Bizimle iletişime geçin
Cyclist Türkiye Tüm D&R Mağazalarında!

Bisikletler

TARİH YAZAN: BIANCHI

Cyclist Türkiye, endüstrinin en ünlü markalarını şekillendirmeye yardımcı olan Bianchi bisikletlerini gün yüzüne çıkarıyor

cycleurope.com.tr

Yazı James Spender  Fotoğraf Mike Massaro

Milano’da Edoardo Bianchi tarafından kurulan, İtalyan şirket bisiklet piyasasının en uzun süredir ayakta duran markası olarak biliniyor. Bianchi bisikletlerinin mirası 1885’lere kadar uzanıyor. Fausto Coppi, Felice Gimondi, Marco Pantani, Mario Cipollini ve Jan Ullrich gibi yarışçılarla Bianchi, 133 yılı aşan tarihinde neredeyse organize edilmiş tüm yarışları kazandı. Günümüzde ise Jumbo Visma ile başarıdan başarıya koşmayı sürdürüyor.

Bianchi’nin soyağacı, bisikletlerinin çeşitliliği kadar zengin. Bu sebeple, Kuzey İtalya’daki Treviglio eteklerinde bulunan Bianchi fabrikasını ziyaret ettiğimizde, modellerin geçmişini bilen birine ihtiyacımız vardı. Şanslıyız ki aranan kişi bulundu: Yaratıcı yönetmen ve fiili bisiklet küratörü, Bianchi’nin en ünlü bisikletlerinin yapımında görev alan, Bianchi’nin 41 yıllık bir çalışanı Fabio Belotti. Kendisinden geniş mazi kataloğunun yalnız ufak bir bölümünü dinleyebildik. Fabio bizi fabrikanın gizli dehlizlerinde yolculuğa çıkartmadan önce, çağlar boyunca şirketin bisikletlerini tarihin bir parçası yapan bir şey hakkında kısa bir tarih dersine ihtiyacımız olduğuna karar verdi.

“Herkes Bianchi’nin “Celeste” rengiyle özdeşleştiğini düşünüyor, ancak bir zamanlar Bianchi bisikletleri yalnızca tek bir renkle gelirdi: Siyah. Celeste’yi ilk defa 1912’de kullandık. Efsaneye göre, kurucumuz Edoardo Bianchi Celeste rengini, bisiklete binmeyi öğrettiği Kraliçe Margherita’nın gözlerinden almış. Yılar içerisinde Celeste rengi yeşilden maviye döndü. Renk her zaman değişiyor olsa da, Bianchi bisikletçileri onun her zaman aynı olduğunu zannediyor. Edoardo sağ olsun! 

MARCO PANTANI MEGO PRO, 1998

‘Koleksiyonun pırlantası. 1998 sezonunda Pantani’nin, Giro d’Italia ve Tour de France’da çifte Büyük Tur şampiyonluğu yaşadığı bisiklet” diyor Belotti. Dedacciai 7000 serisi alüminyumdan üretilen model Mega Pro. Kadro ağırlığı o dönem için hafif sayılan 850g. Günümüzün birçok yarışçısı için oldukça ağır gelebilir, ancak Mercatone Uno’yla yarışırken sadece 50kg olan Marco için değil. Üzerinde Campagnolo’un ilk profil jant setlerinden Shamal var. Jant teline bakın! Önde 12, arkada 16 – çılgınca! Ve bir de vitesler. 9 vites sayısı, önde 12-21 kaset, arkada 53/39 aynakol. Marco muhteşem. 

“Mercatone takımının rengi sarıydı. Tasarımcılarından birinin sarı ve kahverengi renkli bir mayo ile tasarladığını hatırlıyorum. Fakat çok hoş değildi. Ben de sarının farklı bir tonuyla kombinledim ve Celeste ile bir araya getirdim. Başlangıçta insanlar, ‘Oh, korkunç’ dedi. Ancak Marco üzerinde bu mayoyla kazanmaya başlayınca herkesin beğenisini topladı. Bir keresinde Marco da favori renginin bu olduğunu söylemişti. Karbon Specialissima’yı bu renklerle bezedik. Selle Italia’nın da bir gün “Il Pirata” selesini bu doğrultuda yeniden yapmasını umuyorum.”

