Yazı AYDAN ÇELİK
Rıfat Çalışkan bu ülkede bisikletin futbol kadar ilgi gördüğü, altın yılların yani altmışların-yetmişlerin sembol isimlerden biriydi. 210 kez milli takım forması giydiğini, bunun halen yanına yaklaşılmayan bir rekor olduğunu söylersek, sanırım derdimizi anlatmış oluruz.
1941 yılında doğan Rıfat Çalışkan, 1961 yılında Konya’nın ünlü takımı Şekerspor’da bisiklete başladı. Güçlü fiziği ve yeteneğiyle çok kısa sürede öne çıktı. Çok sayıda ulusal ve uluslararası başarıya imza attı.

O yıllar, Türkiye’de hemen herkesin birkaç bisikletçi adını ezbere bildiği yıllardı. Rıfat Çalışkan, Sadık Keleş, Hasan Can, Ali Hüryılmaz, Nusret Ergül, Erol Küçükbakırcı, Yusuf Ecevit gibi ‘yerli’ isimlerin yanı sıra Eddy Merckx, Felice Gimondi gibi ‘yabancı’ isimler de bilinirdi. Bugün böyle bir durumun kıyısından bile geçmiyoruz.
(Düşünsenize, 1976 Montreal Olimpiyatları’ndan sonraki 32 yıl boyunca bir tek bisikletçimiz olimpiyatlara katılamadı. Ta ki, Bilal Akgül 2008’de Pekin’de yarışana dek. Bu 32 yıl Türk bisikletinin ‘Fetret’ devridir.)

Bursa Nilüfer Belediyesi’nin Yerel Gündem dergisi, Rıfat Çalışkan ile 2007’de bir mülakat yayınlamıştı. Şampiyon pedal, bisikletin geldiği durum konusunda şunları söylüyordu: “O yıllarda yarışlar yapılırken insanlar yolların kenarlarını hınca hınç doldururlardı… Tarlalarında çalışan insanlar çapalarını, oraklarını bırakıp sporcuları desteklemek için yol boylarına dizilirdi… Türkiye’de bisiklet bugün maalesef çok kötü durumda. Devlet bu spora ilgi göstermiyor. Belediyeler ya da özel firmalarda ise kulüpler, şahıslara bağlı. Yani bisikleti seven bir yönetici olursa kulüp kuruluyor. Ama o kişi ayrılırsa kulüp de yaşayamıyor. Böyle yapboz iş olmaz… Sadece bisiklet sporunda değil, son yıllarda Türkiye’de hemen hemen tüm amatör sporlarda derin bir çöküş yaşanıyor…”
(Burada naçizane bir ekleme yapmak isterim. Yalnızca devlet ve kurumlar değil; toplum da bisikletin ruhuna uzak bugün. Hafta sonu, Adapazarı-Karasu arasında yaptığımız bisiklet yolculuğunda, yol kenarında bir adam: “Derdiniz ne? Alsanıza bir motosiklet. Rahat rahat gidersiniz” diye akıl verdi. Anahtar cümle bu: ‘Rahat rahat gitmek’… Toplumun ‘emek’ denen şeye dair algısında yaşanan değişimle ilgili olabilir mi bu geriye gidiş, ne dersiniz?)

Yolunuz açık olsun kaptan. Dileriz oralarda, erken göçmüş diğer ‘yol şövalyeleriyle’ buluşmuşsunuzdur. Coppi’ye, Simpson’a, Casartelli’ye, Pantani’ye baki selamlar…
NOT: Bu yazı 2009 yılında kaleme alınmıştı. Geçen zaman içinde Türkiye’de bisiklet sporu büyük bir ivme kazandı. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu, günümüzün en klas sporcularının ilgi gösterdiği bir tur haline geldi. Elmalı zirvesinde biten Tur’un en çekici etabı Rıfat Çalışkan’ın anısına düzenleniyor.
Elinizde tuttuğunuz Cyclist Türkiye de bu ivmenin bir göstergesi…Hepimiz için hayırlı olsun.


