Geraint Thomas | Ayaktaki son kale

Geraint Thomas | Ayaktaki son kale

Yazı Jeremy Whittle Fotoğraf Alex Duffill

Geraint Thomas’ın profesyonel kariyeri 2007’de, yani kask takmanın zorunlu hale gelmesinden yalnızca dört yıl sonra başladı. Yaklaşık 20 sene sonra, 2024 Büyük Tur sezonunun başlamasıyla birlikte, girdiği her üç haftalık yarışta hala podyum iddialısı olarak görülmesi onun uzun ömürlülüğünün bir kanıtı.

Dayanıklılık, direnç, karakter gücü; bunlar artık onunla yakından ilişkilendirilen özellikler. Ineos Grenadiers davasına bağlılık söz konusu olduğunda Thomas’ın eline su dökebilecek yok. Ancak şu anda “şu sinir bozucu çocuklar” temasından o da kaçamıyor…

2018 Tour de France galibi, üçüncü bitirdiği Giro d’Italia’nın ardından yeni hedeflere pedal çevirmeden önce istirahatte, “Sürekli gençleri azarlayan yaşlı bir adam gibi görünmek istemiyorum” diyor. İtalya Turu’nu üçüncü bitiren Thomas, “Ama gençler kategorisinden doğrudan profesyonelliğe adım atan veya pro seviyede henüz daha birinci yılını dolduran bisikletçilerin daha fazla çıraklığa ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum” diyor.

Şu sıralar bisiklet gündemini meşgul eden sonsuz genç yetenek akışı hakkında alaycı bir tavırla, “Süper atletler, süper yeteneklere sahipler, tüm bu watt’ları, değerleri – bravo!” diyor. “Fakat pelotonda bu hızlarda giderken birbirlerine yakın nasıl yarışacaklarını tam olarak anlamıyorlar. Bu da her şeye biraz daha tehlike unsuru ekliyor.”

Gino Mäder’in Haziran 2023’teki ölümünün üzerinden bir yıldan az bir süre geçmesine rağmen, pelotonun neredeyse her gün aldığı riskler, bu baharda profesyonel bisikletçiler arasında yine moda bir sözcük haline geldi. Nisan ayında, Bask Ülkesi Turu’nda Jonas Vingegaard, Remco Evenepoel, Primož Roglič ve Jay Vine’ın karıştığı korkunç kaza da dahil olmak üzere, bir dizi kötü hadise alarm zillerinin yeniden çalmasına neden oldu.

Thomas, bazılarının aksine, suçu tek bir paydaşa yüklemektense herkesin (bisikletçiler, organizatörler, yetkililer) pelotonu koruma adına daha fazlasını yapma sorumluluğunun kolektif bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

“Sinir bozucu. Diğer sporların güvenlik boyutlarına bakın – F1 ya da her neyse” diyor. “Kapalı alan sporları çok daha kontrollü. Bisiklet ise tamamen farklı.”

Bask Ülkesi felaketinden sonra akıllı telefonu olan hemen hemen herkes neyin değişmesi gerektiği konusunda sosyal medyada bir fikir paylaştı. Paris-Roubaix’deki kaldırım taşlarının en tehlikeli bölümü olan Arenberg öncesine ani bir kararla dönemeç eklendi. Bazıları rekabet seviyesini suçlarken, diğerleri UCI’ın kendi güvenlik girişimi olan SafR’ı eleştirdi. Thomas sözlerini dikkatle seçiyor.

“Artık herkes güvenlikten bahsediyor çünkü büyük isimli bisikletçiler düşüyor ama kazalar yıllardır oluyor.”

Söz değil eylem

Konuya farklı bir yaklaşım getirenlerden biri de UCI başkanı David Lappartient’ti. “Kazaların %50’sinin yarışçıların ‘tavrına’ bağlı olduğunu” belirtti Lappartient. Thomas, bazı bisikletçilerin fazla risk aldığını kabul etse de farklı düşünüyor.

Thomas: “O halde Lappartient’in elinde olan %50’ye daha fazla odaklanması gerektiğini düşünüyorum. Söylediklerine hak vermiyor değilim ama bunu dile getirmesi bile bana mantıklı gelmiyor. Aslında söylediği %50’nin hâlâ ona ve organizatörlere bağlı olduğu ve ellerinden geleni yapmaları gerektiği anlamına geliyor.”

Thomas risklerin ve bisikletçilerden beklentilerin sürekli arttığının farkında. Güvenlik önlemlerinin de teknoloji ve performanstaki kazanımlara ayak uyduramadığı bir gerçek.

“Beslenme, antrenman, ekipman…” diyor, “Artık her şey daha hızlı gitmemiz için. Herkes sonuç almak istiyor. Bu bir kısır döngü. Bir de yol mobilyaları var; bugünlerde yollar daha yoğun, bu yüzden trafik mobilyaları sayısı çok daha fazla. Bu aynı zamanda tehlike anlamına geliyor.”

Geraint Thomas, yarış sırasında tüm bu tehlikeleri aklına getirmenin onu korkuttuğunu itiraf ediyor.

“Eğer düşünseydim pelotonun arkasında otururdum. Yarışmazdın, bunu yapamazdın. Yalnızca organizatörlerin bakış açısından değil, yarışçıların penceresinden de pek çok şey yapılabilir. Gençken biraz daha kaygısız olunduğunu hepimiz biliyoruz. Biraz yaşlandığınızda buna değmediğini fark ediyorsunuz.”

2019’da baba olmanın yarış tarzı üzerinde bir etkisi olup olmadığı sorulduğunda, soruyu düşünüyor ve ardından “Belki biraz” diyor. “Bu biraz zaman ve mekan meselesi. Diyelim ki Milan-San Remo’yu kazanmaya kararlıysanız, Poggio’ya inerken birkaç ekstra risk alacaksınız. Matej Mohorič’in neredeyse iki kez düşmeye yaklaştığı zamanki kadar sınırda olmazdım. Bazı şeyler artık benden geçti.”

“En azından o yarıştaki inişe herkes aşina. Ancak Alplerdeki bir yarışta yarışanların %90’ı yolları bilmeyecektir. Bu inişleri uçarak alıyorsunuz. Adam Hansen (CPA – Bisikletçiler Sendikası Başkanı) ile eğer bisiklet yeni bir spor olsaydı, yapılmasına izin verilmeyeceğini konuşuyorduk. Sırf gelenek ve “Bisiklet zaten hep böyleydi, bu bir mazeret olamaz” düşüncesiyle devam ediliyor.

Konuşmamızdan kısa bir süre sonra, Jayco-AlUla’dan Chris Harper yüksek hızda yokuş aşağı bir kaza yaptı ve bakmaya dayanamayacağınız bir şekilde düştükten sonra yolun kenarındaki elektrik direğine çarparak durabildi. Avustralyalı hareketsiz yatıyordu, dehşete düşen seyircilerin ağlamaklı bakışları arasında şükürler olsun ki ayağa kalktı. Harper yalnızca yüzeysel yaralanmalar ve beyin sarsıntısı geçirdi. Verilmiş sadakası vardı.

Takım oyuncusu

30’lu yaşlarının sonlarına yaklaşırken Thomas, Team Sky’ın sıkı kontrol edilen, son derece incelenen serasında daha inatçı ve aktif hale geldi. İronik bir şekilde; takım sponsoru, yayıncılık imparatorundan petrokimya devine geçiş yaptığından bu yana kendi medya profilini büyüttü. Podcast’leri için içerik oluşturma çabaları, onun halkın gözünde biraz daha rahat görünmesini sağladı.

Thomas, kendinden sonra gelen Evenepoel gibi yeni jenerasyona atıfta bulunurken, içten bir samimiyetle “küçük veletler” diyor. Ancak, anti-doping otoriteleriyle yaşanan bazı zorlukların ardından Movistar’a geri dönüş yapan Nairo Quintana gibi içine sinmeyen isimler de var.

Bu bahar, Thomas ve takım arkadaşı Luke Rowe, bir podcast’teki tartışmalarının Quintana’nın hayran kitlesi arasında olumsuz bir şekilde yorumlanmasının ardından, Kolombiyalı bisikletçinin etik değerleri ilgili bazı aşağılayıcı sözlerini aceleyle düzelttiler. Takım arkadaşı Egan Bernal’in uyruğu göz önüne alındığında, kariyerinin büyük bölümünde kendini iyi idare eden Thomas için bu, nadir görülen bir yanlış adımdı.

Ancak Ineos Sport, Team Sky’dan çok daha geniş bir topluluk ve Thomas da bunu biliyor: “F1 yarışları, Manchester United ve [Amerika Kupası] yelkencilikle aynı çatı altında olmak oldukça güzel” diyor ve eklemeden önce, “Bence bu faydalanılacak bir şey.”

Profesyonel bisiklet sporunun acımasız doğasının onu en zorlu spor ortamlarından biri haline getirdiğinin ise oldukça farkında. “En profesyonel sporlardan biri” diyor. “Bence bisiklet gerçekten çoğu sporun ilerisinde. Açıkçası her şey fiziksel olarak olabildiğince formda olmakla ilgili, dolayısıyla sporun tüm bu temel taşları – bunları iyi yönetmeniz ve gerçekten bilimsel bir yaklaşıma sahip olmanız gerekiyor.”

“Sponsor değişse de prensiplerinizi yanınızda taşıyabilirsiniz” diye ekliyor, “Özellikle Dave [Brailsford] ve Rod [Ellingworth] gibi adamlar… Bisiklete binmeyi seviyorlar ama aynı zamanda başarıya çok açlar. Onlar gibi insanların her zaman bir meydan okumaya ihtiyacı vardır.”

Thomas, 20’lerinin başlarında rekabetçi bir akademi programı ve bisiklet sürmeyi ana akım İngiliz sporu haline getirme konusunda şiddetli bir hırsla “Dave ve Rod’un Kurduğu Takım”dan ayakta kalan son kale. Uzun süredir akıl hocası olan Ellingworth, geçen sezonun sonunda Ineos Grenadiers’ı beklenmedik şekilde terk etti; Thomas’ın “üzücü” ve “sürpriz” olarak tanımladığı dramatik bir ayrılıktı. Ellingworth, bu yıl Mart ayında Britanya Turu’nda yarış direktörü olarak görev yaptı. O ve Thomas hala iletişimde.

“Tek tük mesajlaşıyoruz ama hâlâ kontaktayız” diyor Thomas. “Onun gidişini öğrenince hayal kırıklığına uğradım ancak nedenini anlayabiliyorum.”

Dave – tabii ki Brailsford – hala Ineos Sport’un başkanı olarak Thomas’la çalışıyor ancak kendini Manchester United’ın yeniden yapılanmasına kaptırdığı için bisiklet takımıyla daha mesafeli bir ilişkisi var.

Thomas, “Dave’in takımı çok özlediğini hissediyorum” diyor. “Gerçekten bu takım onun bebeği; her şeyi o başlattı. Halen spor konusunda tutkulu ve kitlesel olarak sporla ilgileniyor. Arada sırada konuşuyoruz ama ikimizin de hayatında başka bir sürü şey oluyor.”

Thomas, Brailsford’un uzaklaşmasının takımın Büyük Tur hedeflerinin azaldığı anlamına gelmediğini savunuyor. Bir başka Tour de France zaferinin, takım sahibi Jim Ratcliffe’in ana hedeflerinin başında geldiğini söylüyor.

“Jim, Tour’u ciddi manada kazanmak istiyor. Nihai nokta bu ve biz de bu hedefe ulaşmaya çalışıyoruz. Bana göre tüm ekip gelişip ilerleyebilir ve tekrardan o seviyeye çıkabiliriz. Belki bu mesafeyi kat etmek birkaç yıl sürebilir ama yine de bu ekibin geri dönebileceğine inanıyorum.”

Yani Ratcliffe’in ilgisini cezbeden, önceden Sky olarak bilinen takımla Tour’u yeniden kazanmak mı?

“İlla Jim ile olması şart değil ama üst yönetimden Tour hakkında çok fazla konuşma duyuyoruz. Ancak Jim, Man United’ı sırf Avrupa’ya katılmak için satın almıyor. Kazanmak istiyor. Bu genel olarak sporun ruhunda var.”

Giro’yu yeniden yaşamak

Geçtiğimiz yıl Giro d’Italia’nın Monte Lussari etabında Thomas’ın Roglič tarafından son zamana karşıda hezimete uğratılması yarışı izleyenlerin hafızasında uzun süre yer edecektir. Galli denemiş olmasına rağmen başaramadı.

O öğleden sonra talihin tersine döndüğünü itiraf ediyor: “Zordu” diyor ve devam ediyor. “Yarış yarısında Giro’ya liderlik ediyorsun ama son günde 14 saniye farkla kaybediyorsun. Bu zor bir şey. Spor psikoloğu Steve Peters her zaman şöyle derdi: ‘Hayat adil değildir. Bunun bilincinde ve bunla barışık olun.’”

Zamanın durduğu anlardı. Thomas bisikletini o kadar yavaş değiştirdi ki neredeyse ağır çekimde gerçekleşti. Slovenyalılardan oluşan taraftar grubunun cesaretlendirdiği ilham verici Roglič, yarış liderliğine doğru hızla pedal çevirdi. Bacakları yorgunluktan kurşun gibi sertleşen rakibi Galli ise çaresizce kaçınılmaz sona doğru ilerliyordu.

Thomas, “Zorlayıcıydı ama benim açımdan kötü bir gün geçirmiş ya da çok yanlış bir şey yapmış değildim” diyor. “Roglič kazanmayı hak etti. Kaybetmiş değilim; o kazandı.”

Thomas uzun kariyeri boyunca 20 Büyük Tur’da yarıştı. Son altı yılda beş podyum derecesi de dahil olmak üzere başka ramak kala sonuçlar da elde etti. Belki de en acı vereni, 2019’da Paris’te takım arkadaşı Bernal’in ardından ikinci sırayı almasıydı. Bu, 2018’deki Tour zaferinin ardından “medya ilgisi nedeniyle yoğun” geçen kışa rağmen gelen bir ikincilikti.

Ancak bu sezonun Büyük Turlarında ne olursa olsun (Giro’daki podyumunu 13. Tour’a katılması takip edecek) şansını göz ardı etmek aptallık olur. O; bilge, kurnaz ve fırsatları kollayan harika bir yarış gözlemcisi.

Vingegaard’ın Bask Turu’ndaki kazasının ardından ne kadar iyi toparlandığına bağlı olarak, Giro d’Italia’daki mutlak hakimiyeti göz önüne alındığında, durdurulamaz Tadej Pogačar’ın geçilmesi gereken adam olması muhtemel. Thomas, Giro’da 10 dakikadan fazla bir zaman farkı yediği rakibini Fransa’da alt edebilir mi?

“Neden olmasın ama akıl oyunları oynayacak biri değilim” diyor. “İşimi yapacağım, tutarlı, iyi ve güçlü kalmaya çalışacağım. O bir savaşçı ve kazanmayı seviyor ama umarım olması gerektiğinden daha fazla istekli olur ve gereksiz enerji harcar.”

Ancak Pogačar’ın da yaşlandığını ve bilgeleştiğini ekliyor. Thomas, “Bazı hatalarından ders aldığından eminim” diyor. “Tadej emekli olduğunda tüm zamanların en iyilerinden biri olacak. Bu büyük bir meydan okuma ama aynı zamanda herkes için keyif veren bir şey.”


Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir