AKRA Gran Fondo Antalya’nın efsane tırmanışı: Olympos

AKRA Gran Fondo Antalya’nın efsane tırmanışı: Olympos

Yazı Erman Öner Fotoğraf Alkım Saraç

AKRA Gran Fondo Antalya’nın bu yılki parkurlarından biri olarak belirlenen Olympos tırmanışı, organizasyon için önemli bir yenilik ve ilk olma özelliği taşıyor. Ancak bu efsanevi parkur, bisiklet dünyasına yabancı değil. 2024 yılında düzenlenen Tour of Antalya’da profesyonel bisikletçilerin mücadele ettiği bu zorlu tırmanışı, bugün Davide Piganzoli (Visma Lease a Bike) zirvede tamamlayarak hafızalara kazımıştı.

Biz de bu unutulmaz tırmanışı, dergimizin Şubat 2024 sayısında bizzat deneyimlemiş ve detaylı bir içerikle okurlarımıza aktarmıştık. Şimdi Akra Gran Fondo Antalya ile Olympos tırmanışı yeniden gündeme gelmişken, o özel sürüşün hikâyesini ve büyüleyici görsellerini bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyoruz.

“Geçmiş asla ölmez, hatta geçmiş bile değildir” diyor Amerikalı yazar William Faulkner. Bu sözü belki de bisikletçilerden daha iyi anlayan çok az kişi vardır. Modern karbon bisikletlerimizle asfalt yollarda ilerliyoruz. Lakin hâlâ yüzyıllar önce şekillenmiş coğrafyanın etkisi altındayız. Doğanın ve tarihin iç içe geçtiği, mavi ile yeşilin kusursuz uyum yakaladığı yerlerden biri olan Antalya ise bisikletçiler için adeta bir sürprizler diyarı.

Rotamızın başlangıcı Kemer şehir merkezi

UCI 2.1 kategorisinde yer alan Tour of Antalya etapları eşsiz coğrafyanın sunduğu tüm avantajlardan yararlanıyor. Bu yönüyle organizasyon, şehrin en önemli spor etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Nitekim bugünkü sürüş arkadaşım Tarık Gül de günün başında beni bu konuda uyarıyor.

Daha önce Tour of Antalya’nın üçüncü etabına benzer bir parkurda pedal çevirmiştim. O etap Kemer’den başlayıp Tahtalı Dağı’nın eteklerinde dolaştıktan sonra Konyaaltı’nda toplu sprint finişiyle sona ermişti. Ancak bugün rotamız tamamen farklı; çünkü bu kez finiş noktası Tahtalı’nın zorlu zirvesi.

Doğanın büyüsü

Sürüşümüze Türk Rivierası’nın gözde noktalarından Kemer’de, Saat Kulesi önünden başlıyoruz. Cumhuriyet Meydanı’ndan ilk pedal darbelerini vurur vurmaz rotanın karakteri kendini hissettiriyor. Şehirden uzaklaşırken karşımıza tüm heybetiyle Beydağları çıkıyor.

Antalya’da bisiklet sürmenin en keyifli yanlarından biri, kısa sürede şehir kalabalığından uzaklaşıp doğayla baş başa kalabilmek. Nitekim Kemer’de de durum farklı değil. D400 karayolunda ilerlerken kısa sürede etrafımızı ağaçlar sarıyor. Sonuç olarak hafif hafif yükselmeye başlıyoruz.

25’inci kilometrede Olympos tabelasını görerek rotamızı değiştiriyoruz. Antik Likya kentlerinden biri olan Olympos; tarihi, doğası ve sahiliyle bölgenin en özel noktalarından biri. Akçay Deresi’nin iki yakasına kurulu bu kadim kent, adını 2375 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı’ndan alıyor. Ve biz de yolculuğumuzun sonunda o zirveye ulaşacağız.

    Şimdilik ise inişli çıkışlı yolların, çam ağaçlarının ve zaman zaman karşımıza çıkan köylerin keyfini çıkarıyoruz. Antalya’nın bu bölgesinde düz yol neredeyse yok. Yine de bu durum sürüşü daha eğlenceli hale getiriyor. Nitekim Belen’i geçip Beşikci üzerinden Kumluca’ya ulaşıyoruz.

    Kumluca, verimli topraklarıyla Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri. Seralarla kaplı ova, adeta bir yeşil denizi andırıyor. Bu noktaya kadar doğanın yeşili bize eşlik ederken, ilerleyen kilometrelerde Akdeniz’in turkuaz suları da manzaraya dahil oluyor.

    Tek yol yukarı

    Karaöz bölgesine ulaştığımızda manzara daha da etkileyici hale geliyor. Turkuaz deniz, küçük adacıklar ve sarp kıyılar eşliğinde ilerlerken, fotoğrafçımız Alkım bu anları ölümsüzleştirmek için drone’unu havalandırıyor. Bu da bizim için bazı yokuşları tekrar çıkmak anlamına geliyor; ama manzara buna fazlasıyla değiyor.

    Bu noktada küçük bir öneri: Karaöz Sahili’nden başlayan bir patika ile ulaşılabilen Korsan Koyu, bölgenin en bakir ve etkileyici noktalarından biri. Dolayısıyla tarihte liman olarak kullanılan bu koy, bugün doğallığını koruyan nadir yerlerden.

    Efsane tırmanış Olympos

    Yeşilköy ve Adrasan üzerinden tekrar ana yola bağlanarak Tekirova’ya ilerliyoruz. 126. kilometrede Tahtalı sapağına dönmemizle birlikte asıl mücadele başlıyor. Yaklaşık 9 kilometrelik, yer yer %16’yı aşan eğimlere sahip bu tırmanış, etabın kaderini belirleyecek nitelikte.

    İlk metrelerde temkinli ilerlerken Tarık ile etap üzerine konuşuyoruz. O, grubun bu noktaya gelmeden dağılacağını düşünüyor; ben ise pelotonun tırmanışa kadar birlikte kalacağını tahmin ediyorum. Ancak ikimizin de hemfikir olduğu bir nokta var: Yarışın kaderi bu tırmanışta yazılacak.

    Eğim arttıkça konuşmalar yerini nefes seslerine bırakıyor. Pedal ritmi düşüyor, kaslar yanmaya başlıyor. Ancak Tahtalı’yı özel kılan sadece zorluğu değil, aynı zamanda mitolojik geçmişi.

    Efsaneye göre Likya Kralı, Bellaraphontes’i Chimera adlı alev saçan canavarı öldürmekle görevlendirir. Bellaraphontes, kanatlı atı Pegasus ile bu zorlu görevi başarır. Rivayete göre Chimera’nın yer altından hâlâ alevler püskürten ateşi, günümüzdeki Olimpos meşalesinin ilham kaynağıdır.

    Zirveye yaklaştıkça sislerin arasından teleferik hattı ve mitolojik figürler beliriyor. Sonuç olarak tükenmiş olsak da zirveye ulaşmanın verdiği mutluluk her şeye değer.

    Bu bizim hikayemizdi. Bakalım profesyonel bisikletçiler bu zorlu tırmanışta nasıl bir efsane yazacaklar?


    İlgili Yazılar

    Benzer Makaleler

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir