Romain Bardet | Romain’in yolu

Romain Bardet | Romain’in yolu

Yazı JOE ROBINSON Fotoğraf MIKE MASSARO

Değişim iyi bir şey olabilir mi? Romain Bardet, eski metal sandalyede geriye yaslanarak, güneşinin yüzünü okşadığı sırada bu soruyu düşünüyor.

Hafif bir yudum pale ale aldığında dudaklarını büzüyor. Birasını, masanın üzerindeki bardak altlığına geri koymadan önce cevabını veriyor.

“Evet, bence öyle.” Biraz daha düşünmek için duraksıyor ve bir başka kısa yudum daha alıyor. “Bir nedenden dolayı değişmek zorundasın, ama aynı takımla, aynı insanlarla, aynı ortamda uzun süre vakit geçirdiğinde, kendine meydan okumaya devam etmeyi unutabilirsin.”

2021’in başında Bardet, hayatında şimdiye kadarki en büyük değişikliği yaptı. 2012’de profesyonel olduktan sonra birlikte çalıştığı Fransız takımı AG2R-La Mondiale’in sıcak ortamını terk ederek, Almanya kayıtlı, Hollanda merkezli o dönemki adıyla Team DSM’e transfer oldu.

Dokuz yıl ve iki Tour de France podyumunun ardından, o zaman 30 yaşında olan Bardet, kariyerinin bu bölümünü kapatıp yeni bir meydan okuma arayışına çıkma zamanının geldiğine karar verdi. Neden?

Beklentilerin ağırlığı

21 yaşından itibaren Bardet, AG2R takımının altın çocuğu olmuştu. Fransız bir takımda Tour de France’ı kazanmak için yarışan Fransız bir bisikletçiydi ve 2016’da ikinci olarak 1985’ten bu yana ülkesinin bu yarıştaki en iyi sonucunu elde etti.

Bardet’ye erken yaşlardan itibaren liderlik görevi verildi ve bununla birlikte beklentiler de arttı – sadece yarışları ve Tour’u kazanmakla kalmayıp, takımın poster çocuğu olması da bekleniyordu. Ancak kahverengi ve mavi renkli formayla yarışırken bu sorumluluğu ve bunun sayesinde kurduğu bağlara minnettar olsa da, tacın ağırlığı başını zorluyordu.

“AG2R’den ayrılmak benim için büyük bir değişiklikti” diyor Bardet, sandelyesinde daha da gömülerek Cyclist Türkiye’ye. “Bu çok sık kullanılan bir ifade ama gerçekten beni konfor alanımdan çıkardı çünkü AG2R ailem gibiydi.”

Ama önemli olan ne? Sonuçlar. Elbette AG2R’deki geçmişimle gurur duyuyorum ama yeni bir şeye ihtiyacım olduğunu fark ettim. Manzara değişikliğine ve etrafımdaki insanların bana “Tour de France’da ikinci olan Romain Bardet” olarak değil, diğer bisikletçiler gibi davranmasına ihtiyacım vardı.

“Liderlik baskısını ardımda bıraktığıma mutlu oldum. Bu kimse için rahat bir durum değildi. Diğer bisikletçilere kıyasla lider olduğumdan dolayı bana davranışlar farklıydı. Kendi hırslarımın peşinden gitmekte özgürdüm ama antrenmanların dışında zamanımı AG2R’i yönetmeye, gelecekteki antrenman kamplarını düşünmeye, yarışları dört gözle beklemeye ve takımın performansını nasıl iyileştirebileceğimiz üzerine kafa yormaya ayırıyordum. Bu konulara yoğun bir şekilde dahil olmuştum.”

“Team Picnic PostalNL ile ilk kez görüştüğümde, kartlarımı masaya koydum ve ek ayrıcalık veya saygı istemediğimi, sadece takım için bir bisikletçi olmak istediğimi söyledim. Ben sadece bir bisikletçiyim. Özel biri değilim. Yeni bir pro olarak başlıyormuşum gibi hissetmek istedim.”

Ancak Bardet sıradan bir bisikletçi değil. Son 10 yılın en iyi Büyük Tur yarışçılarından biri ve Team Picnic PostalNL, yatırım yaptıkları değerin farkındaydı. Aradaki fark, Team Picnic PostalNL ‘in Bardet’i sadece Tour de France’a odaklamak yerine, daha çok yönlü bir bisikletçi olarak geliştirmeye önem vermesiydi.

“Ben çelişkili bir insan olabilirim. Özgürlüğü seven, rutinleri bozan biriyim, ama yarış ve performans açısından taviz vermek istemiyorum; düzen istiyorum ve Picnic PostalNL bunu sağlıyor, hayatımı eskisinden daha kolay hale getiriyor” diyor Bardet.

“Takım dışında yapabileceğiniz şeyler daha az, ama bana göre kendi antrenörünüz, koçunuz veya beslenme uzmanınız olabileceğini düşünmek kesinlikle çılgınlık. 2025 yılındayız. Sporumuzun geçmişi ve doping skandalları göz önüne alındığında, her şeyin takım içinde kontrol altında olması daha iyi.”

“Biz, takımın, dünyanın dört bir yanından gelen ve tamamen farklı yerlerde yaşayan oyunculardan oluşabileceği nadir takım sporlarından biriyiz. En azından Picnic PostalNL’in yöntemiyle, takımın bir parçası olduğunuzu hissediyorsunuz, aksi takdirde sadece yarışa gelir, formayı giyer ve birey olarak kalırsınız.”

“Takım bana güveniyordu ve ayrıca, dürüst olmak gerekirse, profesyonel pelotonda benim değerlerimi ve etik anlayışımı paylaşan başka bir takım yoktu. En iyimi ortaya çıkarabileceğim bir yer arıyordum ve Picnic PostalNL’in bunun için doğru yer olduğuna yüzde 100 emindim ve hayal kırıklığına uğramadım.”

Takım ve menajer Iwan Spekenbrink tarafından uygulanan bu katı, taviz vermeyen sistem herkese uygun değil. Michael Matthews, Warren Barguil, Tiesj Benoot ve Jai Hindley, takımın katı yöntemleriyle bir çıkmaza girdikten sonra sözleşmelerini erkenden feshettiler.

Ancak Bardet için bu sistem işe yaramış. Bu yapı ona netlik sağlıyor ve bununla birlikte gelişme özgürlüğü de katıyor. Ayrıca, daha önce kapalı olan kariyer yollarını keşfetmesine de olanak tanıyor.

Bardet, 2013’ten bu yana ilk kez 2021’de Tour de France’ı es geçerek Giro d’Italia’da ilk defa yarıştı ve genel klasmanda yedinci oldu. AG2R’da Tour’u atlamak hiçbir zaman bir seçenek olmadı ki bu da Bardet’nin omuzlarına yüklenen beklentileri anlatmaya yetiyor.

Maillot jaune’u kazanmanın sadece bir hayal olduğunu Bardet uzun zaman önce fark etmişti.

“Üç haftalık bir yarışta hala bir aktör olabileceğimi düşünüyorum, ancak artık uyanıp ‘Tour de France’ı kazanamadığım için kariyerim başarısız oldu’ diye düşünmek istemiyorum. Bunun asla gerçekleşmeyeceği ihtimali daha yüksekti, bu yüzden artık Büyük Turlara kazanma düşüncesiyle değil, elimden gelen en iyi performansı sergileme düşüncesiyle yaklaşıyorum.”

“Her gün yaptığınız şeyden mutluluk almanız gerekir. Sadece sonuca veya Tour’u kazanma fikrine odaklanırsanız, bence asla gerçekten başarılı olamazsınız.”

Hayatta bisikletten daha önemli şeyler var

Babalık da Bardet’nin hayatını değiştirdi. Şubat 2020’de Romain ve eşi Amandine, oğulları Angus’u dünyaya getirdiler. AG2R’deyken Bardet, babalık kavramını sadece bir hayal olarak görüyordu. Üç veya dört yıl önce, en yakın arkadaşlarıyla sık sık ebeveynlik ve profesyonel bisikletçilik arasında denge kurup kuramayacağı konusunda konuşurdu.

Şimdi sorumluluk yükünden kurtulmuş olan Bardet, baba olmayı ve bisikletin ötesinde onu bekleyen hayatı kucaklayabilir.

“2020’de Covid nedeniyle yarışlar durduğunda, aslında bu benim için mükemmeldi çünkü oğlumla daha fazla zaman geçirebildim” diyor. “Yaşadıklarımızı düşününce bunu söylemek belki adil olmayabilir, ama kişisel olarak, başka türlü elde edemeyeceğimiz bir zamanı birlikte geçirdik. Normalde yılda 200 gün uzakta olurdum, ama ilk sekiz, dokuz ayında onu neredeyse her gün görebildim.”

“Babalık, bisiklet yarışlarına bakış açımı da değiştirdi” diye ekliyor. “Artık bisikletten uzaklaşabiliyorum, bir baba olabiliyorum, ki bunu daha önce yapamıyordum. Hayatta daha önemli şeyler olduğunu fark ediyorsunuz ve bu, zihninizi özgürleştiriyor çünkü artık sadece en iyi bisikletçi olmaya odaklanmıyorsunuz.”

“Ama bu aynı zamanda bir paradoks, çünkü babalık, artık kendim için değil, başka biri için yarıştığımdan daha fazla odak gerektiriyor.”

Geleceğin yolu

Ortalama bir profesyonel bisikletçi 35 yaşında emekli olabilir ve çok azı – en iyiler arasında bile – hayatlarının geri kalanında bir daha çalışmak zorunda kalmayacak kadar para kazanır. Çoğu bisikletçi için 35 yaşında gerçek hayat daha yeni başlar, ancak bildikleri tek iş bisiklet sürmektir.

Bisiklet dışında yaşam deneyimleri çok az olan bisikletçiler, giderek daha genç yaşlarda profesyonel olmaya başladıkları düşünülünce, bu sorun giderek daha da kötüleşiyor. Aslında Bardet, bunun profesyonel bisikletçilik için bir sonraki büyük sorun olabileceğine inanıyor.

“Menajerim, genç bisikletçilerin artık menajerleri olmasının giderek daha yaygın hale geldiğini söylüyor. Profesyonel takımlar, bir sonraki Tadej Pogacar’ı kaçırmaktan korktukları için artık 17 yaşındaki genç bisikletçileri kadrolarına katmak istiyorlar” diyor Bardet.

“Bisikletçilerin 17 yaşında okulu bırakıp bisiklet yarışlarına katılmamalarını sağlamak, takımların sorumluluğunda olmalı. Bisikletçilerin bisiklet sporunun ötesinde en az iki yıllık profesyonel bir geçmişe sahip olmaları sağlanmalı. Bu da Picnic PostalNL gibi gelişim takımlarına sahip ekiplerin önemini daha da artırmakta – bisikletçilerin her ihtimale karşı bisiklet sporunun ötesinde bir diploma veya deneyim elde etme şansına sahip olmalarını sağlamak.

Bisikletin ötesindeki hayat, Bardet için hiçbir zaman sorun olmamış. Profesyonel olmadan önce Grenoble School of Management’tan işletme diploması aldı. Ayrıca, ilk yılında her perşembe, cuma ve cumartesi gecesi dışarı çıkarak, sosyal hayata katıldığı ve yakın arkadaşlar edindiğini söylüyor.

“Bisikletçi Romain Bardet” olmaktan öte bir hayat kurmak, ona geleceği konusunda büyük bir güven duygusu kazandırmış ve “bisiklet” başlıklı hayatının bu bölümü sona erdiğinde neler olabileceğinden korkmamasını sağlamış.

“Bisiklet sonrası hayatımı her zaman düşündüm. Ne olacağına dair somut bir fikrim yok ama sorun yaşamayacağımı biliyorum. Hayatta mutlu olmak için neye ihtiyacım olduğunu biliyorum. Her zaman, şu anki konumumdan memnun olduğumu söylemişimdir.

“Bisikletçi olarak pek bir şeyi umursamam gerekmiyordu. Kendi başıma düşünmek zorunda olmayı özlüyorum, profesyonel bisikletçi olarak bunu yapmıyorsun. İnsanlar neredeyse her şeyi senin yerine hallediyor. Kontrol sende değil, bir oyundaki aktör gibisin” diyor Bardet.

“Normal hayatta bu daha büyük bir zorluk olacak ama ben buna hazırım. Mutlu olmak için profesyonel bisiklette kalmam gerekmiyor. Sadece rekabetçi olduğum sürece bu mesleği sürdürmek istedim. Artık bunu yapamayacağımı anladığımda ise bırakıyorum.”

“Benim için emeklilik sadece iyi bir bisikletçi olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Bisiklet sonrası hayat fikrini heyecan verici kılan da bu.”

Bardet ile kısa kısa

Romain Bardet ıssız bir adaya düşseydi, yanına ne alırdı?

Şarkı

“İyi Fransız şarkıları alırdım, Daft Punk’ın ‘One More Time’ gibi. Sonra Angus ve Julius Stone’un bir iki şarkısı – onlar Avustralyalı bir grup. Ve son olarak Phoenix adlı bir grubun birkaç şarkısı. Onlar Paris yakınlarındaki Versailles’dan bir indie pop grubu, ama Amerika’da oldukça popülerler.”

Kitap

“Zor bir soru. Sartre gibi bir Fransız klasiğini seçmezdim. Yunan filozoflarının fikirlerini çok seviyorum. Onlardan, bugün hala geçerli olan bazı hayat görüşleri ediniyorum, bu yüzden belki Sokrates’in eserlerini seçerdim.”

Lüks eşya

“Yanımda götüreceğim eşya, sürekli yeniden doldurulan bir şişe kırmızı şarap olurdu.”


Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir