Bir sonraki tercihiniz niçin alüminyum bisiklet olmalı: Avantajları

Bir sonraki tercihiniz niçin alüminyum bisiklet olmalı: Avantajları

Alüminyum bisiklet avantajları, hafiflik, dayanıklılık ve uygun fiyat dengesini bir araya getirerek hem şehir içi ulaşımda hem de uzun yol sürüşlerinde kullanıcıya konfor ve performans sunar.

Lakin şunu baştan netleştirelim. Her alüminyum aynı değildir. Buna karşın, alüminyum karbon fiberden daha ucuzdur (yüksek performanslı çelik, titanyum ve magnezyuma göre daha ucuzdur). Peki iki malzeme arasındaki gerçekten çok fark var mıdır?

Bir alüminyum Specialized Allez Sport kadrosunu alın ve onu amiral gemi kardeşi, yeni Tarmac SL8 ile karşılaştırın. Tarmac’ın ise kadro seti, Allez bisikletin tüm ekipmanları dahil fiyatından çok daha fazla. Tarmac’ın kadrosu 780 gram ağırlığında, Allez ise 1.395 gram. Başka bir deyişle, iki bisikleti tamamen aynı parçalarla toplarsanız, Allez’i seçerek cebinizde bir hayli para kalır. Bedeli ise sadece 615 gramdır. Yarışa meraklı bisikletseveler bilir ki 615 gram hiçbir şeydir. Sele borunuzu biraz kısaltın, telefonunu evde bırakın, yeter.

Tabii ki başka faktörler de var. Yine Specialized üzerinden gidersek, Tarmac daha aerodinamik – ama ne kadar? Elimde bir veri yok, ancak kadro şekilleri oldukça benzer. Üstelik bir tasarımı ne kadar aero yaparsanız yapın, sürtünmenin yalnızca yaklaşık %20’si bisikletin kendisinden kaynaklanır. Asıl hava direncini oluşturan sizsiniz. Ek olarak, Allez’in geometrisi Tarmac ile neredeyse birebir aynı.

Alüminyum bisiklet göründüğünden fazlası

Alüminyum bisiklet avantajları: Hafiflik, paslanmazlık, uygun fiyat ve konfor

Yazımızın konusu Specialized’a övgü değil elbette. Cannondale uzun zamandır CAAD serisi bisikletler üretiyor ve alüminyum Synapse modeli öne çıkıyor. BMC, alüminyum Teammachine ile gayet iyi bir iş çıkarıyor. Trek’in alüminyum Émonda’sını da unutmamalı ve sonra Avrupa’nın en popüler bisikleti geliyor (Decathlon öyle diyor): B’Twin Triban. Fiyatıyla kıyaslayınca Triban RC500‘den daha iyi bir seçenek düşünemiyorum.

Liste uzayıp gidiyor ve saydığımız tüm bu modeller, karbon kardeşleriyle geometri ile boru şekilleri açısından oldukça benzer. Buna karşın, ağabeylerinin fiyatlarının yalnızca küçük bir kısmına satılıyorlar.

Performans açısından bakıldığında hepsi de oldukça rijit bisikletler. Ama durun bir dakika, sorun da bu değil mi zaten? Alüminyum sürüş açısından tam bir felaket olarak bilinir.

Geniş lastiğin avantajları kritik

Alüminyum kadrolu bir bisiklet

Sertlik, 1990’larda profesyonel pelotonda çeliğin yerini alüminyumun almasının nedeniydi. Ancak modern kadrolar artık en az 28mm lastiklere uygun olacak şekilde tasarlanıyor ve bu lastikler düşük basınçlı tubeless (iç lastiksiz sistemle geliyor. Bu da alüminyum bir bisikletin parktaki tahta bank gibi hissettirmesi yönündeki endişeleri ortadan kaldırıyor. Tek yapmanız gereken konforu lastiklerinizle ayarlamanız. Üstelik Allez 32mm lastiğe bile imkan tanıyor.

Alüminyum geri dönüştürülmesi en kolay malzemelerden biridir – hatta deniliyor ki, dünyadaki alüminyumun üçte biri halihazırda geri dönüşümdedir.

Aklıma gelen tek dezavantaj, üst düzey alüminyum bisikletlere olan talebin az olması nedeniyle üreticilerin genellikle düşük seviye komponentler kullanması. Shimano 105 grupsetin ötesine geçen ya da karbon jantlarla gelen alüminyum bisiklet bulmak zor. Oysa bisikletin ağırlığına en çok etki eden aslında bu parçalardır – kadrodan daha bile fazla. Ama bunu değiştirebiliriz. Bisiklet markalarına mesaj atarak ve yerel üreticilere yazarak alüminyumun yeniden ciddiye alınmasını talep edebiliriz.

Elbette, profesyonel bisikletçiler alüminyum bisikletlerle yarışmayacaklar. Ama bizler profesyonel yarışçılar değiliz Bizler, hızlı ve eğlenceli bisikletleri uygun fiyata isteyen hevesli amatörleriz. Alüminyum bisikletleri isteyen biziz.


Benzer Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir