Yazı Chris Marshall Bell Fotoğraf Stefanie Kösling
Belçikalı sprinter Jasper Philipsen röportajı samimi bir açıklama ile başlıyor: “Bir futbol maçı istediğim gibi gitmediğinde sahada ağlıyordum” diyor Philipsen. “Beni terk etmeyen bir kazanma zihniyetim vardı.”
Sprinter olarak Tour de France etapları kazanmaya başlamadan çok önce Belçikalı Jasper Philipsen, profesyonel bir futbolcu olmayı hayal ediyordu. Zira, bisiklet efsanesi Tom Boonen ile aynı kasabada büyümesine rağmen, bisiklet onu cezbetmemişti. Üstelik ailesinde bisikletçilik de yoktu. Lakin o zamanlar sahip olduğu bir özellik, profesyonel bisikletçi olduğunda da onu tanımlamaya devam etti: Kazanma arzusu.
Bu özellik bugün hâlâ açık şekilde görünüyor. “Kaybetmeyi sevmiyorum – ben buyum,” diyor 2025 Tour de France sonrası Cyclist Türkiye’ye. “Her zaman kötü bir kaybeden olacağım çünkü kazanmak için çalışıyorum ve kazanmayı istiyorum. Bazen birisi benden daha iyi olduğunda bunu kabul etmem gerekir ama bu durum beni daha çok çalışmaya iter.”
“Kaybedersem bütün gece hayal kırıklığı yaşarım ama ertesi sabah yeni bir gün başlar. Zaman akıp gidiyor; geçmişi değil, sadece geleceği kontrol edebilirsiniz,” diyor Belçikalı sprinter Jasper Philipsen.
Belçikalının sözleri gösteriyor ki aslında onun zayıflığı, aynı zamanda en büyük gücünü oluşturuyor – onu motive eden şey bu. Geçen yıl Tour’un ilk yarısında üst üste hayal kırıklıkları yaşayan Philipsen, ardından toparlandı ve bir hafta içinde üç etap kazandı. Böylece kariyerindeki Tour zaferi sayısı dokuza çıktı. Şu anda sadece sekiz sprinter daha fazla zafere sahip ve Philipsen henüz 27 yaşında. Bu yıl ise talihsiz şekilde yarışa veda etmeden önce ilk etabı kazandı ve sarı mayoyu taşımayı başardı. şüphe yok ki bu sayı artmaya devam edecek ve önümüzdeki yıllarda tüm zamanların en büyük sprinterleri arasındaki yerini daha da sağlamlaştıracak.
Sprinter olmanın getirdikleri

Belçika’nın Mol kentinde (nüfus 37.000) Tom Boonen’in komşusu olmak, her çocuğu iki tekere teşvik edebilirdi. Ancak Philipsen, bisiklete olan ilgisi 12 yaşına kadar artmadı. Bisiklet yarışlarına başladığında ise Boonen’in izinden gidecek yeteneğini hemen gösterdi.
Philipsen, 2015 yılında 17 yaşındayken gençler ulusal zamana karşı şampiyonu oldu. Ardından Hagens Berman Axeon 23 Yaş Altı gelişim programına katıldı. 2019’da UAE Team Emirates ile WorldTour’a adım attı. Bugüne kadar süren Tadej Pogačar ile yakın dostluğunu da o yıllarda attı.
Philipsen, en büyük yarışlarda kendi fırsatlarını yaratmak için takım değiştirmesi gerektiğini fark etti. Böylece 2021’de şimdiki takımı Alpecin-Deceuninck ile anlaştı. Bu ortaklık tüm taraflar için başarı getirdi. Philipsen, bir zamanlar sadece küçük bir cyclocross takımı olan Alpecin’i 2023’te WorldTour’a taşıdı. Bu süre zarfı içerisinde takımıyla Tour ve Vuelta a España’da zaferler kazandı. Milan-San Remo, Kuurne-Brussel-Kuurne ve Scheldeprijs gibi tek günlük yarışları da birincilikle tamamladı.
Paris-Roubaix’de takım arkadaşı Mathieu van der Poel’e karşı iki kez ikinci olan Philipsen, Boonen’in adeta tersine dönüştü. Boonen sprint yapabilen bir Klasikler uzmanıyken, Philipsen sprintçi kimliğini Klasikler’de de başarıyla gösterdi.
Philipsen, “Tour de France’a odaklanmayı seviyorum ama sezonun ilk hedeflerini her zaman Klasikler” diyor. “Klasiklerden de aynı derecede keyif alıyorum.”
Philipsen, geçtiğimiz baharda Alpecin-Deceuninck ile yıllık 3 milyon Avro değerinde dört yıllık bir sözleşme imzaladı. Pelotonda sadece 10 bisikletçi aynı ya da daha fazla kazanıyor. Takımı ona güveniyor ve ondan yeni zaferler bekliyor.
“Hâlâ gencim – 27 yaşındayım” diye belirtiyor. “Gerçekçi olmak gerekirse kendimi iyi hissettiğim ve rekabetçi olduğum sürece daha fazla galibiyet hedefliyorum. Şu anda bu işi yapmayı seviyorum, yaşam tarzımı seviyorum ve dünyanın en büyük bisiklet yarışı olan Tour de France gibi yarışlarda pedal çeviriyorum. Umarım daha çok kazanacağız.”
Jasper Philipsen: “Sprinter olmak hızdan fazlası”

Tour, Philipsen için her zaman bir aşk hikayesi oldu, ancak en iyi aşklarda olduğu gibi bu hikayenin de inişleri ve çıkışları var.
“Birçok insan biz sprinterlerin sadece hızlı olması gerektiğini düşünüyor ama sonuçta biz dayanıklılık sporcularıyız. Önce 200km yarışmamız gerekiyor, ardından sprint açıyoruz. Bisiklet üzerinde iyi bir genel kondisyona sahip olmalıyız.”
Philipsen için işe yarayan şey, ‘büyük bir hayranı’ olduğu Cavendish için de işe yarıyordu. Philipsen, “Motor temposu bana çok yardımcı oluyor” diyor. Bu, yarış hızını ve ritmini simüle etmek için bir motosikletin arkasında geçirilen saatler – genellikle beş ya da altı saat – anlamına geliyor.
“Özellikle yarışlar arasında daha çok motor pacing yapıyorum” diyor. Belçikalı bisikletçi. “Bu gerçekten faydalı bir antrenman, her şeyi tazeliyor.”
Takımların sprint trenleri üzerinde pratik yapma şansı bulması nadirdir, ancak Alpecin – Deceuninck kendi sprint trenini ustalaştırdı. Bu bakımdan eski QuickStep kadrosunun izlerini taşıyorlar.
“Herkes ne yapabileceğini ve ne yapması gerektiğini biliyor” diyor. “Takımın genel klasmana odaklanmaması, sprint finiş senaryoları üzerinde çalışmamıza olanak tanıyor. Bu da bize yardımcı oluyor çünkü tek bir hedefimiz var. Ve eğer bir hedefiniz varsa, bu aynı anda beş hedefinizin olmasından daha iyidir.”
Philipsen’in sarı mayo rüyası

Bu yaz Fransa Turu’nda ekstra özel bir ödül vardı. 2020’den bu yana ilk kez açılış etabı sprint finişiyle bitecek ve hızlı sprinterler maillot jaune giyme şansı yakalayacaktı. Marcel Kittel bunu iki kez başardı, Mark Cavendish ise ilk Tour’undan dokuz yıl sonra bir kez gerçekleştirdi. Bu fırsat Philipsen’in vazgeçemeyeceği türden; çünkü bir daha karşısına çıkmayabilir.
“Sarı mayo gerçekten ikonik. Bu yıl tüm sprinterler için bir hedef ve ben de onu giymek istiyordum” diyor. “Olmalı” büyük bir kelime. Ama her yıl sarı mayo giymek mümkün değil, işte bu yüzden bu fırsat çok değerliydi ve ben de değerlendirebildiğim için çok sevinçliyim.”
Yine de bu yılki Fransa Turu, Philipsen’in ağzında acı bir tat bırakmış. “Dürüst olmak gerekirse, Paris’te yeşil mayoyu Lille’de sarı mayoya tercih ederdim” diyor. Neden mi? “Çünkü yeşil formayı kazanırsınız ve sizinle kalır. Sarı mayoyu ise sadece bir kez giyersiniz. Sonunda da unutulursunuz.”
Philipsen, “Ben sadece kendime bakıyorum, rakiplerime değil. Kendi antrenmanımı yapıyorum, kendi işime odaklanıyorum ve iyi olduğumdan emin oluyorum. Tüm çabamı kontrol edebildiğim şeylere ve nasıl en iyi seviyeye ulaşabileceğime harcıyorum. Akışa geçtiğimde daha fazlasını kazanabileceğimi biliyorum.”
Jasper Philipsen ile kısa kısa…
…Mathieu van der Poel ile olan ilişkisi
“Elbette Mathieu’nun büyük hedefleri var ve kazanmaya çalışıyor ama onun asıl özelliği her şeyi kendine mal eden biri olmaması.Paylaşmayı seviyor ve benim yani takımın sprintleri kazanmasına yardımcı olmak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Bu ona doğal geliyor ve bundan da keyif alıyor.”
…en büyük kariyer hedefi
“Dünya Şampiyonasını kazanarak gökkuşağı formayı giymek. Bisiklet kariyerimde başarabileceğim en önemli şey olurdu. Abu Dabi’de bir sprinterin kazanmasının beklenildiği 2028 Dünya Şampiyonası’nda 30 yaşında olacağım. Umalım da hala rekabetçi olayım.”
…en sevdiği Tour anı
“Son etap. Bittiğini bilirsiniz, tüm acıların sona erdiğini bilirsiniz, yaptığınız tüm fedakarlıklar bir bunun içindi. İşte bu aklınıza gelir. Tour gerçekten zor – üç hafta sürüyor, dünyanın en zorlu spor müsabakalarından biri. Eğer bitirebilirseniz, bu büyük bir rahatlamadır.”


