLİKTEYİZ

Editoryal

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!