DİSK FREN CHRONO PROTOTİP, 1996

‘Dağ bisikletleri bile disk frenlere karşı direnirken, yanılmıyorsam bu model disk frenli ilk yol bisikletiydi. Kaliperler bizim için Formula tarafından yapıldı, hidrolik pistonlar ise normal kablolarla çekildi. Rotorlara bir bakın – 125mm, ipince! Komik, çünkü ön tekerleğin olması gerekenden fazla jant teli var ve üstelik radyal olarak bağlanmış ki disk frenin kuvvetini yaymak için bu kötü bir fikirdir.

“Bu bisiklet Rus bisikletçi Evgeni Berzin için yapıldı. Columbus Hyperion titanyumdan. Geniş kadro boruları metal sacdan bükülmüş ve kaynak yapılmış. Pantani Chrono’da bu modelden esinlenildi. Berzin için birçok prototip çalışmıştık – o gerçek bir yenilikçiydi. Fakat aynı zamanda, Büyük Turlar gittikçe tırmanış meraklısına dönüştü. Bisiklet onun için çok ağır hale geldi. Bu nedenle Berzin bu bisikletle hiçbir zaman yarışamadı. Şeklen ise eşsiz.

Lastikler etrafındaki kadro formunu gördünüz değil mi? Kıvrımlar orta göbeğe doğru bir hava kanadı gibi iniyor. UCI kurallarından dolayı artık böyle bir tasarım kullanamazsınız. Ancak o dönemler, tasarımcılar açısından en heyecan verici zamanlardı. Fantezilerimizi gerçeğe dönüştürüyorduk.”

BIANCHI ÇELİK YOL BİSİKLETİ, CIRCA 1951

‘Yanılmıyorsam 1951 yılından kalan değiştirilmemiş kondisyonda. Böyle söylüyorum çünkü üzerinde 1950’lerde popüler olan kadrodan vites geçiş sistemi ve arka aktarıcıda sürgü bağlantısı var. Kadro boruları muhtemelen Reynolds ve neredeyse parçaların tamamı Bianchi tarafından yapıldı.

“Vites sisteminin hastasıyım [Campagnolo’un tek kollu Paris-Roubaix aktarıcısı] – çılgınca. Göbeklerin uçlarında, kadro kulakcığının içindeki tırnaklarla birbirine geçmiş dişliler mevcut. Vites değiştirmek için orta çeki borusu üzerindeki kolu çeviriyorsunuz, quick release’i açan çubuk bükülüyor ve vites seçmek için vites değiştiriciyi hareket ettiriyorsunuz, ancak zincirin dişli değiştirmesi için aynı anda saat yönünün tersine pedal basmanız gerekiyor.

Zincir gerginliği, kadro kulağı boyunca tekerleği öne ayarlıyor  [daha büyük dişlilerde] yahut yerçekimi geriye doğru atıyor [küçük dişlilerde]. Sonra kolu tekrar sıkın. Harika, fakat çılgınca. Özellikle de o günlerde asfalt yol olmadığını düşündüğünüzde. Sanırım ilk gravel bisikletlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz!” 

ASKERİ KATLANIR, CIRCA 1940

‘Bu model 1930 ila 1950 arasında üretildi. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki ilk tam süspansiyon katlanır bisiklet. Orta çeki borusunun üstünde şok emici ve çeki borusunun orta göbekle birleştiği yerde bir yay gibi bükülen çelik plaka mevcut. Ön maşa uzantılarında miller ve maşa ayaklarının her ikisinde de küçük süspansiyon şokları var. Bugün bile sorunsuz çalışıyor!

“Tamamı İtalyan askeriyesi için. bu nedenle üst boruda tüfek bağlantı yeri ve askerin ekipmanı için bir raf var. Her şey çok sağlam olmalıydı. Bu yüzden elcikler ahşap, lastiklerse güvenilir Pirelli üretimi. Ancak eğer komutan olsaydınız hava basınçlı lastikler ve daha fazla vites olurdu. Ön ve arka jantlar değiştirilebilir. Tüm bisiklet katlanır – üst boruda menteşeler var – bu sayede sırtta taşınabiliyor.

Zorlayıcı olmalı, çünkü bisiklet yaklaşık 35kg ağırlığında. Her şeye rağmen çok başarılı bir üründü – 50.000 civarında ürettik, bu da Bianchi’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında ayakta kalmasını sağladı.”

JOHAN MUSEEUW PARIS-ROUBAIX, 1994

‘Sıklıkla ortaya farklı tasarımlar çıkartırdık (ta ki UCI tasarım kurallarını 1990’ların sonunda darlaştırana kadar). Paris-Roubaix’yi Johan için tasarlamıştık. Önde Roubaix RockShox süspansiyon ve arkada tam süspansiyon var. Çok büyük görünüyor, ancak sadece 30mm gibi küçük bir yer kaplıyor. Arkada Shimano’nun XTR dağ bisikleti konsol frenini kullanmak zorunda kaldık çünkü oraya takılabilecek bir kaliper fren yoktu. Arka üçgeni oluşturan borular çelik, geri kalan ise Columbus Altec alüminyum.

“Havanın berbat olduğunu hatırlıyorum. Ve sanırım kaçışta Museeuw lastik patlatmıştı. Diadora pedala sıkışan kilitli ayağını açmaya çalışıyordu. Johan gerçekten çok kızgın görünüyordu. Bisikleti fırlattı ve yarışın kalan bölümü için farklı bir bisiklete bindi (Museeuw yarışı 13’üncü bitirdi). Testlerde bisikleti çok beğenmişti, ancak yarış farklı bir hikayeydi. Bu model asla üretilmedi, fakat piyasaya sürülmemesinin asıl sebebi UCI’ın kural değişikliğiydi.

BIANCHI C4, 1986

‘C4 şirketi Bianchi’nin eski Ar-Ge çalışanı tarafından kuruldu. Dünyanın ilk tek parça karbon kadrosu olan bu bisikletleri firma bizler için yaptı. Sele borusu olmaksızın görünüm oldukça ilgi çekici. Tahmin edebileceğiniz üzere, kullanım alanı dardı, ama birkaç yarış koştu. Örneğin bu bisiklet Sommontana-Bianchi takımı adına yarışan Moreno Argentin’in.

“Konsept aero, fakat o zamanlarda yalnızca Formula 1 takımları rüzgar tünelini kullandırdı. Bu nedenle C4 sezgi ve sansasyon doğrultusunda inşa edildi. Sele borusundaki silikon halkayı hoş bir görünüm sunsun diye biz taktık – zira sele borusunun her iki yanında da koca bir delik var – fakat iki yatay cıvata takılarak sele borusunun ileri veya geri eğilebilmesi sağlanıyor.

“Ambrosio jant seti ve özellikle keskin hatlı Campagnolo su matarası aero düşüncelerin yansıması. Matara çok güzel, fakat matara kafesinden alması oldukça zor! Bu tasarım UCI tarafından yasaklandı ve C4 de artık kadro üretmiyor. Şimdi tüplü dalış ve zıpkın tabancaları konusunda uzmanlaştı.”

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

ANKARA BİSİKLET YOLU PROJESİNİN DETAYLARI AÇIKLANIYOR

Haberler

GÜÇ DENGESİ

Editoryal

İZMİR, EUROVELO AĞINA DAHİL EDİLDİ

Haberler

‘BENİM BİSİKLETİM BENİM ŞEHRİM FİLM’ GÖSTERİMİ 1 ARALIK’TA

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!