Bizimle iletişime geçin

Editoryal

S&C JAI HINDLEY

8 Mayıs’ta Torino’da zamana karşı ile start alacak 2021 Giro d’Italia macerası, tüm bisiklet camiasını sarmaya başlamışken, geçtiğimiz yıl Giro d’Italia’yı sürpriz bir şekilde 2’nci tamamlayan Jai Hidley, Cyclist Türkiye’ye konuştu. Bu çok özel röportaj sadece web sitemizde!

Röportaj JOSEPH ROBINSON Fotoğraf LAURA FLETCHER

Avustralya bisikletinin yeni umut vadeden yeteneği Jai Hidley, Team DSM’in istikrarlı yükselişi, Stelvio zirvesindeki galibiyeti ve ceketini giyerken yaşadığı zorluk hakkında konuştu!

Cyclist: Geçen yılki Giro d’Italia ikinciliğiyle birçoklarını şaşırttın ki maglia rosa’yı da son günkü zamana karşıda kaybettin. Ne başardığını idrak edebildin mi?

Jai Hindley: Artık ortalık yatıştı. Akıl alıcıydı! Röportaj teklifleri gelmeye başladığında anlamaya başladım. ABC ve 7 News ile röportajlar yaptık ki bu Avustralya’da büyük bir şeydir. Ana akım medya tarafından tanınmak güzeldi çünkü bisiklet her zaman en önemli spor değil ve Giro, Avustralya’da AFL büyük finaline çok yakındı. State of Origin rugby ligi varken bu sonucu elde etseydim o anki ilgi belki hiç yaşanmamış olabilirdi!

Cyc: Team DSM (Geçen seneki adıyla Team Sunweb) seni ve yarışı üçüncü sırada tamamlayan Wilco Kelderman’ı Giro’ya lider pozisyonunda gönderdi. Fakat senin kişisel beklentilerin nelerdi?

JH: Gergindim çünkü daha önce korunan lider olarak bir Büyük Tur koşmamıştım. Fikrim, bunu hak edecek bir şey yapmadığım yönündeydi. Kumandayı kırana kadar antrenman yapmıştım ve formda olduğumu biliyordum ancak ilk 10’a girmek için mücadele vermeyi umuyordum. Ve birden son gün Milano’ya üzerimde pembe mayoyla girdim. Yönetmesi zor bir şeydi.

Cyc: O zamandan beri birçok insan, Stelvio’nun geçildiği 18. etabı kazanmanın dönüm noktası olduğunu söyledi. Aynı görüşte misin?

JH: Stelvio’dan önceki gece uyumakta zorlanıyordum. Yapabileceklerim konusunda çok heyecanlıydım. Kendimi düşünmekten alıkoyamıyordum: Yokuşlu başlangıç, tüm gün yığınla tırmanış ve ardından bir zirve finişi. Ekmeğime sürülen tereyağıydı.

Etap daha başlamadan kendime bugün kazanacağımı söylemiştim. Fakat sonra Stelvio’ya sardığımızda, her yer karla kaplıydı ve tüylerim diken diken olmuştu. Önümde sadece öncü araç ve tam gaz giden iki Ineos bisikletçisi vardı. Radyodan kulağıma büyük isimlerin geriye düştüğü haberi geliyordu. Olaylar gelişirken, bunun destansı bir bisiklet olayı olduğunu biliyordum. Oldukça sihirli anlardı.

Cyc: Etabı kazanmış olsan da bazıları seni ceketini giymeye çalıştığın o komik halinle hatırlayabilir…

JH: Ah dostum! Ceketi zirvede bana vermesi için günün başında suvanyöre emanet etmiş ve sol cebine üç ya da dört jel bırakmıştım ki bu da ceketi ağırlaştırdı. Bu sebeple giyemedim! Ters gitme ihtimali olan her şey ters gitmişti ve hepsi TV’de canlı yayında vuku buldu. İçimden, “Kahretsin! Utanç verici olacak. Şimdiden esprileri duyabiliyorum” diye düşündüm.

Etaptan sonra ailemden, bunun gerçekleşmesini izlerken hayatlarından yıllar kaybettiklerini söyleyen mesajlar aldım.

”Kazanmayacağımı bile bile o son kilometreleri sürmek acı vericiydi. Giro’yu kazanmaktan 15km uzaktaydım. Bu bayağı bir ağırıma gitmişti.”

Cyc: Giro’nun son günü Milano’daki zamana karşıda kendini Tao Geoghegan Hart ile yarış liderliği için yarışırken buldun. Baskı ile nasıl başa çıktın?

JH: Start rampasına ulaşana kadar gergin değildim, sonra arkamdan yarışa başlayan kimse olmadığını fark ettim. Sona kalandım. Zamana karşıda asla sona kalan kişi olmazdım!

Kafamın içinden bir ses “Bunu kazanabilirim” dedi. Sonra başka bir ses ise “Sadece kendi yarışını koşman gerekiyor” dedi. Şansın benden yana olmadığını biliyordum ve takım arabasından bir laf yemek istemiyordum. Durumun nasıl olduğunun radyoda söylenmesini istedim.

Kazanamayacağımı bile bile o son kilometreleri sürmek acı vericiydi. Giro’yu kazanmaktan 15km uzaktaydım. Bu bayağı bir ağırıma gitmişti. Ama bazıları tüm kariyerleri boyunca benim başardıklarım için uğraşıyorlar ve asla elde edemiyorlar; ve ben bunu üçüncü Büyük Tur’umda elde ettim. Ayrıca Milano’da tepeden tırnağa pembeler içerisindeydim. Muhtemelen bir bisiklet yarışında başıma gelen en havalı şeydi.

Cyc: Geçen sene Tom Dumoulin ayrıldığında, Team Sunweb’in geleceğiyle ilgili sorular soruluyordu. Şimdi 12 ay geçti ve takım beklentilerin üzerine çıktı. Bu nasıl oldu?

JH: Dürüst olmak gerekirse şaşırmadım. Marc Hirschi’nin süper yetenekli olduğunu zaten biliyorum ve Søren Kragh Andersen bir süredir kapıyı çalıyordu. Olay sadece hepsinin birden gelmesiydi. Takımın kaynaklara sahip olmasının da yardımcı olduğunu düşünüyorum. Bazı takımlar bu yılın sonunda faaliyetlerini durdurdu; oysa biz erkekleri, kadınları ve geliştirme takımlarını bu sezonun başlarında yüksek irtifada antrenman yapmaları için Avusturya’ya götürebildik.

Cyc: Avustralya futbolu ile tanınan bir şehir olan Perth’den çıkan bir kişi nasıl olur da bisikletçi olur?

JH: Babam aslında Manchester’dan ve eski bir yarışçıydı. Bana sporun tarihini öğretti. Ben altı yaşıma kadar yol bisikleti sürdüm ve birkaç yıl sonra velodromda yarıştım. Okul hayatım boyunca bisiklet yarışçısı olmak istedim, başka bir şey değil. Ama hafta sonları arkadaşlarım rugby oynarken, Lycra’da tıraşlanmış bacaklarla bisiklet süren tek çocuk bendim.

İnsanlar bana sinir bozucu bisikletçi derlerdi ve ben epey bir saçmalığın üstesinden geldim ama çok da umursamıyordum. Neyse ki Perth’de harika bir sürüş yolu var. Çocukken Rob Power [Team DSM’den takım arkadaşı] ve ben bu grup sürüşlerini kararlı bir şekilde yapardık, her hafta yetişkinlerle birlikte 150km boyunca tam gaz giderdik. Sonra 15 yaşımda Fransa’ya gittim ve 2011’de Cadel Evans’ın galibiyetini izledim. Şahsen izlediğim ilk Tour de France oldu. Bazı dağ etapları gördüm, dağlarda bisiklet sürdüm, Belçika’da yarıştım, muhteşem bir deneyimdi.

Bisiklet sürdüğüm ilk dağın da o yolculukta olduğunu ve onun da Col du Tourmalet olduğunu hatırlıyorum. Tırmanmayı seviyorum ve buna inanamamıştım, bir saatten fazla tırmanabilirdim! Perth’de her tırmanış 10 dakikada biter. Yani ben ve Perth’den bu diğer üç adam, asla bu kadar büyük bir tırmanış yapmamıştık, bu yüzden ilk 10 dakikayı tam hız sürdük ve daha sonra gidecek 50 dakika daha olduğunu fark ettik. Bir yandan da hoşuma gitmişti.

E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!

Yorumlar için tıklayın

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Öne Çıkanlar

“Tadej Pogačar, Hinault ve Merckx’den bile daha iyi”

Haberler

Çin’in Bisiklet Mezarlıkları Görüntülendi

Haberler

UCI Dağ Bisikleti Dünya Kupası’nda yeni sezon başlıyor!

Haberler

Peter Sagan ‘dan 11 yıl sonra Tour de Romandie zaferi

Haberler

Bağlan
E-Posta Bülteni

E-Posta bültenimize abone olun, en son haber ve röpörtajlardan ilk sizin haberiniz olsun!