Yazı Aydan Çelik
Tour of Türkiye 2026, 26 Nisan’da Çeşme’de başladı, 3 Mayıs’ta Ankara’da bitti. TUR yine birbirinden renkli görüntülere sahne oldu.
Başlığı görünce muhtemelen aklınıza “Nereye bakıyor bu adamlar?” filmi geldi. Doğru. Osman F. Seden’in yönettiği Zeki Alasya ile Metin Akpınar’ın oynadığı film başlığa ilham verdi. Ama görselin ilhamı o değil; filmden 20 yıl evvel çekilen bir fotoğraf… Ara Güler’in 1956’da Galata Köprüsü üstünde çektiği kare: Kasketli, ceketli üç adam, köprünün korkuluklarına dayanmış vapurları seyrediyor.
Fotoğrafı burada kullanmak telif sorunları doğurabilir. Hatırlamayanlar için şuraya bir link bırakayım. Bu sayfadaki üçüncü kare. (Fotoğrafın altına: “Eski Galata Köprüsü’nden vapurları seyreden taşralılar” yazılmış. Ara Güler mi verdi acaba bu ötekileştiren ismi? Pek sanmıyorum.)
Geçen salı (28 Nisan) Muğla’nın Menteşe ilçesine bağlı Kıran köyünde tanık olduğum görüntü aklıma 70 yıl evvel çekilmiş o fotoğrafı getirdi.
61. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun üçüncü etabı Ege Denizi’ne 850 metre tepeden bakan Kıran’da bitiyordu. Köyün yerlileri organizasyonun kurduğu platformdaki dev ekrandan biraz sonra gelecek olan misafirlerini izliyordu. Kıranlı bir dostumuz elindeki tespihi sabırla çekiyor, onlara eşlik ediyordu.
Bisikletçiler bir önceki yıl da buraya gelmişti. Köylüler, gözlükleriyle, kasklarıyla, şortlarıyla birer uzaylıya benzeyen sporculara ziyadesiyle aşinaydı. Ortalık bayram yeri gibi şendi. Hepimizin bildiği o Ege neşesi TUR’a da sirayet etmişti.
Biraz sonra ekranların önü boşaldı, çoluk, çocuk, herkes yola ve bitiş çizgisine koştu. Bisikletçiler Kıran’ın yılankavi yollarında, sanki bir karınca yuvası misali peş peşe dizilmişler, yer çekimine karşı mücadele ediyordu.
“Şeytanın bacağını Kıran”
Mücadeleyi kazanan 52 kiloluk Kolombiyalı Ivan Ramiro Sosa oldu. (Karınca benzetmesini boşuna yapmıyoruz.) 28 yaşındaki sporcu, bir dizi sakatlık, ameliyat filan derken, nihayet üç buçuk yıl sonra bir etap kazanabilmişti.
TUR’u anlatan arkadaşlar kelime oyunu yapıp, etaba “Kıran kırana” adını takmıştı. Ben Sosa özelinde “Şeytan’ın bacağını kıran”ı tercih ettim. (Kötü espri candır.)
Malum, etaplı bisiklet yarışlarının en zor etaplarına “kraliçe etap” deniyor. Bu yıl, aramızda “kraliçe etap Kıran mı, Feslikan mı?” tartışması yaşandı. Zira ikisi de birbirinden zordu. Her ikisi de yokuş skalasında “kategori dışı” (HC) idi. Kıran, 6. gün çıkılan Feslikan’a kıyasla daha alçak bir zirvede yer alsa da öncesinde Sarnıç ile birlikte çıkılması yüzünden denk bir zorluk içeriyordu. Yarışın direktörü Mutlu Erçevik bu konuda kendisine yöneltilen sorulara: “Birine kraliçe, diğerine kral etap diyelim” diye yanıt veriyordu.

Bu yıl zaman darlığı yüzünden Tour of Türkiye 2026 serüvenim Kıran’la başladı. Son zirve etabı olan Antalya- Feslikan’ı izledikten sonra ayrıldım. (Arkadaşlarıma: “zirvede başladım, zirvede bitirdim” diye espri yaptım. Okura da yapabilirim herhalde.)
Dolayısıyla ilk iki ve son iki etabı ancak ekrandan izleyebildim. İlk iki etabın galibi Tom Crabbe’yi finish çizgisinde izleme şansım olmadı. 20 yaşındaki Belçikalı’nın hem gücü kuvveti, hem de sprintteki aklıyla büyük istikbal vadettiği söyleniyor. Bazı arkadaşlar onu bu yanıyla Mark Cavendish’e benzetti. Bilindiği üzere Türkiye Cavendish gibi ikinci baharını yaşayan sprinterlere uğurlu gelmiştir. Crabbe henüz ilkbaharında… Dileriz ona da iyi gelir.
Kıran’dan sonra Marmaris- Fethiye ile Patara- Kemer etapları koşuldu. Bisikletçiler nefis bir tabiat ve kültür rotasında pedal çevirdiler. Fethiye’ye ilk giren Stanislaw Aniolkowski, Kemer’e ilk giren Casper Van Uden oldu.

Başı duman pare pare/ Yol ver dağlar yol ver bana
1 Mayıs günü koşulan Feslikan etabı, bisiklet proleterlerinin ne inanılmaz bir iş başardığının kanlı canlı kanıtıydı. Etap sadece 129 kilometre uzunluktaydı. Ama son 22 kilometre 100 metre irtifada başlıyor, 1850 metre irtifada bitiyordu.
Teşbihte hata olmaz; yılankavi yollarıyla Kıran, Fransa Turu’nun ünlü yokuşu Alpe d’Huez’i, Feslikan ise Mont Ventoux’yu hatırlatıyordu. Ventoux, ismiyle müsemma “rüzgâr”a gönderme yaparken, Feslikan’ın başı dumanlıydı. Aynen o türküdeki gibi: Başı duman pare pare/ yol ver dağlar yol ver bana… (Fakat sayın okuyucu ne kadar güzel bir yermiş o Feslikan. TUR’u yıllardır anlatan arkadaşımız Sarper Günsal söyledi, meğer Feslikan, fesleğenin yerel dildeki karşılığıymış.)
Neyse, konu dağılmasın… Yol arkadaşlarım İpek Özgüden Özen ve Ömer Yavru’yla Feslikan’a çıktık. Ekranlardan yarışı izlemeye başladık. İlk 16-17 kilometre görece yumuşaktı. Ama o son 5 kilometre yok mu!.. Bisikletçiler sanki, Akıntı Burnu’nda yüzüyor gibiydi. Hani Boğaziçi’ni bilmeyenler orada yüzdüklerinde kulaç üstüne kulaç atar da bir metre ilerleyemez ya, tam o hesap. (Mübalağa bir sanat türüdür, unutmayalım.)
Günün sonunda bitiş çizgisine ulaşan ilk isim Christian Bagatin oldu. 23 yaşındaki İtalyan’ın sevinç çığlıklarına biz duyduk ama ekran başındakiler duyamadı. Zira kameralar arkadaki genel klasman mücadelesine odaklandı.

Arkadaki mücadele inanılmaz heyecan vericiydi. Etap başlarken genel klasman lideri Sosa’nın 13 saniye gerisinde olan Avustralyalı Sebastian Berwick günü ikinci bitirdi ve bitiş çizgisine yığıldı.
Biz üçüncü sırada Sosa geliyor derken, Fransız Jordan Jegat araya girdi ve Sosa’yı etap sıralamasında dördüncülüğe düşürdü. Her iki sürücü de Berwick’ten 12 saniye sonra bitiş çizgisini geçtiler. Ama birinci 10, ikinci, 6, üçüncü 4 saniye bonus aldığı için, Sosa bir anda 5 saniye farkla genel klasman liderliğini kaybetti.
Genel klasman liderliğine yükselen 26 yaşındaki Avustralyalı Berwick ise bitiş çizgisinin öte tarafında yaklaşık 15 dakika yerde yattı. Sarper ağabeyi mikrofondan “evladım kalk artık” diyene kadar da yerinde kaldı. Ödül töreni sonrasında yapılan basın toplantısında durumunu “son 500 metrede nefes bile alamadım” diye özetledi.
Feslikan açısından üzüntü verici olan Serdar Anıl Depe’nin durumuydu. Spor Toto Bisiklet Takımı üyesi Antalyalı sporcu ne yazık ki çok iyi bildiği ve iddialı olduğu bu etapta yarışamadı. Dördüncü gün, Marmaris’te geçirdiği kaza sonrasında yarıştan ayrılmak zorunda kaldı.
7. etap yine Antalya’daydı. Şehrin içinde koşulan sprint etabını Davide Ballerini kazandı. Etabın ardından kafile uçak ve araçlarla Ankara’ya geçti.
TUR 1999’dan beri Ankara’ya uğramıyordu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Anıtkabir civarında koşulan son etabın galibi yine Crabbe oldu.

Sebastian Berwick, Feslikan’da giydiği Turkuaz Mayo’yu Ankara’da da korudu. TUR’un 61 yıllık tarihinde bu unvanı taşıyan ilk Avustralyalı oldu. Berwick aynı zamanda “dağların kralı”na verilen Kırmızı Mayo’yu da aldı. 3 etap galibi Tom Crabbe Yeşil Mayo’yu Belçika’ya götürdü. Bize kalansa Beyaz Mayo oldu. Konya Büyükşehir Belediye Spor takımının 20 yaşındaki sporcusu Mustafa Tarakçı “Türkiye Güzellikleri” klasmanında yüzümüzü güldürdü. Bu mayoyu en son 2022’de Batuhan Özgür kazanmıştı. Maalesef Türkiye 2003’ten beri bir TUR şampiyonu çıkaramıyor. Yüzümüz en son o yıl, Mert Mutlu sayesinde gülmüştü.
Bu veriler Türkiye’de bisiklet sporunun ve kültürünün durumuna dair uzun bir tartışmaya kapı açıyor ama yazı çok uzadı. Belki daha sonra konuşuruz. Meraklısı için turu yaklaşık yirmi yıldır yakından izleyen TRT muhabiri Ömer Yavru ile yaptığımız söyleşinin linkini bırakayım.
Bu yazı t24.com.tr’de yayınlanmıştır.


