Büyük Tur: Fransa | Farklı bir açıdan Ventoux

Büyük Tur: Fransa | Farklı bir açıdan Ventoux

Yazı JOSEPH DELVES Fotoğraf MATT BEN STORE

Keith Floyd’un 1987 tarihli Floyd Fransa’da dizisinin açılış sahnesi, restoran işletmecisinin üstü açık bir Citroën’le Les Gorges de la Nesque’de yol alması ile başlar. Misyonu, dünya milletlerini Provence’ın gastronomik ve kültürel harikaları konusunda eğitmek olan restoran işletmecisi, 30 yıl sonra bunu başarmış gibi görünüyor. Bugünlerde ratatouille, bouillabaisse veya aioli’nin zevklerine aşina olmayan bir yurttaş bulmak güç. Aynı zamanda Mont Ventoux’nun adını bilmeyen bisikletçi de bulamazsınız.

Provence’ın Devi, bisiklet tarihindeki tüm zirvelerden daha haşmetli görünüyor. İhtişamıyla meydan okuyan Ventoux’nun meşhur çorak zirveleri, HC statüsü ve Tour de France’ın ikonik tırmanışı olması, onu dağlar arasında bir süperstar haline getiriyor. Buna 1967 Tour’da zirveye az kala hayatını kaybeden Tom Simpson’ın destansı hikayesi de eklenince, efsanevi statüsü güvence altına alınıyor.

Şair Petrarch’ın 14. yüzyıldaki Ventoux’yu ziyaretinden bu yana sürekli olarak övülen Mount Ventoux, bu dergide de hakkında bol miktarda yazı bulunan bir dağ. Cyclist Türkiye birçok kez Mount Ventoux’yu ziyaret etti ama biz her zaman bilinen yollara yeni ve merak uyandırıcı alternatifler bulma peşindeyiz ve Les Gorges de la Nesque’de aradığımızı bulduğumuz kanaatindeyiz.

Tour de France, Mont Ventoux’ya yer verdiğinde genellikle bisikletçileri güney ucundaki Bédoin kasabasından zirveye çıkarmayı tercih ediyor. Zaman zaman Malaucène ve Sault komünleri üzerinden de tırmanışlar olmuştu, ancak asla yapmadığı bir şey var ki o da Les Gorges de la Nesque’e giden yolu kullanmak. Bu da Avrupa’nın en güzel yollarından birini görmezden gelmek anlamına geliyor. Bu bir hata.

Ancak bu az bilinirliğin bazı faydaları var. Rotanın pek tercih edilmiyor oluşu, Cyclist Türkiye’nin pedal bastığı sabah yolların neredeyse tamamen bize ait olmasını sağlıyor.

Bédoin’de kahvaltı

Kavisli taş duvarlar Les Gorges de la Nesque’den geçen yolu çevreliyor

Bédoin’de günümüz haliyle kahve ve kruvasanla başlıyor. Lezzetli bir kahvaltının ardından Ventoux’ya doğru tırmanışa başlamak üzere D974 istikametinde pedal çevirmeye başlıyoruz.

Bédoin’in hemen dışında, rotamız henüz başlamışken, bisiklet dünyasının sıra dışı simge yapılarından birine doğru yolculuğa çıkıyoruz. Bir döner kavşağın kıyısında, unutulmuş halde kalan La Butte des Champions du Mont Ventoux: Tour, Critérium du Dauphiné veya Paris-Nice yarışları geçtiğinde Ventoux’ya çıkan ilk bisikletçinin onuruna bitkilerden oluşan “zafer çalılıklarını” içeren bir tepecik. Hemen yanında bir pano mevcut. Burada, Bernard Thévenet’yi 1972 Tour’da ilk kez görüyoruz; dördüncü bitkiyle anılan, salkım saçak bir orman gülü. Kalıcı kalem kullanılarak tahtaya daha yeni bisikletçiler de eklenmiş, ancak aralarında 2013’te koşan Chris Froome’un da bulunduğu bazılarının temsili henüz yapılmamış. Belki hâlâ uygun bitkiyi bulmaya çalışıyorlardır. Kim bilir?


Sayılarla

  • 18 Tour de France,  Mont Ventoux’yu ziyaret etti
  • 10 Bir Tour etabının Ventoux zirvesinde sonlandığı sayı
  • 1 Tour’un Sault (2021)’tan Ventoux’ya çıktığı sayı
  • 0 Tour’un Les Gorges de la Nesque’i ziyaret sayısı
  • 1429 Sault’tan Ventoux zirvesine toplam irtifa
  • 4.9 Sault’tan zirveye ortalama eğim değeri
  • 56:37 Strava’da Sault’tan Ventoux zirvesine KoM süresi

Bitkilerle oyalanmamızın ardından, D974 boyunca ilerleyen araç yolundan uzaklaşıp üzüm bağları arasından güneye, Flassan ve Villes-sur-Auzon’un pitoresk ve seyrek yerleşim bölgelerine doğru sürüşe devam ediyoruz. Artık kalabalıktan oldukça uzakta olan dolambaçlı rotamız, ormanın içinden yukarı doğru çıkıyor.

Rotanın ilk kısımlarında neredeyse hiç araç ve bisikletçi yok
Yamaçlardaki yeşil ormanlar, dağın çorak üst kısımlarıyla tezat oluşturuyor

İlk yokuşlara sarmaya başladıkça manzaralar, pedallarımızın hareketiyle ileri doğru sarılmış bir film rulosu gibi giderek açılıyor. İlk başta manzaraları yalnızca bir sonraki viraja kadar görebiliyoruz, ancak kısa süre sonra ormandan çıktığımızda, sol tarafında bulunduğumuz yolu takip eden yemyeşil bir vadinin geniş kapsamlı manzaralarıyla karşılaşıyoruz.

Yol aldıkça eğim daha dikleşiyor. Sonunda eğim o kadar dikleşiyor ki bitki örtüsü toprağına tutunmaya çalışıyor ve geniş kireçtaşı kaya yüzeyleri ortaya çıkıyor. Yol, Nesque nehri tarafından binlerce yıl boyunca oyulmuş bir geçide dönüşürken vadinin hatlarını takip ederek kıvrılıyor ve zikzaklar çiziyor.

Devasa kayaların arasındaki tünellerden geçiyoruz ve uçurum kenarları boyunca pedallıyoruz, aşağıdan bakmaya zar zor cesaret ediyorum ve yolun trafiksiz olmasına şükrediyorum. Çarpıcı ve çoğu insanın Ventoux’ya gitme fikrinden oldukça farklı bir yol. Birkaç kilometre yavaşça tırmandıktan sonra, vadinin tepesine bakmak için uygun bir noktada duruyoruz. Manzaralar ne kadar etkileyici olsa da, bu noktada deniz seviyesinden yalnızca 740 metre yüksekteyiz, bu da gidilecek 1000 metreden fazla tırmanış olduğu anlamına geliyor.

Ancak vadi manzarasının tadını çıkarırken ruhani meditasyonumuz yakındaki ormandan gelen homurtular ve gıcırtılarla kesintiye uğruyor. Tipik olarak bu tür şeyleri araştırmanın hiçbir faydası olmaz, ancak bugünkü rehberim Spencer, duyduklarımın masum bir açıklaması olduğu konusunda bana güvence veriyor.

Ormanda bir kulübe

 Yol bir kaya çıkıntısının içinden geçerken vadinin görünümü

Görünüşe göre, Amerikalı bir çift neredeyse terk edilmiş bir binaya taşınmış ve yerel avcılar tarafından sürekli olarak vurulma tehlikesiyle karşı karşıya olan yerel domuzlar için bir sığınak kurmuş. Çoğu bisikletçinin dinlenmek için durduğu yerde, yoldan geçen bisikletçilerin artıklarını toplamaya başlamışlar ve böylece ün kazanmışlar. Domuzlara sunabileceğim uygun bir atıştırmalık bulmak için cebimi karıştırmayı düşünüyorum ama o anda görünmeyen biri kulübeden dışarı bir şey fırlatıyor. Ciyaklama sesleri göz önüne alındığında, bunun domuzların gerçek öğle yemeği olduğunu varsayıp, kendi hallerine bırakmanın iyi olacağını hissediyorum.

