Hazırlayan Erman Öner
1986 doğumlu Jozef Metelka, 21 yaşındayken tenis antrenörü olmak istiyordu. Bir gün antrenmandan dönüşünde motosikleti ile virajı dönerken karşıdan gelen araba ile çarpıştı. Bu kaza sonucu bir bacağını kaybeden Metelka, spor yapmaktan ise asla vazgeçmeyecekti
Cyclist Türkiye, Jozef Metelka ile özel bir söyleşi gerçekleştirdi. Paralimpik sporunun önde gelen isimlerinden olan Metelka ile Rio Pralimpik Oyunları’nı, gelecek planlarını ve paralimpik sporunun bugünü hakkında konuştuk. Metelka, sorularımızı Türkiye’deki bisikletseverler için özel olarak cevapladı
Cyclist Türkiye: Paralimpik oyunları benzersiz bir deneyim olmalı. Nasıl bir tecrübeydi?
Jozef Metelka: Rio gerçekten harikaydı. Son derece yardımsever insanların ve güzel spor alanlarının olduğu iyi organize edilmiş bir etkinlikti. Rio’ya kafamda bazı soru işaretleriyle gitmiştim, ama neticede gerçekten unutulmaz bir tecrübeydi. Umarım gelecekte de bu tip organizasyonlarda yeniden yer alma şansı yakalarım.
Cyc: Sarah Storey bir söyleşinde UCI’nin Dünya Şampiyonalarında para-bisikletçilere para ödülü vermemesini eleştirmişti. Bir dünya şampiyonu olarak etik açıdan bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
J.K: Sarah’ya tamamıyla katılıyorum. Bana göre de bir maaş ya da para ödülü olmadan profesyonel olarak adlandırılmak manevi olarak doğru değil.
Cyc: Bir keresinde en büyük hayalinizin bisiklet ve para-bisikleti birbirine yaklaştırmak olduğunu söylemiştiniz. Bisiklet ve para-bisiklet arasındaki en büyük farklılık nedir size göre?
J.K: Farklılıklardan ziyade bizi birleştiren şeylerden bahsetmek isterim. Sonuçta herkes bir bisiklet sürüyor, mümkün olduğunca çok çalışıyor ve muhtemel en iyi sonucu almak için yeteneklerinin ve olanaklarının ötesine geçmeye çalışıyor. Tüm atletler en iyisi için çabalıyor ve adil yollarla zorluklarla nasıl baş edeceğini ve onların üstesinden nasıl geleceğini öğreniyor. Zaten her şeyin en iyisini yapıyoruz, daha fazlası nasıl mümkün olabilir ki?
Cyc: Sponsorlar olmadan para-bisiklet sporunu yapmak ne kadar zor?
J.K: Profesyonel para-bisikletçi açısından bu imkansız. Bisikleti hobi olarak sürüyorsanız problem değil. Kısaca profesyonel bisiklette olduğu gibi para-bisiklette de durum aynı.
fsfsf
Cyc: Tour de France’de yer alan ilk para-bisikletçi olsaydınız, bu sizin için ne anlama gelirdi? Belki hemşeriniz Peter Sagan’la birlikte!
J.K: Kariyerimin şu aşamasında piste daha fazla odaklanmaya başladım, ama yeni meydan okumalardan da çekinmem. Eğer Fransa turuna hazırlanmak ve yarışmak için bir teklif gelirse hayır demem.
Cyc: Geçirmiş olduğunuz kaza zihinsel olarak hayata bakışınızı nasıl değiştirdi?
J.K: Her dakikama, küçük ve sıradan gözüken her şeye değer vermeye çalışıyorum. Örneğin, bir ay boyunca yapacak durumda olmadıktan sonra duş almak bile büyülü bir deneyimdi. Ne istediğine dikkat et diye bir deyiş vardır, buna rağmen hayallerimi takip etmeye ve dileklerimi gerçekleştirmeye çalışıyorum.
Cyc: Bisiklet dışında Josef Metelka kimdir?
J.K: Motosikletçi, kayakçı ve iyi yemek meraklısı.
Cyc: Spor kahramanınız ya da size güç veren kişisel bir mottonuz var mı?
J.K: Asla bir kahramana sahip olmadım. Şöyle derler, ‘’Eğer önderlik edemiyorsan, takip etmen gerekir’’ ve ben asla emirleri takip etme konusunda iyi değilim. İnandığım mottomsa Hannibal’ın,
‘’Eğer bir yol bulamadıysan, kendi yolunu yap.’’
Cyc: Yenilenen modern UCI saat rekorunu deneyecek misiniz?
J.K: Şu an için hayır. Pistte onlarca tur atmak pek ilgimi çekmiyor, hatta biraz da sıkıcı buluyorum. Karada bisikletle hız rekorunu kırmak gibi bir planım var ama.
Cyc: Para-bisikletçi olarak en gurur verici anınız ya da en büyük başarınız nedir?
J.K:Para-bisiklette birçok zafer kazandım ama en anlamlısı, Rio 2016’da bireysel takip yarışını kazandıktan sonraki kutlamamdı. Ayrıca Glasgow’da heyecan verici bir atmosferdeki Pist Dünya şampiyonluğum da en az RIO kadar büyülü bir andı.
Cyc: Ne yazık ki Türkiye’de profesyonel bir para-bisikletçi yok, ama yine de bir mesajınız ya da tavsiyeniz var mıdır?
J.K: Slovakya’da da durum aynı. Ödeme yapılmadığı için bizler de profesyonel değiliz. Ben kendimi elit bir atlet olarak tanımlıyorum ve inanıyorum ki en iyisi için çabalayan, sıkı antrenman yapan, biraz şans ve büyük bir azimle herkes benim seviyeme ulaşabilir.


