Yaz› GILES BELBIN
18 Temmuz 1903 sabahının erken saatleriydi, Tour de France pelotonunun yarışa devam eden 21 bisikletçisi, Nantes’daki Café Babonneau’dan yola çıktı. Bisikletçiler, Paris’in batı banliyölerinden biri olan Ville-d’Avray’den 462 km uzaklıktaki “bugüne kadar düzenlenen en büyük bisiklet yarışı”nın bitiş çizgisine varmak üzere pedallara asıldılar.
Pelotonu doğru yola yönlendirmekle görevli Georges Abran, “Önümüzdeki hafta Tour de France’ın olmayacak oluşu kesinlikle hüzünlü hissettiriyor” dedi. “İlk Tour de France’ın son startı verildi. Saatler sabah sekiz.”
Başlangıç saati, kuvvetli bir arka rüzgar nedeniyle bisikletçilerin Paris’e planlanandan erken varmamasını sağlamak isteyen organizatörler tarafından ilk programdan bir saat geçe alındı. Yarışçılar altıncı ve son etaba başladığında, Fransız Maurice Garin rahat bir şekilde genel klasmanın zirvesinde oturuyordu.
Garin, Paris’ten Lille’e uzanan yarışın açılış ayağını kazanmış, bitişe L’Auto’nun baş muhabirini taşıyan trenden önce varmıştı. Bu da yetmezmiş gibi, ardından Nantes yarışında ikinci etap galibiyetini almıştı. Son etapta, ikinci sıradaki Lucien Pothier’in iki buçuk saat önündeydi. Kazanmak için tek yapması gereken beladan uzak durmaktı. Bunu başarabilirse ilk Tour de France onundu.
Garin, görkemli bir finalin baş aktörü olarak beladan uzak durmaktan fazlasını yaptı ve formunu korudu. Öyle ki L’Auto’nun ertesi günkü baskısında kullanılan fotoğrafların tamamında yani başlangıçtan bitişe kadar ya öndeydi ya da ön grupta görünüyordu.
Paris’ten 84 km uzaklıktaki Chartres’te, yerel ticaret odası tarafından şehre ilk giren bisikletçiyi ödüllendirmek için verilen 25 franklık primi de o kazandı. Ardından, bu ödülü almasını takip eden üç saatten biraz fazla bir süre sonra ve yetkililerin kontrol altına almakta zorlandığı oldukça büyük bir kalabalığın önünde, Restaurant du Père Auto’nun yanındaki yarışın son bitiş çizgisinden birinci olarak geçti.
Garin’in sprintini son bir kez açmasını izleyen L’Auto muhabiri, 14:09’da, Fernand Augereau ve Julien “Samson” Lootens’in yaklaşık 10 saniye önünde çizgiyi ilk sırada geçtiğini rapor etti. Garin’in üçüncü etap galibiyetiydi ve bu zafer onun ilk Tour’un rahat şampiyonu olduğunu onayladı, kazanma marjı Pothier’e göre üç saat gerideydi.
“Yolda bazı sorunlar yaşadım” dedi yarıştan hemen sonra Garin. “Açtım, susadım, uykum geldi, acı çektim. Lyon ve Marsilya arasında ağladım.”
Yarışı “uzun, gri bir çizgi, monoton” kelimeleriyle tarif etti. Garin, sarf ettiği efor için organizatörlerden 6.125 frank ve La Vie au Grand Air dergisi tarafından bağışlanan “muhteşem bir sanat eseri” kazandı.
İtalya’dan Fransa’ya

Sağ alttaki fotoğraf, Garin’in galibiyetinden beş gün sonra aynı gazetenin ön sayfasında yayımlandı.
“Bugüne kadar düzenlenen en büyük bisiklet yarışı olan Tour de France, Maurice Garin’in zaferiyle sona erdi. Fotoğrafımız, spor çevrelerince çok iyi tanınan bir masör olan Brillouet’in, Garin’i duş ve hak ettiği masaja götürdüğü sırada çekildi. Garin’in yanında geleceğin yol şampiyonu olacak en küçük oğlu var!”
Ville d’Avray’de çizgiyi geçtikten sonra Garin ve bitirenlerin geri kalanı, zafer törenleri için Parc des Princes’e gitmeden önce tazelenmek ve bir bardak içeceğin keyfine varmak için L’Auto ofislerinin bulunduğu bahçeye götürüldü. Binlerce seyirci, yarışçıların geçişini izlemek için sokaklara dizildi. Garin bu kutlama organizasyonundan memnun değildi ve bunun yerine yolculuğu araba ile yapmak istedi – talebi reddedildi.
La Vie au Grand Air, “Parmaklıkların etrafına toplanan binlerce seyirci, yolun tartışmasız kralını tüm güçleriyle alkışladı” diye bildirdi.
Garin’in galibiyeti coşkuyla kutlandı ancak Garin aslında kuzeybatı İtalya’nın Aosta vadisindeki bir köy olan Arvier’de doğmuştu. Babası bir çiftlik işçisi, annesi ise bir otel çalışanıydı. Dokuz çocuklu geniş bir aileydi ve Maurice 14 yaşındayken sınırı aşıp Fransa’ya gelmişlerdi. Garin’in Fransız vatandaşlığına kabul edilmesi için 1901 yılına kadar beklemesi gerekiyordu.
Fransa’ya taşınmalarının nedeni ve nasıl olduğu hala bir muallak. Yolculuğu ailece mi, bireysel olarak mı yoksa daha büyük bir grupla mı yaptılar bilinmiyor. Petit-St-Bernard geçidini mi yoksa dağların yukarısındaki daha az bilinen bir yolu mu kullandılar? Bazıları, Maurice’in babası tarafından bir tekerlek peynir karşılığı, daha sonra onu kuzey Fransa’ya götürdüğü düşünülen muhtemelen bir Fransız baca temizleyicisine verildiğini iddia ediyor.
Fransa’ya nasıl geldiğiyle ilgili gerçek ne olursa olsun, 1892’de Garin, baca temizleyicisi olarak çalıştığı Belçika sınırına yakın, Fransa’nın Maubeuge kasabasında yaşıyordu.
1894’te, önceki yıl ilk yarışını kazanmış olmasına rağmen, profesyonel olmadığı için Avesnes-sur-Helpe’deki yarışa girmesi reddedildi. Garin, startı bekledi ve ardından yarışın peşinden pedal çevirmeye başladı, bitişe kadar her profesyonel yarışçıyı yakalayıp geçti. Organizatörler herhangi bir ödül parası ödemeyi reddettiğinde seyircilerin gözü döndü. Garin o gece cebinde, organizatörlerin teklif ettiğinin iki katı olan 300 frankla eve gitti. Çok geçmeden profesyonel olacaktı.
Bunu Paris-Roubaix (1897/1898), Paris-Brest-Paris (1901) ve Bordeaux-Paris (1902) galibiyetleri izledi, bu da, ilk Tour sırasında Garin’in galibiyet için favorilerden biri olduğu anlamına geliyordu.
Görünüşe göre, 1903 Tour zaferi, Garin’in bisiklet kariyerinin tanınan son başarısı olacaktı. 1904’te Paris’te Tour’un galibi olarak tekrar selamlandı, ancak daha sonra hile yaptığı gerekçesiyle diskalifiye edildi ve iki yıl süreyle yarışması yasaklanan birkaç bisikletçiden biri oldu. Bu kararı “apaçık bir adaletsizlik” olarak niteledi.
Garin, Paris-Brest-Paris’i 10. sırada bitirdiği 1911 yılına kadar tekrar bisiklete binmeyecekti. O zamana kadar Lens’te bir garaj açmıştı. Ayrıca bisiklet satmaya devam etti. Hatta İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir süre Wim Van Est gibi profesyoneller, Garin markalı bisikletlere binecekti.
Garin 1957’de, 85 yaşındayken vefat etti.