Arkamızda domuzlar, tarım arazileri arasından Sault kasabasına doğru iniş ve kademeli tırmanış… Spencer bana, eğer bir hafta önce gelseydik, bölgenin tatlı kokulu lavanta çayırlarıyla dolu olacağını söylüyor.

Boşverin; Sault’un orta çağ komünü de bir o kadar büyüleyici. Tek can sıkıntısı, programımızın mükemmel kafelerden birinde vakit geçirmeye zaman tanımıyor oluşu. Provence’ta olduğumuz ve Floyd’u rehberim olarak benimsediğim için bunun bir ön koşul olmasını dilerdim, ancak ne yazık ki Ventoux’yu gün ışığında geçmemiz gerekiyorsa, oturmaya ayıracak zamanımız yok.

İrtifa, Ventoux’nun üst kısmının bitki örtüsünden yoksun olduğu anlamına geliyor

Sault’tan ayrıldığımızda, dağın doğu yakasına katılıyoruz ve 40 kilometrelik bir sürüş mesafesine sahip olmamıza rağmen, dikey tırmanış açısından hala yarı yoldayız, tıpkı şu anda hayal ettiğim uzun Provençal öğle yemeği gibi. Keyifli vakit geçirmek için Ventoux aceleye getirilemez.

Ventoux’ya hangi açıdan bakılırsa bakılsın, Strava’daki şekli tam olarak gerçek hayattaki coğrafi profiline benziyor. Diğer zirvelerden bağlantısı olmayan, uçsuz bucaksız, yalnız bir dağ ve eğim kademeleri farklı olsa da hepsi 1.910m yüksekliğindeki zirveye ulaşıyor.

Sault’tan 25 kilometrelik tırmanışın ardından televizyondan hatırladığım kısımlara varıyoruz. Bunlar bizi önce daha fazla tarlaya, sonra da çiftçilik için çok yüksek ve vahşi yamaçlara götürüyor. Kısa süre sonra eğim %6 civarında sabitleniyor, biz de yokuşu öğütüyoruz.

Işık kaybolmadan zirveye ulaşmak için güneşi kovalamak

Ventoux’nun tartışmasız popülaritesine rağmen yol oldukça sakin. Belki de bunun nedeni Sault üzerinden geçen rotanın zirveye çıkan üç ana yol arasında en kolay olanı olmasıdır. Bédoin’den gelen rota en dik ve en iyi bilinen güzergah olsa da batıdaki Malaucène’den yukarıya doğru ilerlemek bana yanlış yöne gitmek gibi geliyor. Bu, dağın kuzey yüzüne tırmanmak anlamına gelir ki bu da beyaz ay manzaralarıyla ikonik çorak güney yamacını es geçmek demektir. Sault üzerinden gitmenin, Chalet Reynard’dan Bédoin rotasıyla aynı son 6 km’yi geçmeden önce Les Gorges de la Nesque’e binebileceğiniz anlamına geldiği göz önüne alındığında, Tour’un neden henüz bu rotayı kullanmadığını aklım almıyor.

Ventoux’da gün batımı

Chalet Reynard’a doğru tırmanışın kuşbakışı görünümü

Bu işin en zor kısmı. Sault’tan yukarıya doğru yol alırken, ağaçlar sıklıktan seyrekliğe doğru dönüyor ve bir bakıma bacaklarımdaki enerji seviyesini yansıtıyor. Yüzlerce kilometre uzaktan görülebilmesine rağmen tırmanışın bu noktasında zirve gizleniyor ve bu da bize ilerlememizi ölçmemiz için daha az imkan tanıyor. Chalet Reynard’a ulaşmak uzun bir yol gibi geliyor.

