Fotoğraflar: LISA STONEHOUSE
Beş kez Tour de France şampiyonu, “Le Blaireau” (Porsuk) lakabıyla tanınan bisiklet efsanesi Bernard Hinault, yarış azmi ve kararlılığıyla hâlâ tüm kuşaklara ilham veriyor.
Cyclist Türkiye olarak, Fransız efsaneye kariyerinin dönüm noktalarını, günümüz bisikletine bakışını ve hâlâ neden “kazanmaktan” vazgeçmediğini sorduk. Hinault, her zamanki gibi açık sözlü, iddialı ve tutkulu yanıtlar verdi.
Cyclist: ASO’yla elçi ve yarış organizatörü olarak sürdürdüğünüz görevinizi bıraktınız. Neden böyle bir karar aldınız ve şu anda neler yapıyorsunuz?
Bernard Hinault: Emekli oldum. ASO’yla 42 yılı aşkın süredir yarışmalarla ya da başka aktivitelerle devam eden iş birliği içerisindeydim. Tüm hepsi tamamlandı. Büyümesini görmek istediğim iki torunum var. Onlar, büyükbabamın benimle geçirdiği zamanı düşünmeme neden oldu. Tüm bunlar benim kendi çocuklarımla yaşayamadığım anlardı ki bunu torunlarımla ıskalamak istemedim. Zaten halihazırda çok fazla şey kaçırdım.
Cyc: ASO’nun bisikletin yönetim organı olan UCI’yle, yarışların nasıl inşa edilmesi konusunda arası limoni. Gelecekte ikili arasında neler olmasını bekliyorsunuz?
BH: WorldTour yarışlarından çıkmak ve yarışların kategorilerini değiştirmek ASO için tek çözüm yolu. Bu ayrılıkla ilgili bir problem değil, problemin asıl kaynağı UCI’nin bugünlerde yeterince düşünmemesi.
Cyc: UCI’nin hangi noktalarda yanlış kararlar aldığını düşünüyorsunuz?
BH: Yalnızca bir çözüm yolu var; takımlar yarışlara katıldığı için değil, sonuç aldığı için para ödülü kazanmalı. Futboldaki sistemi göz önünde bulunduralım. Premier Lig, birinci lig ve alt kategoriler var. Ve eğer sen hangi lig olursa olsun son üç sırada bulunuyorsan, dışarıda kalmalısın. Bu iş bu kadar basit.
Eğer aynı yapıyı bisiklete de uygularsan, bu sefer sportif direktörler şöyle diyecektir; “Oraya git ve yarış, çünkü eğer yarışmazsan sene sonu geldiğinde kapının dışına kanacağız!”
Cyc: Bunun pratiğe nasıl döküleceğini düşünüyorsunuz?
BH: Bu, ASO’nun otoritesini ortaya koyarak; işte biz böyle yapmak istiyoruz demesi gereken yer. Mevcut yarış sistemini değiştirerek organizatörler, bisikletçileri yarışlarda daha fazla zorlayabilir. Organizasyonlar tüm profesyonel takımları yarışa almakla yükümlü olmamalı; yarışmak istemeyen takımlar evde kalabilir. Bu şu anlama geliyor, yarışlardaki tüm bisikletçiler her gün savaşmalı. Bu da çok fazla şeyi değiştirecektir. Fransa Turu’na gelecek olursak, buraya tatil gibi gelenler seneye kesinlikle davet edilmemeli.
sdadadad
Cyc: Son zamanlarda izlemekten keyif aldığınız yarışlar hangileri?
BH: Genellikle üç yarışı izlerim. Tour of Gabon; harika bir yarış ve Afrika bisikletinin gelişimini gösteriyor. O yarış parayla çok fazla ilgilenmiyor, sadece saf bir şekilde yarışıyorlar. Çünkü Afrika bisikletinde çok fazla gelişim söz konusu. Aynı zamanda Tour de Bretagne’ı da izlemekten keyif alıyorum. Bu yarış üçüncü kategori bir yarış, çıkıyorlar ve her gün sıkı bir şekilde yarışıyorlar. Seyrettiğim son tur, genç ve yetenekli bisikletçilerin ilk kez sahneye çıktığı Tour de l’Avenir (aynı zamanda “Tour of the Future” olarak da bilinir).

5 Fransa Turu şampiyonluğuyla bu alandaki rekkoru üç isimle (Jacques Anquetil, Eddy Merckx ve Miguel Indurain) paylaşan
“Patron” lakaplı Bernard Hinault’nun Fransa Turu’nda 28 etap galibiyeti bulunuyor.
Cyc: Son zamanlarda bisikletlerde gördüğümüz bisiklet üstü kameralar hakkında ne düşünüyorsunuz?
BH: Her ne zaman olursa olsun yarış içinden böyle kareler görmek izleyici için fantastik bir deneyim. Sprint ya da bir dağ tırmanışı varsa TV kameralarından ya da helikopterlerden daha fazlasını görebilirsiniz. Bisikletçilerin “insanların bisikleti televizyondan takip etmesini sağlamak için daha fazla ne yapabiliriz” diye düşünüp düşünmediğini bilmiyorum. Ama belli bir tempoda saatler boyu noktadan bir noktaya gidermiş gibi yarışmak başlı başına yeterli değil.
Cyc: Sizce bugünün pelotonunda bisikletçilere emir veren ve bu sayede kazaları azaltan sizin gibi bir patronun varlığının faydası olur mu?
BH: Kazalar konusunda bisikletleri iklimsel koşullara adapte etmeliyiz. Şu anda, biri frene bastığında, diğer pek çok bisikletçi aşırı gergin oluyor ve bu yüzden de düşüyor. Karbon frenler çok iyi bir tutuşa sahip ama ıslakken frenajları berbat.
Şu anda bisikletçiler disk frene karşı gibi ama bu tamamıyla saçma. Şimdi profesyonel olsaydım, disk frenli bir bisiklete binmekten başka bir seçenek düşünmezdim. O, yağmurda ya da kuru havada en güvenli fren sistemi. Dağ bisikletinde disk fren 20 yılı aşkın süredir kullanılıyor. Dağ bisikletinde disk frenlerin daha fazla sakatlanmaya sebep olduğunu duydunuz mu?
dadadadadad
Cyc: Bazı bisikletçilerin bacaklarında disk fren nedeniyle oluştuğunu iddia ettiği yaralara en diyorsunuz?
BH: O yaraların sebebi kesinlikle aynakol dişlileri. Çünkü yaranın oluştuğu noktaya disk fren rotorunun zarar verme ihtimali yok. Dubai’de bir bisikletçi (Owain Doull), bir başka bisikletçinin (Marcel Kittel) disk freni nedeniyle ayakkabısının yırtıldığını söyledi. Bu kesinlikle yol kenarındaki bariyerin keskin ucunun açtığı bir yarıktı.
Yarışçılar saçmalamaktan vazgeçmeli ve düşünmeye başlamalı. Belirli bir ürünü istemediğin zaman onu kullanmamak için bahaneler üretmeye başlarsın. Aslında bunun yerinde ürünü geliştirmek için düşünmelisin.
Cyc: Günümüzün bisikletçilerine ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
BH: İlk olarak, yarışçılar daha bağımsız olmalı, dolayısıyla arkasında ne yapması gerektiğini söyleyen sportif direktörler olmamalı. 2016’da Romain Bardet olayını düşünelim. Sportif direktör Bardet’nin direktiflerini görmezden geldiğini söyledi. (Bardet Saint – Gervais Mont Blanc’da atak yaptığında). Ama eğer atak yapmasaydı ikinci de bitiremezdi. Eğer Froome kaza sonrası yerden kalkamasaydı, Fransa Turu’nu Bardet kazanacaktı. Bugünlerde sportif direktör olmak tamamıyla parayla alakalı.
Cyc: Gençliğinizdeki favori bisikletçileriniz kimlerdi?
BH: İki tane var. İlki Anquetil’di, ikincisi Merckx; ikisi de kazanmak için doğmuştu. O yaşlarda bu ikiliye bakıp kendimi bisikletçi olarak onlardan aldıklarımla bisikletçi olarak kendi stilimi yarattım. Merckx, çünkü her şeyi kazandı; Anquetil, çünkü o havalı biriydi.
Cyc: Fransa Bisiklet Turu’nu altıncı kere kazanmayı hiç arzuladınız mı?
BH: Niçin, amaç ne? Beş yerine altı kez kazansaydım daha mutlu biri mi olurdum? Son iki Fransa Turu’nda ( 1985 ve 1986) yarışma ve bundan keyif alma şansım oldu. Bu doğru, eğer isteseydim daha fazla Tour kazanabilirdim. Ama bu yalnızca en iyisi benim, çünkü en fazla ben kazandım demek için olmazdı.