1.417 metre yükseklikteki bu yer, bir dağ evinden çok bir kafeye benziyor ancak bisiklet folklorundaki statüsü, Ventoux’nun ormanlık alt yamaçlarının yerini çıplak, ay yüzeyine benzer, beyaz üst kısımlara bıraktığı nokta olmasıyla biliniyor. Burası aynı zamanda sezon başındaki yarışların bitiş çizgisi veya saatte 100 kilometrelik mistral rüzgarların zirveyi taradığı sırada rakiplerin kendilerini bitik buldukları yer. Eğim buradan itibaren artıyor, ancak şans eseri bugün hava son derece sakin.


Bir tutam Sault

Tour’un şehre geldiği gün

Mont Ventoux’ya giden üç yol var: güneydeki Bédoin’den; batıda Malaucène’den; doğuda Sault’tan. Tour de France’ın Provence’ın Devi ile olan aşkına rağmen, yarış Sault yolunu (bizim rotamızı) yalnızca bir kez kullandı. Bu, 2021’de, 11. Etapta bisikletçilere iki kat acı ve taraftarlara iki kat eğlence vermek için Ventoux’ya iki kez tırmanıldığıydı.

Sault ilk sırada tırmanıldı ve Fransızların favorisi Julian Alaphilippe (Soudal-QuickStep) zirveye ilk çıktı. Malaucène’e indikten sonra yarış, bu kez her zamanki Bédoin tarafından yola çıkarak tekrar dağın üstesinden gelmek için ikinci kez tırmanıldı. Trek Segafredo’dan Kenny Elissonde erken bir atak yaptı ama sonunu getiremedi ve zirveyi ilk geçen, zorlu bir inişte liderliğini korumayı başaran Belçikalı süper kahraman Wout van Aert (Jumbo-Visma) oldu. Belçikalı aynı zamanda o gün, etap galibiyetini de aldı.


Batan güneş, yukarıdaki kireçtaşı ve dağ eteğindeki yamaçların rengini turuncuya boyarken, altımızdaki manzaraya Provençal bir pus çökmeye başlıyor. Zirveye doğru yaklaşırken muhteşem bir ışık gösterisiyle karşılaşıyoruz. Güneş önümüzdeyken, son birkaç rampa bizi dağdan doğrudan gökyüzüne fırlatacakmış gibi görünüyor. Üstümüzde, kırmızı ve mor ışıklarla yıkanmış meteoroloji istasyonu ve belki de bisiklet sporunun en meşhur manzarası var.

Ventoux, bindiğim her yerden daha fazla, kendinizi kendi bisiklet dramanızın içindeymişsiniz gibi hissettirme etkisine sahip. Benim için Armstrong ve Pantani’yi 2000 yılındaki mücadelede yenmek imkansız; bunu ilk kez okuldayken izlemiş olmalıyım. Thévenet’nin 1972’de Merckx’i geçmesi bisiklet uzmanlarının tercihi olabilir; Chris Froome’un 2016’daki bir kazanın ardından dağa tırmanması da anılmaya değer.

En yorgun bisikletçi bile kendini bisiklet tarihinin bir parçası olarak hayal etmekten alamaz. Ardından zirveye çıkmadan hemen önce Tom Simpson anıtı geliyor. Zirveden sonsuz uzaklıkta görünse de sadece bir kilometre kala varılan bu nokta, İngiliz bisikletçinin 1967 Tour de France’da amfetamin ve brendi yardımıyla hastalığı atlatmaya yönelik talihsiz girişimi sırasında yere yığıldığı noktayı işaret ediyor.

Meteoroloji kulesi bitiş çizgisini işaret ederken, güneş ufka vurduğu anda son virajın etrafında dönüyoruz. Yukarıdan manzara muhteşem ama tadını çıkarmak için çok az zamanımız var. Yorgun ve azalan gün ışığı nedeniyle Floyd’un dehşete düşeceği bir şey yapıyoruz: Malaucène’deki pizzacıyı arıyoruz. Ve siparişimizi verdikten sonra, hızla kararan dağdan 1.500 metre aşağı inerken hem şeflerle hem de batan güneş ışıklarıyla yarışıyoruz.


Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir